BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beyaz Zambak

Beyaz Zambak

Akşamdan kalma hüzün ve düşüncelerle fabrikaya gelmişlerdi. Yeni bir hayat başlatmalıydı kendine, fabrika belki yeni bir hayatın başlangıcı olur, bazı acıları unutmasını sağlardı. Çok uzun süredir gelmediği fabrika hayli değişmişti. Son derece şıktı babasının odası...



Burçin, gerçekten elden gidiyordu!.. Ertesi günü babasıyla fabrikaya gitti Mete. Dün gece pek uyuyamamıştı düşünüp durmaktan, fabrikaya varıncaya kadar da kafası akşamdan kalma konularla meşguldü. Önce Faruk yüreğini hoplatmıştı evinde, fazlasıyla etkilenmişti. Faruk’un tuzak kurduğunu anlayınca rahatlamış ve sevinmişti. Sevinmişti ya, pek uzun sürmemişti bu sevinç. Şermin’den duydukları şaka değildi, oyun değildi, tamamen gerçekti. Burçin şaka maka değil, gerçekten elden gidiyordu!.. Sabaha kadar uyuyamamış, anılarla boğuşup durmuştu. Sevmem diyordu, sevmiyorum diyordu, müthiş öfkeliydi, çok kızıyordu ama yüreğinde bir iz bıraktığı kesindi kızın. Ne olursa olsun ilk gözağrısıydı Burçin, ilk sevdiğiydi. Şimdi artık nefret de ediyor olsa, hayatından tamamen çıkmış olacağına üzülmeden edemiyordu. Akşamdan kalma hüzün ve düşüncelerle fabrikaya gelmişlerdi. Yeni bir hayat başlatmalıydı kendine, fabrika belki yeni bir hayatın başlangıcı olur, bazı acıları unutmasını sağlardı. Çok uzun süredir gelmediği fabrika hayli değişmişti. Son derece şıktı babasının odası. Kırmızı-siyah renklerin hakim olduğu bir dekorasyonu vardı. Fabrikanın bütün üst düzey yöneticileri, ustabaşıları, sekreterler babasının emri üzerine odaya gelmişlerdi. Coşkun bey oğlunu tanıttı onlara. Mete’nin bundan böyle fabrikaya arasıra da olsa geleceğinden bahsetti. Onlardan Mete’ye yardımcı olmalarını istiyordu. Tanışma faslından sonra Mete’nin elini sıktılar, tebrik edip, başarılar dilediler. Mete’nin kafası Burçin’deydi hâlâ. Yüreği yanıyordu. En son genç bir hanım başarılar diledi Mete’ye. Diğerleri gittiği halde onu göndermedi Coşkun bey. -Seniha hanım bir dakika!.. dedi. Şöyle otur lütfen!.. Seniha, Coşkun beye merakla bakıp, bir koltuğa oturdu. -Seniha hanım sekreterim olur, dedi Coşkun bey, ayakta dikilen oğluna dönerek. Sekreterim ama benim elim ayağımdır her zaman. Sekreterden çok danışman demek daha doğru. Çok hünerlidir, hesabı çok iyidir, hafızası kuvvetlidir, ilginç önerilerde bulunur. Yabancı dili ve bilgisayarı mükemmeldir. İnsanlarla ilişkisi çok iyidir. -Teşekkür ederim, dedi Seniha. Mete babasının niçin ondan bu kadar söz ettiğini anlayamamıştı. Uzun etekli, çeketli ve siyah saçlı kız, Coşkun beyin övgülerinden utanmıştı. -Seni Seniha hanıma emanet edeceğim Mete. Ondan çok şeyler öğreneceğine eminim. Ne öğrenirsen kârdır bunu aklından çıkarma. Seniha’ya döndü. -Evet Seniha hanım, Mete’yi sana emanet ediyorum, ondan sen sorumlusun. Senden ona yardımcı olmanı istiyorum. Senin yanında staj görürse adam olacağına eminim. -Elimden geleni yaparım Coşkun bey. -Mete’nin odasına geçelim şimdi. Coşkun beyin odasından çıkıp Mete için hazırlanan odaya geçtiler. Gayet lüks döşenmişti geniş oda. Mete hayran kaldı. -Teşekkür ederim baba. Coşkun bey oğlunun elinden tutup koltuğuna oturttu. -Koltuğa oturmasını öğren, dedi. Bak sana ne kadar yakıştı. Böyle şeylere alışkın olmayan Mete rahatsız olmuştu: -Aman baba!.. dedi. Kendilerine gülümseyerek bakan Seniha’ya döndü Coşkun bey. -Böyle şeylere alışkın değil ya, yadırgıyor beyzade. Ama zamanla alışır merak etme. Öyle bir alışır ki, babasının koltuğunu elinden almaya çalışır. -Hadi baba!.. deyip güldü Mete. -Neyse çocuklar benim gitmem lâzım. Bostancı’da bir toplantıya yetişmeliyim. Şimdilik hoşçakalın. -Güle güle, dedi Mete. Yine bekleriz. Coşkun bey kahkaha atarak dışarıya çıktı. Mete babasının ardından bakarken, evdeki babasıyla buradaki babasının çok farklı olduğunu düşünüyordu. Herkes çok saygılıydı ve çekiniyordu. Oysa evdeki Coşkun bey ehl-i keyf, hep espri yapan, dünyanın en gamsız adamıydı. Gerçi burada da neşeliydi ama bir otorite kurduğu da belli oluyordu. -Oturun lütfen, dedi ayakta dikilen Seniha’yı farkedince. Seniha gülümserken bile ciddiydi. Sekreterden çok bir işkadını havası vardı onda. Bu havası çok kimseyi ona yaklaşma cesareti vermezdi herhalde. Babası o kadar çok methettiğine göre önemli özellikleri olmalıydı. -Anladığm kadarıyla, baba oğul çok iyi anlaşıyorsunuz. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT