BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir işçi lideri konuşuyor

Bir işçi lideri konuşuyor

Yarın 1 Mayıs.. aman dikkat.. o kadar kötü örnek yaşadıktan sonra hatırlatma yapmadan edemedim.



Yarın 1 Mayıs.. aman dikkat.. o kadar kötü örnek yaşadıktan sonra hatırlatma yapmadan edemedim. Özellikle de İstanbul çok hareketli geçeceğe benziyor.. DİSK eski Genel Başkanı Rıdvan Budak, DSP’den İstanbul Milletvekili olarak parlamentoda pazar günü “yemin” edecek. Ancak başkanı olduğu konfederasyon, KESK ile birlikte 1 Mayıs Mitingi yapıyor İstanbul’da. Cumartesi böyle, pazar günü ise üniversite giriş sınavları yapılacak. Öte yandan da TBMM’de yeni parlamenterlerimiz “and” içerek milletvekilliğine ilk adımlarını atacaklar. Televizyonlardan bazıları canlı yayınlayacak. Aynı gün Elazığ Bağımsız Milletvekili Mehmet Ağar’ın yakınları da Ankara’da bir kutlama yürüyüşü yapacaklar. Ancak içeriğinde “kınama” da olan bir protesto yürüyüşü. “1 Mayıs.. 1886-1999 ..an over-cuntury lasting struggle for bread peace fredom.. Bir asrı aşan ekmek, barış ve özgürlük mücadelesi sürüyor” Çerçevesi içinde; ayağına bir pranga geçirilmiş, demir parmaklı tek penceresinden ışık gören barış güvercini olan bu posteri Hak-İş bastırmış ve Başkent sokaklarına asılmış. Hasta yatağında bizi kırmayan Hak İş Başkanı Salim Uslu’ya çok duyarlı 1 Mayıs ve bir sonraki pazar gününü değerlendirmesini istedim. -Kutlamamızı Tunus Caddesi üzerindeki kapalı salonumuzda yapacağız. Yeni Parlamentodan ve yeni hükümetten beklentilerimizi açıklayacağız. -Neden miting alanlarında değil de kapalı salon? -Bir Mayıs’ı artık iman derecesinde kutlamak doğru değil. Gereksiz. Biraz da nostalji oldu artık. Bunun emeğe de bir faydası yok. Legal ve illegal örgütler de katılıyor. Kendi propagandalarını yapıyorlar. Kamuoyu da bunu hoş karşılamıyor. Geçen Bir Mayıs’ta kötü örnekler yaşadık. Alanlar işgal edildi. İşçiler geri plana itildi. Bizim anlayışımızda şekil değil içerik ve nitelik önemli. Hangi mesajı vermeliyiz bu önemli. -Niçin birlikte gerçekleşmiyor bu toplantılar? -Türk-İş, DİSK, KESK, Memur Sen, Kamu Sen ve biz, altı konfederasyon birlikte kutlayacaktık. Böyle olsaydı mesajımız Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Sezer’in açıklaması kadar etkili olacaktı. Olmadı. Türk-İş ile gerçekleştirecektik. Yine olmadı caydılar. İş başa düştü. Bundan da mutluyuz. -Ne mesaj vermeyi düşünüyorsunuz? -Demokratikleşme, özgürlükçülük, gelir adaletsizliği, isdihdam sorunu en başta. Defolu bir demokrasi ile 21. Asra giremeyiz. Sosyal devlet yara alırsa, ağır bir sosyal fatura öder. Sosyal devlet ilkesi en az laiklik kadar önemli. İşçilerimiz bilirler ki, demokrasi ve özgürlük olmadıkça kazanılmış hakları bile koruyamazsınız. IMF emekli yaşını yükseltiyorsa, aynen öyle olur. Yönetimler bu isteği uygular, demokrasi olmazsa. -Nasıl yani? -Tepkiler özgürlükçü bir toplumda ve ortamda sağlanır. Alanlar size kapatılırsa, hakkınızı arayamazsınız. Hukuk devleti bir de bakmışsınız kanun devleti oluvermiş. Sorunlar, demeçlerle çözülmüyor. Demokratik ve meşru tepkilerimizi gösterebilmemiz demokrasilerde ve özgürlükçü toplumlarda olur. -Bu açıklamalarınız Anayasa Mahkemesi Başkanınınkini hatırlatıyor. -Sayın Sezer’in ifadelerine aynen katılıyoruz. İşyerleri kışla gibi yönetilmez. İşçiler katılımcı olmalı yönetimlerde. Yeteneklerini özgürlükçü biçimde üretim endüstrisinde kullanmalıdırlar. -Emekçiler açısından nasıl bir hükümet bekliyorsunuz? Sorunlarınızı bilen bir bakan faydalı olabilir mi? -Bakanın deneyimli olması sorunumuzu çözmüyor. Kafi değil. Önemli olan hükümetin tavrı, içtenliği ve kararlılığıdır. Hükümet kurulurken gönül ister ki, sadece siyasi partilerle değil, sosyal taraflarla da diyalog kurulsun, temaslar yapılsın. Ülkemizin uyumlu, mecalli, kararlı hükümetlere ihtiyacı vardır. İvedi olarak gelir adaletsizliği ele alınmalı. Muktedir bir yönetim rant çevrelerine karşı durabilir. Sosyal devlet ilkesini hayata geçirebilir. Kaynağı bahane etmez. Siyasi linç kampanyalarına karşı dayanır, programını hayata geçirir. -Parlamentoda bir sol, 4 sağ merkezli parti var. Deniz Baykal, “CHP dışlandı, Ecevit hükümet kurmakta zorlanıyor” diyor. Ne dersiniz? -Yaygın bir kampanya ile DSP ve MHP hükümeti isteniyor, ANAP da bu oluşuma destek verecek gibi görünüyor. Başörtüsü ve Susurluk gibi sorunlar sıkıştırılarak değil ikna edilerek böyle bir oluşum sağlanabilir. Önemli olan sağ-sol değil, partilerin programlarının ve görüşlerinin uzlaşması. Anayol aynı tabanı ve aynı görüşü benimsemişti, ancak iki ay sürdü. Bu konuda büyük sermaye ve medya da bastırıyor. Hatta İlhan Selçuk bile böyle istiyor. -Yarın ve pazar günü; hareketli eylemlere sahne olacak gibi? -İşçilerimiz hiçbir eyleme karışmayacak ve sorumlu bir davranış içinde bulunacaktır. Kamuoyunu rahatsız edecek hususlardan şiddetle kaçacaklardır. Provokasyonlara fırsat vermeyeceklerdir. Demokratikleşmenin ve özgürlükçü toplum oluşturmanın ilk adımı da parlamentodaki “yemin töreni”yle atılacaktır. Keşke yemin töreni, 1 Mayıs kutlamalarından önce olsaydı. Kamuoyu bu ilk adımı görecekti. Şimdi konfederasyonlar ve sivil toplum kuruluşları yarın bu ilk adımı atacaklar meydanlarda. Bir de bakmışsınız siviller; vekillerine daha hoş örnek olmuşlar, dikkatlerini çekmişler. Neden olmasın?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99326
    % -0.51
  • 5.564
    % -3.14
  • 6.3027
    % -2.78
  • 7.3659
    % -2.88
  • 236.892
    % -2.65
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT