BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beyaz Zambak

Beyaz Zambak

Banu ve Burçin koltuklara oturdular. Uzun zamandır ilk kez görüşüyorlarmış gibi aralarında sohbete başladılar. Süheyla’yı avutmakta olan Raşit “Benim karnım acıktı Banu. Karnımı doyur da gideyim artık” deyince, Banu yerinden kalkıp sofrayı getirdi...



Banu, tebessüm ederek: -İnanamıyorum, dedi. Siz Faruk’la bir şeyler çeviriyorsunuz!.. -Bu tuzaklar tamamen Faruk’un fikri. Mete ile Burçin’in durumunu anlatmıştım ona. Bir şeyler yapmamız lâzım diyerek kendine göre bir şeyler tasarladı. Bana bazı görevler verdi, sanıyorum sana da verecek. -Faruk’a şaştım, dedi Banu. Müthiş bir genç. Onun da bir sevdiği var mı acaba?.. Yoksa, birisiyle başgöz edelim... -Olmaz mı, Eskişehir’de Mine diye bir kız varmış, evleneceklermiş. Zaten Faruk’un yardıma ihtiyacı yok. Senin Burçin’le daha bir samimî olmanı ve çaktırmadan ağzını aramanı istiyor Faruk. -Kaç defa niyet ettim ama Burçin’in ağzını aramak öyle kolay bir iş değil ki?.. Yine de bir fırsat bulursam ilk etapta konuşacağım. -Bence hiç durma hemen telefon aç, Burçin’i bize dâvet et. -Telefon etmeme gerek yok ki? Evleri karşımızda, seslenirim gelir. -Telefonla daha resmî olur. Kocasının yüzüne baktı. -Haklısın, dedi. Hemen arayayım. Yerinden kalkıp telefonun yanına gitti. Ahizeyi eline alıp, numaraları çevirdi. Karşısına Burçin çıkmıştı. -Burçin merhaba!.. -Merhaba Banu. Nereden telefon açıyorsun?.. -Evden. -Hayırdır inşallah. Ben de seni uzak bir yerden arıyorsun sandım. -Öyle bir arayayım dedim. Nasılsın, iyi misin?.. Epeydir görüşemiyoruz seninle. -İyiyiz Banu. Siz bize hiç gelmiyorsunuz ki?.. -Hep biz mi geleceğiz?.. Siz de gelmiyorsunuz. Hadi istersen hemen bize gel. -Şimdi mi?.. -Şimdi! Birlikte öğle yemeği yeriz. Hadi kırma beni. -Peki geliyorum Banu. Banu telefonu kapatıp, kocasının yanına geldi. -Yemekten sonra Burçin’le bizi yalnız bırak. Başbaşa daha rahat konuşuruz. -Tamam, dedi Raşit.. Az sonra kapının zili çaldı. Banu otomatik düğmeye basıp, kapıyı açtı. Burçin yukarıya çıktı. -Hoşgeldin canım, dedi Banu. Gel seninle sarılalım. Birbirlerini yanaklarından öperek sarıldılar. İçeriye girdiklerinde Raşit’in hatırını sordu Burçin. -Nasılsın Raşit enişte?... -Sağol Burçin, sen nasılsın?.. -Misafirliğe geldim. Çoktandır görüşmüyoruz da.. -Hoşgeldin. Epeydir boşladınız bizi. -Siz de bize gelmiyorsunuz. -Bundan sonra daha sık görüşürüz inşallah. Banu ve Burçin koltuklara oturdular. Uzun zamandır ilk kez görüşüyorlarmış gibi aralarında sohbete başladılar. Süheyla’yı avutmakta olan Raşit: -Benim karnım acıktı Banu, dedi. Karnımı doyur da gideyim artık. Banu yerinden kalkıp sofrayı getirdi. Burçin Süheyla’yı kucağına almak istedi ama çocuk gelmedi. -Babasından başkasına gitmez, dedi Banu. Daha şimdiden babacı bizim kız. -Büyüyünce ne yapacağım bilmem, dedi Raşit. Beni işe filan da göndermez. Her istediğini aldırtır. Beni iyi kullanır bu çocuk. Raşit’in bu sözlerine güldüler. Bu arada Süheyla dudaklarını büzdü. -Aman benim canım kızım, dedi Raşit kucağına tekrar alarak. Bir şey demedim sana. Sana her istediğini alırım. İşe seninle birlikte gideriz. Bu şakalaşmalar, konuşmalarla yemeklerini yediler. Bu arada Süheyla’nın uykusu gelmişti. Bir kenarda oyuncaklarla oynarken, kıvrılıp kalmıştı. -Süheyla uyumuş iken ben kaçayım, dedi Raşit. Zaten geç kaldım. Kapıdan çıkarken Burçin’e döndü. -Burçin bize sık sık gelmeni isterim. Annene ve babana çok selâm söyle. -Tamam, dedi Burçin. Biz de sizi bekleriz. Raşit gittikten sonra, Banu çocuğu odasına götürdü. Sofrayı da topladıktan sonra Burçin’in yanına geldi. -Burçin, hayrola seni isteyenler varmış diye duyuyorum. Süha diye birine istiyorlarmış seni. Ne oldu o iş?.. -Bir şey yok henüz, dedi Burçin ellerini dizlerinde kenetleyerek. Biraz dalgınlaşmıştı. Süha kız gibi güzel bir erkek ama beni çekmiyor doğrusu. Ama çok efendi ve kibar olması hoşuma gidiyor. -Yani?.. diye sordu Banu. Düşünceliydi Burçin. -Kesin bir tavrım yok gibi, belki de evlenirim Süha ile. Fazla istekli değilim, karar veremiyorum. Biliyor musun Banu sen koca yönünden çok şanslısın. Raşit enişte hem çok yakışıklı, hem çok kültürlü. Doğrusu gıpta ediyorum size. Banu güldü. -Teşekkür ederim Burçin, inşallah senin kısmetin de güzel olur. Ama evlenme konusunda pek aceleci görünmüyorsun. -Doğrusu pek acele etmiyorum, hatta evlenmeyi düşünmüyorum desem yeri var. Fakat buna rağmen evde de kalmak istemem doğrusu... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT