BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beyaz Zambak

Beyaz Zambak

Burçin bahçede dolaşırken, açık renkte bir otomobil kapıya yanaştı. İlk kez gördüğü için, gelenlere merakla baktı. Otomobil bahçeye girmiş, kapının önünde park etmişti. Daha da meraklanarak o yöne doğru gözlerini dikti. Gelen misafirler vardı!..



Banu bu sözleri duyunca hem çok şaşırdı, hem de utandı. Mete her şeye rağmen ablasının Zeliha ile ilgili bir kuşku duymadığına, bu konuda bir şey sezmediğine seviniyordu. -Meltem sözlü mü dedin?.. -Evet bir hafta önce sözlenmiş. Banu büyük bir utançla yerinden kalkıp kardeşine sarıldı. -Bağışla beni canım kardeşim. Sana büyük haksızlık yaptım. Ama inan ki seni çok seviyorum. Bütün endişem, bütün korkum sensin. Kalbini kırdıysam özür dilerim. Mete’nin yüzü hâlâ ciddiyetini koruyordu. Homurdamaya benzer bir sesle konuştu. -Benim hakkımda taşıdığın endişeler yersiz. Benden özür dilemene gerek yok. Bu yaptıkların ne kadar hoş olmasa da, beni sevdiğin için yaptığını biliyorum. Banu endişeyle baktı kardeşine. -Yine de bir şeyi merak ediyorum. Mete, yine ne saçmalayacaksın der gibi baktı ama bir yandan da Zeliha adı geçecek diye endişeleniyordu. -Neyi merak ediyorsun?.. -Sen Eskişehir’e niçin gittin?.. Mete sinirinden güldü. -Hâlâ kafanda senaryolar var değil mi?.. Başını iki yana salladı cık cık ederek. -Sana gittiğim gün uğrayıp söylemedim mi abla? Burada bunaldım. Gepe genç bir kız olan Zeliha’nın ölümü de beni sarsmıştı. Canım gezmek, tozmak istedi. Bir hava değişikliğine ihtiyacım vardı. Ne var bunda ki, aklına saçma sapan şeyler geliyor?.. Banu, ilk defa tanıyormuş gibi baktı kardeşine. -Mete biliyor musun, dedi. Sen artık büyümüşsün. Oysa ben seni hep çocuk görüyormuşum. Yanılmışım. Ama yanıldığıma sevindim. Seni büyümüş görmek ne güzel!.. Mete ablasının bu sözleri karşısında yumuşadı. -Tamam abla, dedi. Şimdi oturup ağlayacaksın. En iyisi bu konuyu kapatalım. Banu haklısın der gibi başını salladı. O sırada kapı zilinin çalması her ikisini de rahatlattı. Mete bir oh çekti içinden. Koltukta duran bir gazeteyi alıp bakmaya başladı. Gelen Raşit’ti. -Hoşgeldin Mete, dedi. -Hoşbulduk enişte, diyerek sarıldı. Seni özlemişim. Koltuğa oturdular. -İyi ki geldin enişte. Ablam beni fena bunaltmıştı. İstihbarat servisinde sandım kendimi. Beni ablamdan kurtardın, Allah razı olsun senden. Hep birlikte gülüştüler. -Ablanın hayal gücü geniştir, dedi Raşit. Aslında bütün kadınların hayal gücü geniştir. Sana neler çektirdiğini tahmin edebiliyorum.  Burçin bahçede çiçeklerin arasında dolaşırken, açık renkte bir otomobil kapıya yanaştı. İlk kez gördüğü için, gelenlere merakla baktı. Otomobil bahçeye girmiş, kapının önünde park etmişti. Daha da meraklanarak o yöne doğru gözlerini dikti. Otomobilden bir kadın, bir erkek iki kız ve yirmi yaşlarında inanılmaz yakışıklı bir delikanlı inmişti. Burçin bu genci biraz tanır gibi oldu. Onların yanına gitti. -Buyurun, dedi. Bir şey mi istemiştiniz?.. Kadın Burçin’in yanaklarına doğru ellerini uzattı. -Biraz annenizle görüşecektik yavrum. Evde mi?.. Burçin, kadının bu lâubali hareketinden hoşlanmadı. -Evet evde, dedi. Kendisine haber vereyim. Burçin eve girince, kadın kocasına döndü. -Bu kız Süha’nın beğendiği kadar varmış. Güzel kız gerçekten. Bunun gibisi zor bulunur değil mi Sadun?..” Sadun bey başını salladı: -Evet!.. diyerek oğluna döndü. İsmi neydi bu kızın?.. Süha: -Burçin olduğunu işitmiştim, dedi. Kızların büyüğü, kardeşine göz kırptı: -Yengemizin kendisi kadar adı da güzelmiş Yeliz. -Evet Yeşim, Burçin güzel isim, diyerek güldü Yeliz. İsmiyle, güzelliği birbirine yakışmış. Yeşim sarı saçlı, yeşil gözlü, ondokuz yaşında bir kızdı. Onsekiz yaşında olan kardeşi Yeliz ise kumral saçlı ve elâ gözlüydü. Ağabeyleri Süha yirmi yaşlarında görünüyordu. Bir kız gibi güzeldi Süha. Çok yakışıklıydı. Ayrıca çok efendi bir görünüşü vardı. Burçin’i bir kez araba kullanırken görmüş, kızın güzelliğine o anda tutulup evine kadar takip etmişti. O civarda bulunan bazı tanıdıklarına bu kızı soruşturduğunda, “senin tarifine bakılırsa, herhalde Burçin olmalı..” demişlerdi. Süha, Burçin’e o kadar tutulmuştu ki, meseleyi ailesine açarak, bu kızla evlenmek istediğini söylemişti. Eğer birisine bağlı değilse, o kızı kaptırmamaya kararlıydı. > DEVAMI YARIN
Kapat
KAPAT