BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beyaz Zambak

Beyaz Zambak

Ağaçların olduğu yere baktı, yapraklar yeşil yeşildi. Yıllardır ayrı kalmış, tekrar buraya gelmiş gibiydi. Ağaçların dallarında kuşlar cıvıldıyordu. Bir sandalyeyi çekip oturdu. Yine Emel hanımların geldiği günü hatırladı. Emel hanım Mete’yi yanına oturtmuştu...



Bahçeye indiğinde bir müddet havuzu seyretti. Parlak bir güneşle her taraf sıpsıcaktı. Havuzun suyu, gökyüzü, fıskiyeden tazyiklenen su damlaları güneş ışığıyla rengarenkti. Güneş ışınları çeşitli renklere ayrılarak berrak suya yansıyor, bazen yaldız yaldız, bazen kıvılcım kıvılcım, bazen mavi mavi oluyordu. Havuzun şırıltısı bir aşk şarkısını nağmeliyor gibiydi. Cevizden yapılma antika masa, sandalyeleri ile birlikte havuz kenarındaydı yine. Yakında gelecek misafirler için hazırlanmıştı. Askere gidecek Mete için, akrabalar bir araya gelecekti. İki yıl ayrı kalacaktı buralardan, kimbilir nerelerde, hangi şartlarda askerlik yapacaktı. Ağaçların olduğu yere baktı, yapraklar yeşil yeşildi. Yıllardır ayrı kalmış, tekrar buraya gelmiş gibiydi. Ağaçların dallarında kuşlar cıvıldıyordu. Bir sandalyeyi çekip oturdu. Yine Emel hanımların geldiği günü hatırladı. Emel hanım Mete’yi yanına oturtmuştu. Öbür yanında Burçin vardı Mete’nin. Mavi atlas elbise içinde bir periye benzeyen Burçin’le gözgöze gelmişti. Mete, mavi gözlerine kapılıp gitmişti kızın. Sol kolu yemek yerken Burçin’e temas edince, neredeyse bunalıma düşmesi, benliğinde bir zembereğin kurulup boşanması bitirmişti Mete’yi. Şimdi de sol kolunu ileriye geriye götürüyordu Mete. Bunu farkettiğinde utandı. Sanki Burçin kendisini seyrediyordu. Yerinden kalkıp tekrar ağaçlığa baktı. “Neler düşünüyorsunuz, öyle bir dalmışsınız ki?..” Bu sözü şimdi duymuşcasına silkindi. Kendisine bugün ne olmuştu böyle?.. Bir rüya bu kadar mı etkilerdi insanı?.. Uykuya doymadan uyanmış çocuklar gibi mahmur gözleri, nereye bastığını göremeyen savruk halleri, garip tavırları nedendi?.. “Neler düşünüyorsunuz, öyle bir dalmışsınız ki?..” Kulaklarından onun sesi niçin gitmiyordu hâlâ?.. Hayali niçin kaybolmuyordu gözlerinin önünden?.. Mavi gözleri, sarı saçları, şen kahkahaları unutamayacak mıydı ömür boyu?.. Oysa o bir erkekle gezip tozuyordu... Yayınevine geldiğinde Mete’yi yerinden kalkıp karşıladı Osman bey. Mete hâlâ dalgındı, koltuğa oturdu. O sırada gelen çaycıya iki çay söyledi Osman bey. Birbirlerinin halini hatırını sorarlarken çaylar geldi. Çaylar yudumlanırken, Osman bey bir dolaptan bir sürü dergi çıkardı. -Bu dergilerde senin hikâyelerin var Mete. Onbeş tane hikâye seçer misin?.. Mete dergileri kucağına alıp, yayınlanmasını istediği hikâyeleri ayırdı. Onlara yanında getirdiği hikâyeyi ilâve etti. Sonra bir kâğıt kalem alarak hikâyeleri numaralandırdı ve Osman beye verdi. Mete’nin dalgınlığı Osman beyin dikkatini çekmişti. -Sende bir gariplik var Mete?.. Geldiğinden beri üzüntülü bir haldesin, hep düşüncelisin. -Bilmiyorum, dedi. Nedense bugün üzerimde bir kırgınlık, yorgunluk var. Osman bey hikâyeleri eline aldı. Mete’nin sonradan ilâve ettiği hikâyeyi masasına koydu. -Şu yeni hikâyeni okuyayım bakalım. Merak ettim. Osman bey hikâyeyi okurken, Mete etrafını seyrediyordu. Raflarda yığınla kitap vardı. Kitapların kapaklarına, isimlere göz attı. Bir yandan çayını yudumluyordu. Aklı başka yerlerdeydi Mete’nin. Hâlâ gördüğü rüyanın etkisindeydi. Mavi gözlerin yere düşüşünü unutamıyordu. -Çok duygusal yazıyorsun Mete, dedi Osman bey. Oldukça etkilendiği belli oluyordu. Olaylar sanki gerçekmiş gibi insana tesir ediyor. İnsan neredeyse ağlayacak. Mete’ye dikkatlice baktı. -Bu yaşta bunları yazabilmene şaşıyorum doğrusu. Mete’nin hiç konuşmak canı istemiyordu. -Ama anlıyorum galiba. Sen çok dolusun bu konuda, şu an bile çıra gibi yanıyorsun. Seni birisi öyle bir yakıyor ki, bu duyguları sana yüklüyor. Yoksa başka türlü böyle yazamazsın sen. Mete konuşmak istedi ama mecal bulamadı. Bütün dermanı tükenmişti sanki. Osman beyin söyledikleri kendisini etkiliyor, eridikçe eriyor, boşlukta bir nokta oluyordu. -Bu hikâyedeki delikanlı sen olmalısın. Ama niye delikanlıyı ilk başta çirkin yaptın. Niye kız, “Ben çirkin, maymun suratlı birisiyle asla evlenemem!..” diye bağırıyor, anlayamadım. Fakat çok ilgi çekici ve çok etkileyici bir hikâye. İnsanın soluğu kesiliyor okurken... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT