BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beyaz Zambak

Beyaz Zambak

Bir duygu sersemliği geçiren Mete yerinden kalkıp eve gitti. Telefonun yanına geldi. Zeliha’nın ölümünden sonra kendisi bahçedeyken çalan telefonlardan korkar olmuştu. Yine kötü bir haber gelecek sanıyordu. Eline aldı telefonu. Arayan ablasıydı. Endişelendi...



“Yüreğimin kül olup erimesinden korktum” Gözleri nemlenmişti kızın. -Peki, diyebildi Mete. Seni tanıdığıma çok sevindim. Güle güle!.. Bahçe kapısından çıkan kıza bakarken, hüzün ve sevinci iç içe yaşıyordu. Eve girecekken, bahçede kaldı. Havuzun suyuna bakarak düşüncelere daldı. Bir saati aşkın bir zaman geçirdi bu halde. Kimbilir daha ne kadar bahçede oturacakken evden telefonun çaldığını işitti. Bir duygu sersemliği geçiren Mete yerinden kalkıp eve gitti. Telefonun yanına geldi. Zeliha’nın ölümünden sonra kendisi bahçedeyken çalan telefonlardan korkar olmuştu. Yine kötü bir haber gelecek sanıyordu. Eline aldı telefonu. Arayan ablasıydı. Endişelendi. -Mete nerelerdesin?.. Bir-iki saat önce aramıştım, yoktun. -O zaman yayınevine gitmiştim abla. Osman bey hikâyelerimi istemişti. Yakında kitap olacak. Banu sevindi. -Çok sevindim Mete. Şimdiden kutlarım. -Sağol. -Ben sana çok kızgınım Mete. -Sen bana hep kızarsın zaten. Niye kızdın yine?.. -Duyduğuma göre kızlarla gezip tozuyormuşsun. Mete zoraki güldü. -Bu da nereden çıktı şimdi?.. -Kimin söylediğini söylersem şaşırırsın ama!.. -Bugün yeterince şaşkınım zaten. Söyle de bir kez daha şaşırayım. -Seni Galata köprüsünde görmüşler. Yanında da biri varmış. -Galata köprüsünde mi?.. -Kim görmüş biliyor musun?.. -Tahmin ediyorum ama sen yine de söyle. -Burçin!.. -Ama onun yanında da biri vardı. -Bize ne ondan. Biz sana gelelim. Kimdi o kız?.. -Bizim sekreter Seniha hanım. Düşündü. Kızın o gün Sultanahmet’de işi vardı, Mete’den izin istemişti. Ben götüreyim demişti Mete. Sultanahmet’e gitmek ve orada Burçin’le geçen günlerin hatırasını yaşamak istiyordu. Ama Galata köprüsünden geçerlerken Burçin’i Süha ile görmüşlerdi. Bunları anlatmadı Banu’ya. -Öylesine çıkmıştık. -Buna niçin gerek duydun?.. -Ateş bacayı sardığı için. -Nee?.. -Yangından kurtulabilmek için. Yüreğimin kül olup erimesinden korktuğum için. -Aşık mısın ona?.. -Hayır. Başkasına olan aşkımı unutmak istiyordum. -O başkası kim?.. Cevap veremedi. -Söylesene!.. -Söyleyecek durumda değilim. Onu sen de biliyorsun. Şu günlerde hiç aklımdan gitmiyor. Durup dururken ağlamak geliyor içimden. Bugün bile birkaç kez gözyaşı döktüm. Neden böyleyim bilemiyorum. Herhalde her insanın böyle bir dönemi vardır. -Vah zavallı kardeşim benim. Cayır cayır yanıyorsun sen. Bir mum gibi kendini eritiyorsun. -Ne tuhaf buna benzer bir sözü az önce Osman bey de söyledi. Çıra gibi yanıyorsun sen dedi. -Merak etme Mete, bunlar da geçer. Her insanın böyle bir dönemi vardır. Sen Burçin’i seviyorsun değil mi?.. Yine cevap vermedi Mete. -Şimdi sana kızacağım. Onu seviyorsun değil mi?.. Artık söyleyip kurtulmak istiyordu. -Galiba seviyorum ablacığım. Aslında ondan ölesiye nefret etmem gerek ama onu unutamıyorum, onu seviyorum. -Seviyorsun değil mi? Bir daha söylesene. -Ben Burçin’i seviyorum. -Tamam Mete, bunu duyduğuma sevindim. Merak etme herşey yoluna girecek. Şimdi telefonu kapatıyorum. Hoşçakal.  Misafirlerin hepsi gelmişlerdi. Uzun bir aradan sonra tekrar bir araya gelmenin mutluluğu okunuyordu gözlerinde. Coşkun bey yine neşeliydi, sürekli espriler yapıyordu. Bu arada Mete ayrı bir sevinç yaşıyordu, hikâye kitabı iki gün önce yayınlanmıştı. İlk eserini eline aldığında nefesi tutulmuştu bir an, eserlerini kitap halinde görmek apayrı bir duyguydu. Öbür Zeliha’yı, yani Zeliha’nın adaşı olan Zeliha’yı hatırlamıştı hemen, ilk ona verecekti kitabını, söz vermişti. İmzalayıp verdiğinde ise kızın gözleri dolmuştu. Ölen Zeliha’dan bahsetmemişti hiç. İlker’le nişanlandığını söylemişti ve Mete onu kutlamıştı. Kitaplarıyla eve geldiğinde ise ailesi onu tebrik etmiş, annesi sarılmış, babası alnından öpmüştü. Eskişehirli misafirler eve geldiğinde düğün bayram gibi olmuştu bahçe. Sevgi hanım anne ve babasına sarılmış, kardeşini kucaklamış, İlhan ve Meltem’i de yanaklarından öpmüştü. İlhan’ın babası Selim bey de gelmişti. Müteahhitlik yaptığı için fazla görünmeyen Selim beyin gelişi apayrı sevindirmişti aileyi. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT