BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını dakika dakika buradan takip edebilirsiniz.
Anasayfa > Haber > Beyaz Zambak

Beyaz Zambak

Bu rüyanın etkisine bir de buralardan askerlik nedeniyle iki yıl kadar ayrı kalacağı hüznü eklenince, Mete bastığı yeri göremeyecek hale düşüyordu... O gün akşama doğru Canip bey ve Rezzan hanım da gelmişti. Rezzan hanımın kucağında Süheyla vardı...



“Gelin kızım ne yapıyor bakalım?” Mete İlhan’la sarılıp kucaklaştığında, Eskişehir’de geçirdiği günleri hatırlıyordu. Eskişehir’e son gittiğinde İlhan’ı Ankara’da okuduğu için görememişti. Fakat İlhan sitem ediyordu. -Çok hayırsızsın Mete, diyordu. -Eskişehir’e geldiğimde sen yoktun, dedi Mete. Sen hiç aramadın bizi, insan telefonla yine arar. Meltem Mete’ye gülümseyerek bakıyordu. -İstanbul’daki akrabalarımızın en vefalısı Mete, dedi İlhan’a. Ona haksızlık etme! Mete, Meltem’e baktı. -Sağol teyze kızı, dedi. Sen de olmasan halimiz duman. Hepiniz hoşgeldiniz!.. Ertesi günü Mete bahçeye çıkmış, ağaçların arasına girmişti. Günlerdir yüreğini kemiren hüzünden kurtulamıyordu hâlâ. Bu akşam yine aynı rüyayı görmüştü. Burçin, ‘seni seven bu gözler kör olsun’ demiş ve iki bıçak sapladığında mavi gözler yere düşmüştü. Bu rüyanın etkisine bir de buralardan askerlik nedeniyle iki yıl kadar ayrı kalacağı hüznü eklenince, Mete bastığı yeri göremeyecek hale düşüyordu. O gün akşama doğru Canip bey ve Rezzan hanım da gelmişti. Rezzan hanımın kucağında Süheyla vardı. Torunları birkaç gündür yanlarındaydı. Sevgi hanım dünürü Rezzan hanımla sarıldıktan sonra, onun kucağından Süheyla’yı alıp öpüp okşamaya başladı. Bahçede Canip beyler karşılanırken, bir otomobil daha gelmişti. Gelenler Necati beylerdi. Necati bey arabasını, diğer arabaların yanına park ederken, bahçedekiler onların yanına geldi. Kadınlar Selma hanım ve Fatma’ya sarıldılar. Mete Abdülkadir’le tokalaşıp, Necati beyle sarılırken, hoşgeldiniz dedi. Gelen misafirler, Mete’nin yanından ayrılmayan Şermin’i kucakladılar. Artık kocaman kız olmuştu Şermin. Kırmızı elbiseler içindeki kızı yiyip bitiriyorlardı âdeta. Misafirlerden kurtulduktan sonra Şermin yine Mete’nin yanına geldi. Mete kardeşinin saçlarını okşadı sevgiyle. Uslu bir kuzu gibi ağabeysinin yanından ayrılmıyordu kız. Ağabeysi askere gideceği için şimdiden üzülüyordu. Mete kardeşine baktı. Akşam güneşi kırmızı ışıklarını Şermin’in yüzüne ve elbiselerine vurdukça Mete garip bir duygunun etkisinde kalıyordu. Necati bey, Mete’ye: -Raşit daha gelmedi mi?.. diye sordu. Bu soruyu duyan Coşkun bey, Canip beyin omuzunu dürttü. -Birbirlerini nasıl da arıyorlar görüyor musun?.. dedi. Mete gülümseyerek cevapladı Necati beyi. -Eniştem henüz gelmedi, dedi. Necati bey başını salladıktan sonra Şermin’i kucakladı. -Gelin kızım ne yapıyor bakalım?.. dedi. Herkes bu söze güldü. Şermin hırçınlaşarak Necati beyin göğsünü yumrukladı. -Ben kimsenin gelin kızı değilim!.. Coşkun bey kızını kurtardı Necati beyden. -Kızıma göz dikmeyin, onu kimseye vermeyeceğim ben. Şermin ömür boyu annesine babasına bakacak. Kalabalığın attığı kahkaha bahçeyi çınlattı. Mete bu kalabalıktan rahatsız oluyordu. İlk kez askere gitmeyi canı gönülden istedi. Bu kalabalıktan uzaklaşacak, kendi başına kalacaktı hiç olmazsa. İnsanlardan sıkılıyordu artık. Faruk da gelmemişti henüz, oysa ihtiyacı vardı ona. Bu esnada bahçe kapısından bir otomobil daha girdi. Emel hanımların arabasıydı. Mete’nin içi tuhaf oldu, heyecandan kalbinin atışı hızlandı. O geliyordu, Burçin geliyordu... Günlerdir rüyalarına giren, aylardır üzen, hüzünlendiren kız geliyordu. Fakat arabada yoktu Burçin. Kenan bey, Emel hanım ve Raşit inmişti arabadan. Burçin ve Banu neredeydi?.. Ruhunu derin bir ıstırap sardı Mete’nin. Sebebini anlayamadığı bir sıkıntı vardı içinde. Yanına gelen Şermin, ağabeysine bakıyordu. Mete onun bakışlarından utandı, başını başka tarafa çevirdi. Zaafını bu kadar belli ettiği için utanıyordu. Şermin elini tuttu ağabeysinin, kuvvetle sıktı. -Seni çok iyi anlıyorum ağabey, diye fısıldadı. O zalim, o kalpsiz seni için için yakıyor. Bu çok bilmiş kardeşine bir şey söyleyemedi Mete, sadece ağlar gibi baktı. Sonra başını gökyüzüne çevirdi. Gözleri ilk anda, gökyüzünde dolaşan kuşlara takıldı. Güneş batmak üzereydi. Akşam güneşinin önünde bir sürü lâcivert-siyah bulutlar vardı, uçları pespembe olmuştu. Buna rağmen akşam güneşi kıpkırmızı, tepsi gibi yuvarlaktı... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT