BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İlâhî adalet!.

İlâhî adalet!.

Diktatörler için “en hazin son” devrilmeleri ve devrilmelerinden sonra “başlarına gelenler” değildir!.



Diktatörler için “en hazin son” devrilmeleri ve devrilmelerinden sonra “başlarına gelenler” değildir!. Diktatörler için “en hazin son”, devrilmeden önce ve “kendilerini en kuvvetli, en kudretli zannettikleri bir zamanda”, çok sonradan farkedebilecekleri “yalnızlaşmak”tır!. Etrafında “kendisini gerçekten seven” tek kişi kalmamıştır; zira “doğruları söyledikleri için” onları teker teker etrafından uzaklaştıran, kovan ya da “kellerini alan” bizzat diktatörün kendisidir! Gün gelir, “müthiş bir heyecanla, alkışla, gönüllerin sultanı olarak koltuğa oturtulan ve “görülmemiş bir desteği arkasında bulan” diktatör, “yapayalnız” kalır!. Etrafında “viraneler” vardır, “yalaklar, salaklar, asalaklar” vardır!. Ve “tarihin bütün diktatörler için yazdığı son”, işte “yalnızlaşarak başlayan bu hazin sonun” sonucudur!. “Sportif diktatörler” için de “bu süreç geçerlidir!.” Sevgili Naci Arkan Çarşamba günü Türkiye’de “bir sportif diktatörün hazin sonunu inanılmaz bir gerçekçilikle” anlatırken, futbolumuza adeta “tarih düşmüştür!.” “Bitmiş bir takım, bitmiş bir şehir” yazısı, “çerçeveletilip” her “kulübün”, hatta “her siyasi partinin” başkanlık ya da “genel başkanlık odasına” asılacak cinstendir!. Defalarca okudum; Trabzonspor için, onun “sportif diktatörü” için bunca yazı yazdım, bunca yazı okudum, yazdıklarımın içinde “beğendiklerim” vardı, okuduklarım içinde “çok beğendiklerim” vardı, amma... Sevgili Arkan’ınki “çok ama çok başkaydı!.” Bu yazı, “bir sportif diktatörün hazin sonunu” öyle güzel anlatıyordu ki, bir gün sonra gazetelerde, Mehmet Ali Yılmaz’ın “Bırakıyorum, adım da bu kulübün her tarafından silinsin” açıklamasını okuduğumda hiç şaşırmadım!. “Sosyal determinizmin” değişmez kurallarından biriydi bu!. Nasıl “bir uçak sonsuza kadar havada kalamazsa”, hiç bir diktatör de, “yalnızlaşma başladıktan sonra” koltuğunda oturmayı devam edemezdi, ya indirilir, ya kendisi inmek zorunda kalırdı!. Ve “Ben... Ben... Ben...” diyen, “kendi yönetim kurulu üyelerini bile” bir dakikada harcamaktan çekinmeyerek “adam yerine bile koymadığını gösteren”, futbolcuları “kabzımal yapacağını” söyleyen, kovmadık teknik adam bırakmayan, ama sonunda “etrafında sadece birkaç yağcısı ile kalan” Mehmet Ali Yılmaz, nihayet “doğru” olanı yapma noktasına geldi. “Bitti!.” Ama hâlâ atıp tutuyor: “Ben bitmedim, Trabzonspor’u bitirdiler!.” Yılmaz bu kararı ile “Trabzonspor’un kurtuluşu yolunda” büyük bir adım atmıştır, kutlarım!. Ama, Trabzonspor’un, “viraneye dönmüş” Trabzonspor’un, hem de yeni yönetimleriyle Mehmet Ali Yılmaz’ın “yağcıları tarafından” devamlı topa tutulacak Trabzonspor’un “yeniden yapılanma süreci” uzun sürecektir!. Kimse, yeni gelecek yönetimden “hemen başarı beklemesin!.” Herkes Naci Arkan’ın yazısını iyi okusun ve “gerçekleri görsün!.” “Sportif diktatörün” nasıl bir miras bıraktığını anlasın!. Ve geliyorum, yazımın başlığına!. “İlâhî adalet!..” Çok yıllar önceydi... Trabzon’da bir Fenerbahçe maçı sonrası, Trabzonspor seyircisi, tıpkı Galatasaray maçı sonrasındaki gibi olaylar çıkarmıştı!. Ve İstanbul medyasında “yürekli bir spor müdürü”, bu olayları spor sayfasının manşetlerine taşıyarak, “olayları kınamıştı!.” Sonra... O gazetenin sahibi, “o sayfayı yapan spor müdürünü” istifaya zorlamış ve “Türk spor basınının en büyüklerinden biri” doğruları yazdığı, doğruları yansıttığı, doğruları söylediği için görevini bırakmak zorunda kalmıştı!. O “yürekli” gazeteci Necmi Tanyolaç’tı!. Gazetenin sahibi ise Mehmet Ali Yılmaz!.. Bu nasıl “ilâhî” bir tecellidir ki, “Trabzon’daki olaylar sonucu” Tanyolaç’ı “istifaya zorlayan” aynı Mehmet Ali Yılmaz, çok yıllar sonra “benzer olaylar sonucu” istifa etmek zorunda kalıyor!. İşte “ilâhî adalet” ve işte “takdir-i ilâhî!.” Daha ne söyleyebiliriz ki?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT