BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beyaz Zambak

Beyaz Zambak

Mete ile telefonda konuştuğu o günden beri hisleri allak bullak olmuştu Burçin’in. Çoktan beri gülmeyen yüzü içtenlikle gülmeye, hayattan zevk almaya başlamıştı. Sadece Mete’nin sesini duymak bile onun yeniden dünyaya gelmesine yetmişti...



Burçin, Süha’nın bu halini, Mete’nin ilk zamanlarına benzetiyordu. Mete de o zaman böyle utangaç ve mahçup bir gençti. Süha’nın tek farkı, bir kız gibi güzel olmasıydı. Mete ile gezdikleri o zamanlar aklına geldi. Şu an daha iyi anlıyordu o günlerin güzel günler olduğunu. Aradan o kadar zaman geçmiş, ama aklında en çok o günler kalmıştı. Mete’nin telefon açtığından beri o hatıralarla yaşıyordu. Ne kadar şaşırmıştı Mete’nin sesini telefonda duyunca. İnanamamıştı ve heyecanlanmıştı. Soluğu kesilmişti âdeta. O kara günden bu yana ilk kez konuşuyorlardı Mete ile. Mete’nin ilgilenmez ve konuşmaz tavırları kahretmişti Burçin’i. Artık Mete’nin olmadığı bir dünyaya mecburen alışmaya çalışırken, o telefon duygularını tekrar canlandırmıştı. Bir ümit doğmuştu. Mete’nin kendisini affetmesinden başka bir dileği yoktu. Nazikti Mete telefonda, hatta sesinden özlemiş olduğu anlaşılıyordu. O da heyecanlıydı, o da şaşkındı. Demek ki yüreklerindeki duygular henüz ölmemişti, belki yeniden canlanacaktı... Mete ile telefonda konuştuğu o günden beri hisleri allak bullak olmuştu Burçin’in. Çoktan beri gülmeyen yüzü içtenlikle gülmeye, hayattan zevk almaya başlamıştı. Sadece Mete’nin sesini duymak bile onun yeniden dünyaya gelmesine yetmişti. Yine de bir hüzün vardı ve bırakmıyordu yakasını... Süha’nın kullandığı araba az sonra Karaköy’e gelmişti. Burçin kafasındaki düşüncelerle etrafını seyrediyordu. Topkapı Sarayı, Ayasofya, Sultanahmet, Yeni Cami, Süleymaniye camileri karşısındaydı. Galata köprüsünde ilerlerken: -Süha yavaşlar mısın?.. dedi. Buraların bende önemli hatıraları var, doya doya seyretmek istiyorum her tarafı. -Tabiî dedi Süha ve arabayı yavaşlattı. Burçin iskeleye yanaşan gemilere, Eyüp taraflarından gelen takalara bakıyordu. Eminönü her zamanki gibi kalabalıktı. Büfelerden müzik sesleri dalga dalga yayılıyordu. Eminönü’ndeki iskelelerden binlerce insan vapurlara biniyordu. Vapurların biri geliyor, biri gidiyordu denizde. Eminönü’nü geçmişler, Vilayet yokuşunun önünden çıkan yokuşa girmişlerdi. Burçin: -Sultanahmet meydanına gidelim Süha, dedi. Ayasofya Camii’ne giden Kazım İsmail Gürkan Caddesine girdiler. Daha önce Mete ile yaptıkları gibi, Ayasofya’nın önünden sağa kıvrılıp Sultanahmet meydanına geldiler. Ayasofya ve Sultanahmet camileri birbirlerine haşmetle bakıyorlardı. Yine Sultanahmet parkının havuzunda sular havalara fırlıyordu. Park tıklım tıklımdı her zamanki gibi. Hava çok sıcaktı. Her tarafta turist vardı. -Arabayı buralarda bir yere park eder misin?.. dedi Burçin. Bir yerde otursak fena olmaz. -Tabiî, dedi Süha. Aslında bunu benim teklif etmem gerekirdi. Siz benden önce davrandınız. Arabayı yakınlarda bir yere bırakıp Yeraltı sarnıcının oradan Halide Edip’in büstünün bulunduğu parka girdiler. Parkın yanındaki bir pastaneye gelip, bir zamanlar Mete ile oturdukları masaya oturdular. Burçin kendini geçmişte yaşıyor gibi hissediyordu. Herşey tamam, bir Mete eksikti. O Mete ise asla olmayacaktı, çünkü Mete değişmişti. Çok değişmişti. İçeriden kulağına çalınan bir şarkıya dikkat kesildi. Sen şansını kaybettin Mutsuzluğa mahkûmsun Sevmek nedir bilmedin Yalnızlığa mahkûmsun... ..... Şarkıyı dinledikçe ağlamamak için kendini zor tuttu. Bu şarkıyı Mete’nin ağzından dinliyor gibiydi. “Düştüğüm şu hallere bak yarabbim,” dedi içinden. “Şarkılar da beni etkiliyor artık.” Nemlenmişti gözleri. Hep böyle oluyordu son günlerde, yüreğinden burnunun direğine doğru bir şeyler sızlıyordu. Unutamamıştı Mete’yi, onu aşağıladığı zamanlarda bile sevmişti. Bunu bütün benliğiyle hissediyordu. -Ne istersiniz?.. Garson soruyordu. Limonata ve pasta istediler. Garson siparişleri getirdiğinde Burçin Süha’nın gözlerine baktı. -Süha, dedi. Sen hayatında hiç sevdin mi?.. Süha böyle bir soruyu hiç beklemediğinden çok şaşırdı, bocaladı. Yanakları daha da kızardı. -Size bahsetmeye çekindiğim bir konuyu açtınız Burçin hanım. Pardon Burçin hanım demeyecektim size. Ben ilk defa sizi sevdim. Sizden başka hiç kimseyi sevmedim. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT