BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > DOKUNMADAN DA OLUR

DOKUNMADAN DA OLUR

Aşağıda 27 yıl milletvekilliği yapmış bir zatın hatıratından alıntılar var. 1964'te Ankara'da bastırılmış, ismi Tarihi Hakikatler, Sayfa 41: "Bir gün parti grubunda Recep Peker'in dahiliye vekaleti esnasında çok enteresan bir hadise oldu. Arkadaşlardan birisi kürsüye gelerek birçok mebusların takip edildiğini ve tarassud altına alındığını söylemesi üzerine Sinan Tekeli söz alarak şu suretle bir hadise nakletti.



Aşağıda 27 yıl milletvekilliği yapmış bir zatın hatıratından alıntılar var. 1964'te Ankara'da bastırılmış, ismi Tarihi Hakikatler, Sayfa 41: "Bir gün parti grubunda Recep Peker'in dahiliye vekaleti esnasında çok enteresan bir hadise oldu. Arkadaşlardan birisi kürsüye gelerek birçok mebusların takip edildiğini ve tarassud altına alındığını söylemesi üzerine Sinan Tekeli söz alarak şu suretle bir hadise nakletti. 'Ben Ali Fuat Paşa'yı (Cebesoy) ziyarete gidiyordum. O civarda bir şahıs ayakkabının bağını bağlıyor ve acı acı söyleniyordu. Ben Malatya'dan yeni geldim, hiç tanımadığım ve bilmediğim birisini tarassuda memur ettiler. Evini bile bilmiyorum diyordu. Ben sordum Kimi tarassuda memursun; dedim. Ali Fuat Paşa'yı dedi. İyi yavrum gel ben sana evini göstereyim dedim. Ve ben de oraya gidiyorum belki sana lazım olur, benim adım Sinan Tekelidir; Adana mebusuyum' Bu beyanat üzerine Dahiliye Vekili Recep Peker kürsüye geldi ve bu işten haberdar olmadığını, bundan çok müteessir olduğunu ve Cumhuriyet banilerinin tarassud altına alınması kadar ayıp ve çirkin bir şey olamayacağını söyleyerek kürsüden indi. Ali Fuad Paşa kürsüye gelerek buna dair çok müessir ve çok sert bir beyanatta bulundu. Bu müzakerelerden çıkan mana şu idi. Mecliste Entelican servise mensup bulunmayan her mebus tarassud altında idi. Ve her birisinin arkasında bir gölge gezerdi." KIBRIS KİMİN EKMEK KAPISI Bu kadar yıl sonra Kıbrıs'ta bir çözüm ihtimali belirdi ya.. Bizim bando mızıka takımı yerini aldı. "Bu işi sakın çözmeyin, hep böyle kalsın" diyorlar. Her sene buradan birkaç milyar dolar gitsin. Nutuklar atılsın, merasimler yapılsın, vatan, bayrak, kan, dikkat tuzak denilsin.. Ama bir yere de varılmasın. Çok darda kalınırsa katliam fotoğrafları gösterilsin. Yetmezse sert çıkılsın: Ne yani, Kıbrıs'ı verelim mi? Hayır rahat bırakın yeter. Önünüze 30 yılda ilk defa bir çözüm yolu açılmış. Sizin gürültünüzden, "müzakere edilebilir" demekten bile çekiniliyor. Müzakere edip de ne olacak.. Olsaydı 30 yıl boyunca olurdu. Kabul edin, işinize bakın.. Daha ne geçim kapıları açılır, Kıbrıs'a takılıp kalmayın.
Reklamı Geç
KAPAT