BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beyaz Zambak

Beyaz Zambak

Burçin ne yapacağını bilemez haldeydi. Süha’ya cevap vermesi gerekiyordu fakat nasıl bir cevap vereceğini kestiremiyordu. Çok kararsızdı. O gezi dönüşü Mete’yi görmesi, herşeyi alt üst etmişti. Yanında bir kız olduğuna göre, demek Burçin’i unutmuştu artık...



Banu konuyu Mete’ye getirecekti ama çekiniyordu bundan. Daha önceki yaşadıkları olayın tekrarlanmasından korkuyordu. Böyle bir şey olacağını pek sanmıyordu fakat yine de Burçin’e belli olmazdı. -Bizim Mete askere gidecekmiş, az önce telefon etti. Üzüldüm doğrusu. Mete’nin adı geçince Burçin’in yüzü gerildi, kirpikleri pır pır etti. İç dünyasındaki anaforu belli etmemek için lakayt bir sesle: -Ya öyle mi?.. dedi. Ne zaman gidiyor?.. -Kasım’da gidecekmiş... Burçin’e yan gözle baktı Banu. Askere gitmeden önce nişanlasaydık Mete’yi, çok iyi olurdu. Burçin mimiklerle de olsa duygularını belli etmiyordu. -Kasım’a kadar yine nişanlarsınız. Mete için düşündüğünüz bir kız var mı?.. Banu, Burçin’in soğukkanlılığına hayran kaldı. -Bilmiyorum, Mete bu konuda bize bir şey söylemiyor. Ama benim düşüncem bir an önce Mete’yi baş göz etmek... Banu sözünü bitirince, Burçin günlerdir kafasını meşgul eden bir konuyu dile getirebileceğini düşündü. -Şimdi aklıma geldi. Geçen biz Süha ile gezmeye gitmiştik. Beni yolda görmüş. Çok ısrar etmişti. Ben de kıramadım, Sultanahmet’e filan gittik. O geziden dönerken Galata köprüsünde sizin Mete’yi gördük. Bir kız vardı arabasında. Belki o kızı nişanlarsınız Mete’yle. Banu, Burçin’in yüzüne bakıp kaldı. Tam da konuya girmişken, bu sözlerle sarsıldı. Ne büyük aksilikti şimdi!.. -Mete’yi bir kızla mı gördünüz!.. -Evet!.. Artık ne diyebilirdi ki... -Acaba kimdi o?.. -Bilmem?.. -Neyse bu konuyu değiştirelim, dedi Banu. Fakat seninle bir gün önemli şeyler konuşacağız. Burçin’in dudakları alaylı biçimde kıvrıldı. -Şimdi niçin konuşmuyorsun?.. -Şu an için uygun görmüyorum Burçin. Zamanı gelince konuşuruz. -Hiç olmazsa hayırlı mı, hayırsız mı onu söyle. Burçin kendisiyle dalga mı geçiyordu acaba?.. Düşünceli bir halde konuştu. -İnşallah hayırlı olacak Burçin, inşallah hayırlı olacak!..  Bir eylül sabahıydı... Burçin ne yapacağını bilemez haldeydi. Süha’ya cevap vermesi gerekiyordu fakat nasıl bir cevap vereceğini kestiremiyordu. Çok kararsızdı. O gezi dönüşü Mete’yi görmesi, herşeyi alt üst etmişti. Yanında bir kız olduğuna göre, demek Burçin’i unutmuştu artık. Mete’nin Burçin’i tamamıyla hayatından silip attığı bir gerçekti. Ama o da haklıydı kendine göre, Burçin’in yaptıklarını hangi erkek affedebilirdi ki?.. Ah, keşke durum bu hale gelmeseydi. Şimdi daha iyi anlıyordu ki Mete’yi seviyordu Burçin, hem de çok seviyordu. Başka biriyle mutlu olmasına imkân yoktu. Ama Mete’yi kaybetmişti artık, bir araya gelmeleri mümkün değildi. Askere gitmeden önce nişanlamak istiyorlardı Mete’yi. Belki de Galata köprüsünde Mete’nin yanında gördüğü kızla nişanlayacaklardı. Nasıl yıkılmıştı o gün. Mete de afallamış, belki de “Burçin!..” diye haykırmamak için kendini zor tutmuştu. Kimbilir belki de Süha ile evleneceğini sanıyordu Burçin’in. İki taraf da böyle düşündüğüne göre, böyle bir evlilik yaşanabilirdi. Banu, önemli bir şey söyleyeceğim demişti eve çağırdığında. Fakat vazgeçmiş, sonra söyleyeceğim demişti. Mete’yi bir kızla gördüğünü söylediğinde sesini çıkarmamıştı. Bir parça ümitlenmiş fakat umduğunu bulamamıştı Banu’dan. “Hâlâ nasıl ümit edebilirim, o artık benim için öldü. Fakat bunu kabul edemiyorum, kabul edemiyorum...” Tek tesellisi vardı, Mete bir zamanlar da olsa kendisini çok sevmişti. “Mete’nin ilk göz ağrısı benim, bu saadet bile bana yeter.” Hiç olmazsa o eski günlerin hatırasını yaşatmalıydı ve Süha’yı reddetmeliydi. Belki de hiç evlenmeyecekti Burçin. Bu kararını bildirmek için Süha’lara telefon açtı. Numaraları çevirirken büyük bir heyecan duyuyordu. Az sonra karşısına Şehbal hanım çıktı. -Şehbal hanım kusura bakmayın, sabah sabah sizi rahatsız ettim. Ben Burçin. Mümkünse Süha ile görüşmek istiyordum. -Estağfirullah, ne rahatsızlığı, dedi Şehbal hanım sevinçle. Aradığınıza çok sevindim. Süha’yı çağırayım hemen!.. Biraz sonra Süha’nın sesi duyuldu telefondan. Çok heyecanlıydı. -Burçin hanım, nasılsınız?.. Beni aradığınıza inanamıyorum!.. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT