BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Düyun-ı Umumiye-IMF

Düyun-ı Umumiye-IMF

Herbirimizin adını duyduğu, az da olsa bildiğimiz Düyun-i Umumiye nedir? Bu konuda biraz daha bilgi vermek, içinde yaşadığımız ekonomik krizi daha iyi anlamamıza yardımcı olacağı düşüncesiyle bu satırları yazıyorum.



Herbirimizin adını duyduğu, az da olsa bildiğimiz Düyun-i Umumiye nedir? Bu konuda biraz daha bilgi vermek, içinde yaşadığımız ekonomik krizi daha iyi anlamamıza yardımcı olacağı düşüncesiyle bu satırları yazıyorum. Tanzimat döneminde, alınan dış borçlara ve bu borçları ödemek amacıyla oluşturulan kuruma verilen addır. Osmanlı Devleti ilk defa 1854 yılında, Kırım Savaşı’nın getirdiği mali yükü hafifletmek amacıyla dış borç aldı.1854-1874 arasında 15 defa dış borç alındı. Borcun toplamı 5.297.676.000.altın Frank’a, bunların yıllık faizi de 300 milyon franka ulaştı. Osmanlı Devleti bu borçların faizlerini bile ödeyemez hale düşünce 1875’de Ramazan Kararnamesi olarak anılan bir dizi kararla, vadesi gelen borçların ancak yarısını ödeyeceğini açıkladı. Fakat bu taksitleri de ancak 3 ay ödeyebildi. Mart 1876’da ödemeler bütünüyle durdu. Osmanlı Hükümeti daha sonra Galata bankerlerinin verdiği kısa vadeli borç ve avanslardan 8.725.000. Osmanlı Lirası tutarındaki iç borç ödemelerini de durdurdu. 22 Kasım 1879’da imzalanan anlaşmayla bu borçların faiz ve ana parası karşılığı olarak damga resmi müskirat, balık avı, tuz ve tütün resmi, 10 yıl süreyle alacaklılara bırakıldı. Bu alacakların ödenmesi için de Rusûm-i Sitte İdaresi kuruldu. Bu anlaşmayı Fransa ve İngiltere protesto etti. Bunun üzerine, Osmanlı Hükümeti bütün alacaklılarının problemini çözmek için bir tasarı hazırladı. Eylül 1881’de, alacaklı temsilcileri İstanbul’da toplandı. Bu toplantıda anlaşmaya varılamadı. 20 Aralık 1881’de düzenlenen Muharrem Kararnamesi ile anlaşmaya varıldı. Kararname, 1858-1874 arasında yapılan 5.5 milyon Franklık borçlanmayı kapsıyordu. Aynı yıl kurulan Düyûn-ı Umûmiye İdaresi, borçlar için ayrılan devlet gelirlerini, alacaklıların çıkarına göre yönetecekti. Düyûn-ı Umûmiye çalışmalarını İstiklal Harbi’nin sonuna kadar sürdürdü. Ankara Hükümeti, Lozan Andlaşmasıyla Osmanlı borçlarını ödeme konusunda alacaklılarla anlaştı. Türk Hükümeti Osmanlı borçlarından kendine düşen payın son taksidini 25 Mayıs 1954’te ödedi. Yukarıdaki satırlar, günümüzden 125 yıl öncesine aittir. Düyûn-ı Umûmiyeden kalan son borç Mayıs 1954’te ödendiğine göre, hiç borcumuzun kalmaması gerekir ki, kalmamıştır. Öyle ise, aradan geçen 47 yılda dış borcumuzun 210 milyar dolara ulaşmasının mantıklı bir izahını yapabilmek zordur. Arz etmeye çalıştığım bu tabloda iki ifade, bana yakın tarihimizdeki iki ifadeyi hatırlattı; Ramazan Kararnamesi=24 Ocak Kararları, Muharrem Kararnamesi=5 Nisan Kararları. Aradaki fark, kararnamelerin adları. 125 yıl öncesinin Düyûn-ı Umumiye’nin temsilcileri Osmanlı’nın gelirlerini kendi çıkarlarına göre yönetiyorlardı. Bugün IMF’nin Türkiye Masası Şefleri farklı birşey mi yapıyorlar? > Fikri Dağlıgil - İZMİR Yıllarımız heba oldu, bıktık, yıldık... Sayın Erkan Mumcu’nun dikkatine; Bizler, İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Orta Öğretim Alan Öğretmenliği Tezsiz Yüksek Lisans (Tarih Öğretmenliği) öğrencileriyiz. Bizler Fen Edebiyat mezunları olarak, geçmiş hükümetlerden çok çektik, canımız çok yandı. Gençliğimizin en güzel yılları sıkıntı içinde heba olup gidiyor. Her gün atama konusu konuşmaktan içimize bıkkınlık geldi. Tüm arkadaşlarımın ve benim düşüncem “bir Avrupa ülkesine gitme imkanımız olsa bir an durmayız” şeklinde. Bizim ne günahımız var? Şimdi yeni bir hükümet kuruldu ve hepimiz yana yakıla Fen Edebiyat mezunları ile ilgili politikasının ne olacağını merak ediyoruz. Daha önce hukukçu(!) olan Metin Bostancıoğlu döneminden çektiğimiz için, “acaba Erken Mumcu da böyle olumsuz bir tavır sergiler mi” diye tedirginiz. Bizler Tarih Öğretmenliği okuyoruz, geçen yıl branşdan sadece 30 kişi alındı. Bunca yığılmanın olduğu bir ortamda, 30 kişi, takdir edersiniz ki çok komik kalıyor. Hocalarımızdan ve Milli Eğitimin üst düzey yöneticilerinden duyduğumuza göre, Türkiye’de hâlâ öğretmen açığı, özellikle de Sınıf Öğretmeni açığı var. Sayın Erkan Mumcu’ya sesleniyor ve diyoruz ki; biz yüksek lisans mezunlarına branş, branş olmazsa Sınıf Öğretmenliği şansı verilemez mi? 1.5 ayda Sınıf Öğretmenliği formasyonu alanların Sınıf Öğretmenliği yaptığı bir ortamda, bizler yüksek lisans mezunu olarak Sınıf Öğretmenliği yapamaz mıyız? Hiç olmazsa, böyle bir kapının açılmasının doğru olacağını düşünüyoruz. Artık bıktık, yıldık, üvey evlat muamelesi görmekten yorulduk. Lütfen artık bizim de sesimizi duyun, lütfen... > Süleyman Kasım ‘Lisans Eğitimini Tamamlama Programı’ devam etsin Atatürk Eğitim Fakültesi Dekanlığı’na; Kadıköy Atatürk Eğitim Fakültesi’nde, 3 yıllık Eğitim Enstitüsü mezunu branş öğretmenleri için uygulanan “Lisans Eğitimi’ni Tamamlama” programlarının bu yıl da uygulanmasını yetkililerden istiyoruz... > Bir grup öğretmen
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT