BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Bayram heyecanı

Bayram heyecanı

Sabredemeyip erkenden bayramlıklarını giyen “arefe böcekleri” sokaklarda dolaşmaya başladılar mı bayram gelmiş demekti. O sevinçli günlerin müjdecisi olan davulun sedası memleketin ufuklarında gürlerken çocuklarla beraber büyükleri de ruhani bir heyecan kaplardı.



Ramazanın yirmisinden itibaren insanları garip bir hüzün kaplardı. Her sabah yatağından derin bir acıyla uyananlar kendi kendilerine, “Bir gün daha gitti, bir gece daha gitti. Bu gün yirmi beşi, yarın yirmi altısı, öbür gün...” daha ziyade sayamazlardı. Müslüman evlerinde ramazanın son günleri bir hastanın son demleri kadar hüzünlü geçerdi. Ama bir yandan da gelen bayram heyecanı o hüzünlü gönüllere ışık olurdu. O bayramın telaşı giriverirdi evlere. Kadir gecesinden sonra hemen herkes bayram havasına giriverirdi. Ninelerin çömlek hesabı ile bayrama dokuz gün kala, orta halli aile hanımlarının çoğu, çarşaflarını giyip peçelerini taktılar mı -hasta falan değillerse- büyükanneleri de yanlarına katarak çocukların ellerinden tutmuş, soluğu ya Kapalıçarşı’da, ya Mahmutpaşa’da alırlardı. Herkes bütçesine göre bayramlık elbiseler tedarik eder, kunduralar alınır, çamaşırlar hazırlanır, kız erkek bütün çocuklar bayramlıklarını giyip kuşanmak için bayram davulunu beklerdi. Ertesi güne kadar sabredemeyip erkenden bayramlıklarını giyip sokaklarda dolaşan çocuklara “arefe böceği” adı verilirdi. Mini miniler ise kunduralarını ve daha başka bayramlık cici bicilerini başucuna koyup uyurlardı. Ekseriye bayram, arefe günü akşam ezandan sonra ilan edilirdi. Ramazanın ilk gecesinde olduğu gibi bayramı müjdeleyen davul sesleri çocuklarla beraber büyükleri de ruhani bir sevinç içinde heyecana getirirdi. Bayram sabahı ortalık ışılarken minarelerde temcit verilir. Sabah ezanı okunur. Büyükler bayramlık elbiselerini giyer, süslenir, saçlar, bıyıklar, sakallar taranır, güzel kokular sürülürdü. Minarelerden temcidin tehlili ile vecd içinde camilere koşarlar. Sabah namazından sonra hep bir ağızdan birkaç defa tekbir getirerek bayram namazını cemaatle beraber eda ederler. Bayramlaşma merasimi Evlerine dönen cemaat eve girer girmez kapı önünde bekleyen ailesiyle eller öpülerek, kucaklaşılarak, küçükler öpülüp koklanarak sevinç içinde bayram tebrik edilir. Daha sonra konu komşu ziyaretleri başlardı. Memurlar da amirlerini evlerine bayram ziyaretine giderlerdi. Bu çok masraflı olan bayram ziyaretleri 1845 yılında resmen kaldırılmış, memurların çalıştıkları yerde bayramlaşmaları ve amirlerinin evlerine gitmemeleri bir kararname ile hükme bağlanmıştır. Bu tür bayram tebriklerinin haricinde evleri ilk olarak bekçiler ziyaret ederlerdi. Bekçilerin birinin elinde sırık durur; o sırık evlerden birinin penceresinden uzatılır, içeriden de sırığın ucuna basma, mendil ya da değişik hediyeler bağlanırdı. Mahalle bekçilerini İstanbul’a has tulumbacılar takip ederdi. Bayram dolayısıyla şekerci dükkanlarından başka yer yer her köşe başında gelin askısı gibi süslenmiş şekerci sergilerinin önleri, müşterilerle dolar boşalırdı. Uzak yerlerdeki ahbaplara ve akrabaya bayram şekeri götürmek adet idi. Herkes haline göre buna riayet ederdi. İpek işlemeli çevreler, mendiller, çil çil kuruşlar süslü çıkıncıklarla el öpmeye gelen çoluk çocuğa verilirdi.
Reklamı Geç
KAPAT