BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Tenha’ şairi

‘Tenha’ şairi

2000’li yıllardan itibaren şiir dili, kurgusu ve anlayışını tamamen değiştiren Mustafa Özçelik’in “Gül ve Hançer” ile “Şairin Duası- Dua Şiirleri Antolojisi” isimli yeni kitapları bu değişimi göz önüne seriyor.



Şiiri hayatına dahil olan bir şair Mustafa Özçelik. Sürekli, duruğu yeri düşünen, bağlı bulunduğu değerler sistemiyle yönünü tayin etmeye çalışan Özçelik, yıllardan beri şiir söylüyor ama en kendinden ve en farklı şiirlerini yeni söylemeye başlıyor. Ben, Mustafa Özçelik’le Mavera dergisinin 127. sayısında çıkan “Sana gülümseyen ölüm” şiirindeki “Buyruk gelmiştir/ yeryüzü meydanlarında yürümen için/ sana tüfeğin ucunda bir kuş mu/ karşısında hayatı terleterek/ seni aşina bir çehre bilip/ gülümseyen ölüm” mısralarıyla tanımıştım; ardından “İfşa”, “Güneş ve Ayna”, “Serenat”, “Dünyanın Tenhasında” ve “Diriliş Türküsü” kitaplarındaki doyumsuz şiirlerinden... Aradan bir zaman geçti, Özçelik’in, 2000’li yılların başında şiire dair düşünceleri değişti ve artık “hakikat ve insan” gerçeği üzerine şiir söylemeye başladı. Şiirinde içine sinmeyen yabancılaşmayla başlayan tatminsizliği köklerine dönerek kapatmaya çalıştı. Bir hoş sedâ... İstanbul Yayınları (0 212 216 51 44)’ndan çıkan “Gül ve Hançer”, bu anlamda Mustafa Özçelik’in şiirinin yeni damarlarını ortaya koyan bir kitap olarak yayımlandı. Bol ve anlaşılmaz imgeden, Batılı bir tarzla şiir yazmaktan, belki de aynı hissiyatı taşıyıp da yabancı terkip ve kalıplarla şiir söyleyenlerin düştüğü tuzağa düşmekten kendini kurtararak, “Hakikat önünde boynunu büküp, çileye talip olarak gökkubede bir hoş sedâ bırakmak” için kaleme sarıldı. Kimin kendisini şair sandığının hiç önemi olmadığını söyleyerek... “Bu müzik seninle başladı bu çalkantılı akım/ Kayaları yumuşatan bu ağrı/ Dikkati unutturan imge/ Bu geçmiş zaman sayfalarında özlenen sanat/ Hergün biraz daha kendimizden uzaklaştığımız/ Zamansız ve mekansız kaldığımızda/ Gecede seninle” (Serenat’tan) mısralarının yerini, kodları daha bize dönük dizeler aldı: “Efendim can havliyle sana/ Feryâd u figânım var/ Istırabım çok derdim yaman/ Aklım zâil özüm harap...” Hakikat ve insan Hakikat ve insan gerçeği, yerlilik, yüzünü tamamen kendi medeniyetimize dönen, önceki şiirindeki sapmalardan uzak, kimlik- etik ve estetik kaygılarla örülen, halk şiirinin rahatlığıyla söylenen ama sürekli bir hikmet peşinde koşan, rahat ve anlaşılır bir şiirle karşımıza çıkan Mustafa Özçelik’in, belirgin imge olarak “tenha” (8 adet) ve “karanfil” (9 adet) kelimelerini kullanması dikkat çekiyor. “Dehşet ve Hüzün” başlıklı bölümdeki şiirler ise günümüz insan karmaşasına protest bir sesleniş gibi algılanıyor. “Gül ve Hançer”, Mustafa Özçelik şiirini takip ve yürüdüğü yolu merak edenler için mutlaka okuması gereken bir eser. Özçelik’in Selis Yayınları (0 212 520 05 57) arasında çıkan “Şairin Duası” isimli dua şiirleri antolojisi de, yeni şiirinin kaynağını göstermesi bakımından önem taşıyor. Uygurlar’dan bu yana Türk şiirinde bir dua geleneği olduğunu belirterek geniş bir giriş kaleme alan şair, “Dua ezberlerimin yanına şiir ezberleri de eklendi. Duadan sonra şiirin anlamını da keşfetmiş oldum” diyerek başladığı antolojide Mehmed Akif’ten günümüze 110 şairin en güzel şiirlerine yer veriyor kitapta. Bu kitap da “mutlaka görülmeli” derim. Yolcu Hafif bir söze dönüşüyor toprak Varlığım âşikâr bir gölgeye Gözlerini kapatan yeryüzü Hep böyle yorgun bir akşam Batıya açılan sonsuz pencere Ölüler yalnız başlıyor sabaha Kör bir kuyudan çıkan suçlarıyla Bir şafağın önünde durup Kadere ve hesaba boyun eğen Dönerek kendini çağıran bakışa Ah dünya mevsimi soğuk bahçe Beni yakıp yanıltan keskin arzu Dokunduğum bulut içtiğim su Ne kaldı şimdi senden bana Beni ölüme teslim eden yolcu Yıkılan köprü kuruyan ırmak Beni kalbimden vuran hançer Tutabilsem seni âh ellerin kan Öyle bir ateş saldın ki yeryüzüne Bir uğultuda kayboluverdi akşam ¥ Mustafa Özçelik
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT