BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Beyaz Zambak

Beyaz Zambak

Burçin’in Süha ile birlikte olduğunu gördüğünden beri Mete içine kapanmıştı. Sürekli geçmişi düşünüyor ve hatıralar içinde yüzüyordu. Emel teyze ile Burçin’in ilk gelişlerini, birlikte yemek yemelerini hatırlıyor, o geçmişte kalan güzel günler yüreğini yakıyordu...



Burçin durakladı, nasıl söyleyeceğini bilemiyordu. -Süha, dedi. Size kararımı bildirmek istiyordum. Süha umutla sordu. -Kabul ediyorsunuz değil mi?.. -Maalesef, dedi Burçin üzgün bir sesle. Maalesef kabul edemeyeceğim teklifinizi. Çünkü aslında kalbimin bir başkasına ait olduğunu anladım. Bu sözlerimle sizi üzdüğümü biliyorum ama ne olur anlayın beni. Ben sizin temiz hislerinize lâyık değilim. Bir süre ses gelmedi Süha’dan. Burçin endişelendi. -Alo?.. -Affedersiniz Burçin hanım. Benim yerimde olsaydınız bana hak verirdiniz, öyle şoke oldum ki. Fakat ben sizi çok seviyorum, çok seviyorum. -Fakat ben sizi sevemem, dedi Burçin hüzünle. Bütün duygularımı, sevgimi ben başkasına hasrettim. Onları geri alıp size vermem mümkün değil. Hem kendimi, hem sizi kandırmış olurum. Beni anlayın ne olur?.. Yine bir süre sesi çıkmadı Süha’nın. -Evet anlıyorum galiba, dedi sonra. Neredeyse ağlayacak gibiydi sesi. Burçin de üzülmüştü. -Bu olgunluğunuz ve temiz hislerinize beni lâyık bulduğunuz için çok teşekkür ederim. Size ne söyleyeceğimi bilemiyorum, çok iyisiniz. Umarım gönlünüze göre bir kız bulur ve mutlu olursunuz. Siz benden daha şanslısınız. Siz hiç olmazsa... Gerisini getiremedi Burçin, ağlamaya başladı. -Ben hiçbir zaman mutlu olamayacağım. Haydi hoşçakalın. Size saadetler diliyorum. Hıçkırıklar arasında telefonu kapattı. Bir koltuğa oturdu, ağladı, ağladı...  Burçin’in Süha ile birlikte olduğunu gördüğünden beri Mete içine kapanmıştı. Sürekli geçmişi düşünüyor ve hatıralar içinde yüzüyordu. Emel teyze ile Burçin’in ilk gelişlerini, birlikte yemek yemelerini hatırlıyor, o geçmişte kalan güzel günler yüreğini derin bir acıyla yakıp kavuruyordu. Günlerdir hissî bir yangının içindeydi. Evde tek başına, kanapeye uzanıp yatarak, anılarla boğuşurken telefon çaldı. Zeliha’nın ölümünü düşünmüştü. Yüreğine bir sancı gibi saplanmıştı acılar. Bir de rüya vardı gördüğü, kahretmişti Mete’yi. Daldığı hayal âleminden sıyrılmaya çalışarak telefonun yanına geldi. -Efendim?.. -Mete bey nasılsınız. Ben Osman, beni hatırlayabildiniz mi?.. Osman bey, yenilerde tanıştığı bir yayınevi sahibiydi. Görüşmelerinde Mete’den hikâyelerini istemişti. Bir kitabını yayınlamak istiyordu Mete’nin. Mete, olabilir demiş fakat sonra unutup gitmişti. -Hatırladım Osman bey. Sizler nasılsınız?.. -İyiyiz hamdolsun. Daha önce görüştüğümüzde bana hikâyelerini getireceğini söylemiştin. Aradan epey zaman geçti, belki unutmuştur bir hatırlatayım dedim. -Kusura bakma Osman bey, bir türlü vakit bulamadım. Bir de bu konuda çekiniyorum ben. Sanki benim için henüz erkenmiş gibi geliyor bana. -Niye erken olsun canım. Bunun bir zararı olacağını sanmıyorum. Senden daha genç insanların kitapları yayınlandı bu ülkede. Dergilerde yayınlanınca sakıncalı olmuyor da, kitaplaşınca niye sakıncalı olsun?.. -Kitap sahibi olmak daha başka bir şey olsa gerek. -Elbette başkadır, kalıcı olur çünkü. Sen beni dinle ve benim yanıma gel. Yayınlanmasını istediğin hikâyeleri dergilerden seçip, bir sıraya koyalım. Yeni yazdığın bir-iki çalışma daha varsa, ilâve edersin, daha iyi olur. -Bir tane yeni yazdığım hikâye var. En iyisi şimdi yanına geleyim, daha ayrıntılı görüşürüz. -Bekliyorum... Mete telefonu kapattı. Üzerinde garip bir uyuşukluk, bir yorgunluk vardı. Birkaç gündür, eski günlerin hatıraları arasında bocalayıp durmuştu. Sisli, dumanlı bir atmosferde, bir çift mavi göz kendini izliyordu sürekli. Öyle garip bir rüya görmüştü ki akşam, bir türlü tesirinden kurtulamıyordu. Burçin deli gibi seviyordu Mete’yi. Fakat Mete ilgilenmiyordu. Burçin sevdiğini sürekli tekrarlıyor, Mete aldırmıyordu. Çok karışık ve anlamadığı, hatırlamadığı bazı bölümlerden sonra, Burçin ellerine aldığı iki bıçağı gözlerine batırıyor, mavi gözler yere düşüyordu. Bir yandan da bağırıyordu Burçin, “Sana aşık olan bu gözler kör olsun!..” diyordu. Uyandığında terler içinde kalmıştı Mete. Şimdi gözlerinin önündeydi mavi gözler. Gözlerinden yaşlar boşanmıştı Mete’nin. Bu hummalı duygudan kurtulamıyordu bir türlü. Dışarıya çıkarsa belki bu hüzünden kurtulabilirdi. Dolabından hikâyesini alarak odasından çıktı. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 87143
    % -3.46
  • 5.7875
    % -2.96
  • 6.5899
    % -2.46
  • 7.3507
    % -2.54
  • 219.169
    % -2.33
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT