BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Kurslar” konusuna el atamaz mısınız?

“Kurslar” konusuna el atamaz mısınız?

Milli Eğitim Bakanı Sayın Erkan Mumcu’ya; Sayın Bakanım, Selam ve saygılarımı sunarak satırlarıma başlarım. Yeni başladığınız Bakanlık görevinizin ülkemiz ve şahsınız için hayırlı olmasını dilerim. Bakanlık görevinizi ifa ederken, çalışmalarınızın verimli ve etkin olacağına inancımız tamdır. Bu dilek ve temennilerle birlikte aşağıdaki konuyu da bilgilerinize sunmak istedim.



Milli Eğitim Bakanı Sayın Erkan Mumcu’ya; Sayın Bakanım, Selam ve saygılarımı sunarak satırlarıma başlarım. Yeni başladığınız Bakanlık görevinizin ülkemiz ve şahsınız için hayırlı olmasını dilerim. Bakanlık görevinizi ifa ederken, çalışmalarınızın verimli ve etkin olacağına inancımız tamdır. Bu dilek ve temennilerle birlikte aşağıdaki konuyu da bilgilerinize sunmak istedim. Öğrenci velisi olduğum bir ilköğretim okulunda müşahede ettiğim ve tüm ülke genelindeki ilköğretim okullarında da uygulandığını tahmin ettiğim “Kurslar” konusuna el atmanızı istirham ederim. Çocuklarını devlet okullarına gönderen biz veliler, öğretmenlerin, okul idaresiyle birlikte hafta sonları Matematik, Türkçe, Fen, Sosyal gibi dersler için kurs düzenlemesine karşıyız. Bu kurslar “paralı” olup, velileri maddi yönden sıkıntıya soktuğu gibi, ister istemez aynı sınıfta, “hafta sonu kurslarına katılan öğrenciler - hafta sonu kurslarına katılmayan öğrenciler” ayrımına neden olmaktadır. Ayrıca, duyduğumuz kadarıyla bazı öğretmenlerin normal ders anlatımı sırasında, “bu konunun formülünü, ayrıntısını hafta sonu kursta anlatacağım” diyebilmektedir. Bunlarla birlikte, kurs veren öğretmende, kurslarına katılan öğrencilere karşı bir sempati oluşabilmekte. Bu durumda, kurslara katılamayan öğrenciler “olumsuz” etkilenmektedir. Esasında, devletin bir okulunda bu tür etkinliklerde bulunulması ve öğretmenlerin bu şekilde (kurs adı altında) ücret alması, Milli Eğitim mevzuatına ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa da aykırıdır. Bu konuyla yakından ilgileneceğinizi umarak saygı ve selamlarımı sunarım. > Cemil Gençbey - ANKARA Telekom’dan açıklama 24 Kasım tarihli gazetemizin bu köşesinde “İndirim yetmez, özür gerekli” başlığı altında yeralan okuyucu mektubu ile ilgili olarak Türk Telekom’dan gelen açıklama şöyle: “Şirketimizin yeni uygulamaları ve mevzuatta yapılan değişiklikler, kamuoyuna Basın Müşavirliğimizce yayınlanan basın bültenleri, ya da düzenlenen basın toplantıları aracılığıyla duyurulmaktadır. Türk Telekom’un Ekim ayında indirim yapacağı konusunda, Müşavirliğimizin bir basın açıklaması olmadığından, söz konusu yazıda uygulamanın Türk Telekom tarafından duyurulduğu iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Tarife düzenlemelerine esas olmak üzere, telefon görüşme ücretlerinde %50 indirim yapılması 15.10.2002 tarihinde Yönetim Kurulumuz tarafından kabul edilmiş, ancak uygulama Hazine Müsteşarlığı’nın talebi nedeniyle ertelenmiştir. Erteleme haberi kampanya tarihinden bir gün önceki (19.10.2002) Türkiye Gazetesi’nde ve aynı gün TGRT haber bültenlerinde yer almış, kamuoyu bilgilendirilmiştir.” Disiplin cezalarına da af gelsin Adalet Bakanlığı’na; Cezaevlerinde yatan insanların bir çoğu disiplin cezasına çarptırılmıştır. Disiplin cezasının en hafifi, 3 ay mektup yasağı, 6 ay açık görüş yasağı ve ne kadar günü kalırsa kalsın, 6 ay yatmak zorunda. Zaten cezaevinde olmanın vermiş olduğu bir baskı varken, insanların daha fazla hata yapmaması beklenemez. En ufak bir hatada da disiplin cezası verilmez ki... Bütün Müslümanlar için kutsal olan bu bayram günlerinde ne olacak dersiniz? Tabii ki disiplin cezası bulunan mahkumlar aileleri ile görüştürülmeyecekler. Böyle bir ceza mantıklı mı? Cezaevlerinin amacı insanları ıslah etmektir. Böyle bir ceza ise bu amaçla bağdaşmıyor. Bu hususta yetkililere faks çektim, e-mail gönderdim, ama ilgilenen olmadı. Şimdi Sayın Başbakan ve Adalet Bakanı’ndan beklenen, bu mübarek günlerde insanların aileleriyle görüşmelerine yardımcı olmaları, disiplin cezalarını affetmeleri... > Bir mahkum eşi - ADANA Yanlış uygulamadan dönülsün Düzce Belediye Başkanlığı’na; Düzce’de kalıcı konutlarda birçok kişi kiracı olarak kalmaktadır. Düzce Belediyesi, yüzlerce kişinin suyunu, aboneliği yaptırmadıklarını gerekçe göstererek kesmektedir. Özellikle bu uygulamanın Ramazan ayı içinde yapılması, halka hizmet amacından uzak bir anlayışın ürünüdür. Her ne şartla olursa olsun, ay içinde kapatma işlemini sürdürmesini ve özellikle kiracıların bundan mağdur olmalarını doğru bulmuyorum. Belediyenin bu yanlış uygulamadan dönmesini istiyorum. > Cengiz Güler
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT