BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Şükür ve nankörlük

Şükür ve nankörlük

İnsan, dünyada yaratanın takdir ve tensip ettiği müddet zarfında ömrünü tamamlayıncaya kadar, hayatta kalabilmek için ihtiyaç duyacağı bütün imkan ve nimetlerden nasibini almaktadır. Etrafına bakarak kendini mahrumiyet içinde zannedenlerin bile sakin ve insaflı bir değerlendirmeyle sahip olduklarının sayım ve dökümünü yapması mümkün değildir.



İnsan, dünyada yaratanın takdir ve tensip ettiği müddet zarfında ömrünü tamamlayıncaya kadar, hayatta kalabilmek için ihtiyaç duyacağı bütün imkan ve nimetlerden nasibini almaktadır. Etrafına bakarak kendini mahrumiyet içinde zannedenlerin bile sakin ve insaflı bir değerlendirmeyle sahip olduklarının sayım ve dökümünü yapması mümkün değildir. Çok önemsiz gördüğümüz öyle nimetler içindeyiz ki, bunların ayrıntılı araştırmasına girmeden görünen bazı fonksiyonlarının bir an sekteye uğradığını düşünmek bile insanı dehşete düşürebilir. Günde binlerce defa tekrarlanan solunum nimeti bunun en basit örneğini teşkil eder. Zengin, fakir ayrımı yapmaksızın büyük-küçük bütün insanların yararlandığı bu imkanın zaman zaman kısa sürelerle bile olsa kesintiye uğraması, bizi dehşetli bir panik havasına sokmaya kafi gelecektir. Ama gelin görün ki, insanın yapısındaki zalimlik ve nankörlük çoğu zaman ondaki insaf ve hakkaniyet duygularını etkisiz hale getirir. Nitekim İbrahim suresinde şöyle buyurulmaktadır: “O size istediğiniz her şeyden verdi. Allah’ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan çok zalim, çok nankördür!” Anlaşılmaz bir hoşnutsuzluk havası içinde, karamsar bir yaklaşımla bir zerresini elde etme güç ve imkanını bulamayacağı nice muazzam ve sayısız nimetleri bir kalemde yok saymaya kalkışır. Nimetlerin değer ve önemini takdir etmek bir yana varlığını bile tartışma konusu yapan insanlardan şükür değil; elbette ki küfür ve nankörlük beklenir. Nimete şükür, herşeyden önce o nimetin önem ve değerinin anlaşılması neticesinde gerçekten bir fiil ve aksiyondur. Normal zeka seviyesinde olan insanlar, günlük hayat içinde sahip oldukları imkanların kıymetinden ince detaylarıyla olmasa bile kabataslak ve genel anlamda haberdardır. Ekmeğin, havanın, suyun önemini anlatmak için insanlara bilimsel konferanslar düzenlemeye ihtiyaç yoktur. Fakat günlük hayat kargaşası içinde kendini olayların akışına kaptırmış, başka bir deyişle günü birlik telaşlardan bunalmış insanların zaman zaman sakin bir ortamda tefekkür ve muhasebeye davet edilmelerinde de zaruret vardır.
Reklamı Geç
KAPAT