BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Avrupa Birliği mi, Türkiye’nin Birliği mi? (2)

Avrupa Birliği mi, Türkiye’nin Birliği mi? (2)

Bu köşede geçen hafta, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin daha iyi anlaşılabilmesi için yayınladığımız “Avrupa Birliği mi? Türkiye’nin Birliği mi?” adlı kitapçıktan bir bölüm aktarmıştım. Atatürk’ün bağımsızlık ve Avrupa hakkındaki görüşlerini özetlemiştim.



Bu köşede geçen hafta, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin daha iyi anlaşılabilmesi için yayınladığımız “Avrupa Birliği mi? Türkiye’nin Birliği mi?” adlı kitapçıktan bir bölüm aktarmıştım. Atatürk’ün bağımsızlık ve Avrupa hakkındaki görüşlerini özetlemiştim. Bu yazıda da “Avrupalı siyasetçilerin Türkiye’nin AB üyeliğine bakışı” konusunu ele almak istiyorum. Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi yokuşa sürme politikasının altında yatan nedenlerin, şu ifadelerde gizli olduğunu düşünüyorum: ¥ Almanya eski Başbakanı Helmut Schmidt: “Avrupa’nın geleceğinde ne olursa olsun Türkiye’nin yeri yoktur. 70 milyon Türk vatandaşını Avrupa içinde dolaştıramayız. Avrupa’nın İran, Irak, Suriye gibi ülkelerle sınır komşusu olmasını kabullenemeyiz.” ¥ Avrupa Konvansiyonu Başkanı, Fransa eski Cumhurbaşkanı D’Estaing: “Türkiye’nin AB’ye girmesi birliğin sonu olur. Türkiye’nin AB’ye kabul edilmesi durumunda Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri de üyelik talebinde bulunacaktır. Türkiye’nin AB adaylığını destekleyenler AB düşmanıdır. Türkiye’nin başkenti ve nüfusunun yüzde 95’i Avrupa’da değildir. Dolayısıyla Türkiye bir Avrupa ülkesi değildir. Türkiye’nin farklı bir kültürü, farklı bir yaklaşımı, farklı bir hayat tarzı vardır.” ¥ Alman tarihçi Hans-Ulrich Wehler: “Türkiye coğrafi konumu, tarihi geçmişi, dini, kültürü ve mantalitesinden dolayı Avrupalı değildir. 65 milyon Müslüman Anadolu insanına neden Avrupa’da serbest dolaşım hakkı tanınsın ve AB fonlarından istifade etmelerine izin verilsin? AB’nin bir Hıristiyan ülkeler topluluğu olduğunu ve Müslüman Türkiye’nin burada yeri olmadığını açıkça dile getiriyoruz ama çok kültürlü toplumu destekleyen insanlar bunu radikal Hıristiyanlık olarak nitelendiriyorlar.” ¥ Avrupa Parlamentosu Üyesi Wolfgang Koydl: “Türkiye her şeyden önce, her toplumsal ve politik gelişimini engelleyen taşlaşmış Kemalizmi kırmalıdır.” ¥ Alman Dışişleri Bakanı Klaus Kinkel: “Türkiye bizim Cezayirimizdir.” ¥ Avusturya Özgürlükler Partisi Temsilcisi Karl Schweitzer: “Türkiye’ye adaylık statüsü tanınmakla büyük hata yapılmıştı. Genişleme sürecine Türkiye dahil edilerek aynı hata tekrarlanmamalı.” ¥ AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugen: “Biz tek uluslararası kimlikli bir Kıbrıs istiyoruz. Türkiye’nin, Rum kesiminin AB’ye girmesine ilişkin tehditlerinden etkilenmiyoruz. Türkiye bu tür tehditlerin kendisine zarar vereceğini bilmelidir. Bunları yapması kendi üyelik sürecinin önünü keser.” ¥ Fransa Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı François Loncle: “Tarihi ve özellikleri dikkate alınınca Türkiye AB’ye hiçbir zaman giremez.” ¥ Avrupa Birliği Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Tom Spencer: “Türklere, ileride bir gün Avrupa’nın parçası olacakları yolunda 30 yıldır söz vererek hiç dürüst bir davranışta bulunmadığımızı düşünüyorum. Çünkü gerçek, AB’nin Türkiye’yi üye olarak kabul etme yolunda hiçbir niyeti olmadığıdır.” Türkiye’nin 40 yıllık Avrupa Birliği macerasını iyi anlamak istiyorsak, toplumda, karşılığı olmayan beklentilere yol açanların tezlerini tek doğru saymak yerine gerçeklere yüzümüzü dönmeliyiz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT