BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hikaye bu ya!

Hikaye bu ya!

Çocukluğumda, Alaşehir’de bir “Mestçi Nene”miz vardı. Kültür hazinesi cahil bir kadındı. Annelerimiz toplanıp üç beş laf etmek istedikleri zaman, ayrı bir odaya ninemizi alır, bütün çocukları en canavarları dahil o odaya tıkar ve keyiflerine bakarlardı. “Mestçi Nene”nin ağzından bal damlardı. O ne masallar, ne hikayeler, en azılılarımız bile ağzımızın suyu akarak saatlerce dinlerdik rahmetliyi.



Çocukluğumda, Alaşehir’de bir “Mestçi Nene”miz vardı. Kültür hazinesi cahil bir kadındı. Annelerimiz toplanıp üç beş laf etmek istedikleri zaman, ayrı bir odaya ninemizi alır, bütün çocukları en canavarları dahil o odaya tıkar ve keyiflerine bakarlardı. “Mestçi Nene”nin ağzından bal damlardı. O ne masallar, ne hikayeler, en azılılarımız bile ağzımızın suyu akarak saatlerce dinlerdik rahmetliyi. İşte onun masallarından bir Padişah masalı: “Padişahın birine çok kıymetli bir elmas hediye edilmiş. Sultan hanıma takacak ama elmasın bir ucundan delinmesi lâzım. Kuyumcubaşı çağrılır. Padişahın fermanı kendisine iletilir. “Baka kuyumcubaşı bu elması al, sana bir hafta mühlet, taşı del getir. Delerken kırarsan kellen gider. Bir haftada delemezsen yine kellen gider. Haydi uğurun rastgelsin” Kuyumcubaşını bir korku ve endişe sarar. Yıllardır binlerce taş delmiştir. Ama bu defa başka. İşin ucunda kelleyi kaybetmek var. Eli bir türlü taşa uzanmaz. Son gün gelir, hatta son saat. Yine korkar, eli titrer. Baktı ki olmayacak, dükkana yeni girmiş acemi çıraklardan birini çağırır. Gayet sakin ve sıradan bir şekilde, “Oğlum sen önceden hiç taşlara delik açtın mı?” diye sorar. Çırak “Kalfalarım öğrenmem için birkaç taş deldirmişlerdi ustam” der. Usta “Eh madem bu işi beceriyorsun. Al şu taşı da şurasına bir delik açıver” diyerek canına mal olacak taşı acemi çırağa emanet eder. Çırak taşı alır tezgaha götürür, kemali ciddiyetle deler ve ustaya getirir. “Buyur usta” der, yüzünde işe yaramanın verdiği tertemiz ve saf bir tebessümle, taşı ustaya uzatır. Usta derin bir nefes alır ve çırağını çok büyük bir sevgi ve şefkatle kucaklar, bağrına basar. Sonra masal devam eder. Çırak padişahın kızını görür vs. vs.” Defalarca dinlerdik aynı masalları usanmadan. Bu masal durduk yere nereden mi aklıma geldi? Hiç canım, yıllardır Ortadoğu’da, Kıbrıs’ta, Avrupa Birliğin’de bizi temsil eden, Çağlayangil, Demirel, Ecevit, Erbakan, Yılmaz, Çiller gibi ustalar aklıma geldi de.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT