BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > "Zinnûreyn" lakabıyla anıldı

"Zinnûreyn" lakabıyla anıldı

Hazret-i Osman, Müslüman olmadan önce ticaretle uğraşan zengin bir tüccar olup, mükemmel ve zarif bir cemiyet insanıydı. İslamiyet gelmeden önce, Hazret-i Ebû Bekir ile yakın arkadaş ve dost idi. Ona karşı içten bir sevgi besler, iş husûsunda da görüşüp konuşurlardı. O da Hazret-i Ebû Bekir gibi câhiliyye devrinin her türlü kötülüklerinden uzak durmuştu.



Hazret-i Osman, Müslüman olmadan önce ticaretle uğraşan zengin bir tüccar olup, mükemmel ve zarif bir cemiyet insanıydı. İslamiyet gelmeden önce, Hazret-i Ebû Bekir ile yakın arkadaş ve dost idi. Ona karşı içten bir sevgi besler, iş husûsunda da görüşüp konuşurlardı. O da Hazret-i Ebû Bekir gibi câhiliyye devrinin her türlü kötülüklerinden uzak durmuştu. Hazret-i Osman Müslüman olmadan evvel bir gün, Kureyş'in ileri gelenleri ile oturmuş sohbet ediyordu. O sırasında Hazret-i Muhammed Mustafâ'nın, kızı Rukayye'yi, Utbe'ye vermiş olduğunu öğrendi. Bu haber onu hayli üzmüştü, Rukayye'yi alamamış olmanın verdiği sıkıntı ve endişeyle perişan bir vaziyette eve geldi. Evde çok sevdiği ve saydığı firaset sahibi olan teyzesi de vardı. Sohbet esnasında teyzesi ona, "Yâ Osman! Sen öyle biriyle evleneceksin ki, ne o senden önce bir erkek görmüş olacak, ne de sen ondan önce bir kadın görmüş olacaksın. Bu kız çok güzel olup, saliha biridir. Ayrıca bu kız, Peygamber kızı olsa gerek" dedi. Hazret-i Osman teyzesinin bu sözünü hayretle karşıladı, zira o ana kadar peygamber olarak bildiği kimse yoktu. Hiç ortada böyle bir şey yokken teyzesinin bunları söylemesine çok şaşırmıştı. Ancak Hazret-i Osman şunu çok iyi biliyordu ki üstünlüğü ve firaset sahibi olmasıyla tanınan teyzesinin ağzından çıkan bu sözler boş olmasa gerekti. Kendisini hayretle izlediğini gören teyzesi sözlerine şöyle devam etti; "Merak etme, O kimseye Cenâb-ı Hak'tan vahiy gelmeye başladı. Sen O'nu bulmakta güçlük çekmeyeceksin!" Bunun üzerine Hazret-i Osman teyzesine bu sır dolu sözlerini biraz açıp, kendisini meraktan kurtarmasını söyledi. Bunun üzerine teyzesi Hazret-i Osman'a, "Muhammed bin Abdullah'a peygamberliği bildirildi. Artık halkı hak dine davete başladı. Çok zaman geçmez ki, sen O'nun dinine girer kurtulursun. O'nun dini, bütün alemi aydınlatacaktır" dedi. Bu sözler Hazret-i Osman'ın zihnini iyice karıştırmaya başlamıştı ve bunun üzerine Hazret-i Osman her önemli meselede fikrini aldığı Hazret-i Ebû Bekir'e koştu. Teyzesinin kendisine söylediklerini aynen bildirmesi üzerine Hazret-i Ebû Bekir, "Merak etme, artık bize hak yolu gösteren zat geldi. Ben kendisinin peygamber olduğuna inandım, iman ettim. Gel seni de huzuruna götüreyim, sen de iman et!" dedi. Bu konuşmaların ardından Hazret-i Ebû Bekir O'nu Resûlullah'ın huzuruna götürdü. Peygamber efendimiz Hazret-i Osman'a şöyle buyurdu: "Yâ Osman! Hak teâlâ seni Cennete misafirliğe davet ediyor. Sen de icabet eyle. Ben bütün insanlara hidayet rehberi olarak gönderildim" Hazret-i Osman, Resûlullah'ın yüksek halleri ve güler yüzle söylediği sözler karşısında kendinden geçip, büyük bir şevk ve teslimiyetle Kelime-i şehâdet getirip Müslüman oldu. Hazret-i Osman, bu şehâdetiyle İslam'a gelen Müslümanların beşincisi olmayla şereflendi. Hazret-i Osman bin Affân imana geldikten sonra, amcası, Hazret-i Osman'a eli ile ve dili ile çok eziyetler yaptı. Müslüman olduğu için amcası, onu iple belinden ağaca bağlayıp, yoruluncaya kadar kırbaçla döverdi. O bütün bu işkencelere sabreder hep Kelime-i şehâdet okurdu. Günlerden bir gün amcası Hazret-i Osman'ın yanına varıp, dedi ki, "İnsafa geldin mi. Hemen ya dininden dön, atan ve dedenin dinine gir, veya sana eziyetten geri durmam" Bunun üzerine Hazret-i Osman buyurdu ki; "Ya amca! Bu kadar cefânın, yüz mislini de yapsan bana, Hazret-i Muhammed'in doğru dininden asla dönmem. Boş yere zahmet çekersin" demesi üzerine amcası, Hazret-i Osman'a eziyet etmekten vazgeçti. Müslüman olduktan sonra teyzesinin dediği gibi Peygamberimizin kızı Rukayye ile evlenme şerefine nail oldu. Peygamberimizin kızları Rukayye ve Ümmü Gülsüm daha önce Ebû Leheb'in oğulları Utbe ve Uteybe ile nişanlanmışlardı. Peygamberimiz, insanları Müslüman olmaya davete başlayınca, Ebû Leheb düşmanlık etmeye başladı. Oğulları da düşmanlık edip, Resûlullah'ın kızlarını almaktan vazgeçtiler. Böylece Resûlullah'ı sıkıntıya düşürmek istediler. Bunun üzerine vahiy gelerek Rukayye'yi Hazret-i Osman'a nikah eyledi. Rukayye, Bedir savaşından sonra vefat edince, Peygamberimiz diğer kızı Ümmü Gülsüm'ü de Hazret-i Osman'a nikâh eyledi. Hicretin dokuzuncu yılında Ümmü Gülsüm vefat ettiğinde Resûlullah "Üçüncü bir kızım olsaydı muhakkak ki seninle evlendirirdim" buyurmuştu. Bu bakımdan Hazret-i Osman, Peygamberimizin iki kızıyla evlenme nimetine kavuştuğu için, iki nur sahibi manasına gelen "Zinnûreyn" lakabıyla anılır oldu Menâkıb-ı Çihâr Yâr-i Güzîn
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 97916
    % -1.09
  • 5.5551
    % -0.15
  • 6.3936
    % -0.36
  • 7.2561
    % -0.85
  • 219.118
    % -0.12
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT