BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yeniden Beyatlı

Yeniden Beyatlı

Türk edebiyatında misli bulunmayan eserleri ve sıradışı kişiliğiyle tanınan Yahya Kemal Beyatlı, seçkin edebiyat dergisi "Kitap-lık"ın bu ayki "Vesika-lık" bölümünün konuğu. Dergi şu ana kadar Beyatlı'nın hiç bilinmeyen sanatı ve kişiliğini ortaya koyuyor. Cahit Tanyol, Hilmi Yavuz, Abdullah Uçman, Uğur Kökden, Şavkar Altınel, Gültekin Emre, Emre Ayvaz ve Haluk Oral'ın da aralarında bulunduğu edebiyatçılar büyük şairi ele alıyor.



Mükemmeli aramak Abdullah Uçman'ın "Mısra Benim Haysiyetimdir" başlıklı yazısı şairin mükemmeliyetçiliğini anlatıyor: "Gerek şiir, gerekse sanat anlayışıyla bugün yeni Türk şiirinin önde gelen isimlerinden olan Yahya Kemal, şiirlerinden mükemmeliyet fikrinden hayatı boyunca ödün vermemiş, sanata, güzele ve güzelliğe ancak mükemmeliyet peşinde koşmakla ulaşabileceğine inanmış usta bir şair, büyük bir sanat adamıydı. O şiirin oluşum sürecini bir nevi taş işçilii yada kuyumculuk gibi gördüğü, asla kolay yolu tercih etmemişti. Hatta Paris dönüşü, Ahmet Haşim'le yeni tanıştığı günlerde onun karşısına edebi bir sistemle çıktığı zaman, Haşim'in müşterek dostları Yakup Kadri'ye hayret ve dehşetle: 'Azizim, bu adam şiiri hendeseye sokmak istiyor!' dediği bile nakledilir. Bu konuda sık sık tekrarlanan ve ilk anda akla gelen, 'Süleymaniye Camii yedi-sekiz yılda inşa edilmiştir ama 'Süleymaniye'de Bayram Sabahı' şiiri tam yirmi beş yılda tamamlanabilmiştir!.' sözleri, onun mükemmeliyet konusundaki hassasiyetini yeteri kadar açıklayıcı mahiyettedir." Şairin İstanbul'u Uğur Kökden'in "Yahya Kemal'in Şiirinde İstanbul Coğrafyası" başlıklı yazısı da onun bir İstanbul aşığı olduğunu anlatır: "Yahya Kemal şiirinin en yüce anıtı, kuşkusuz eşsiz güzellikleriyle İstanbul'dur. Sevdiklerinin sesinde bile, şair, İstanbul'un tınısını duyar, onu bulur, o özle birleşir. Yahya Kemal sanki, 'Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!' dercesine görülmeyen bir tepeden o coğrafyayı seyredercesine ya da onun tarih önündeki bir çeşit bekçisi gibi şiirin mızrabı bir telden öbür tele savrulur. Yahya Kemal'in İstanbul yaklaşımı, öncelikle Üsküdar yönünde kendini gösteriyor. Üsküdar, onun gözünde ve düşüncesinde, 'ulu bir rüyayı görenlerin şehri'dir. Vatanın tüm kentleri, Üsküdar'a dönüp diyor ki, 'Hangi şehir görmüş senin gördüğünü?' Çünkü onun gördüğü elli üç gün boyunca, semt halkının 'uyanık olarak gördüğü bir rüya!' Yahya Kemal'in tüm dizelerinde gece, uyanık görülen kurgusal düşler, yağun tarihsel özlem, geçmişe dayanan yakınlık; dünyevileşmiş, olabildiğince sıcak ve insancıl bir dini hayata duyulan hayranlık, hepsi birbirine karışmakta." Bir yalnız dünya Cahit Tanyol'un "Yahya Kemal'de Yalnızlık" başlıklı yazısı onun yalnız dünyasına bir pencere açıyor: "Yahya Kemal'in hem hayatında hem de şiirlerinde en çok yalnızlık duygusunun tedirginliğini görürüz. Ondaki yalnızlık duygusu aslında kendi seçtiği birşey değildi. Bunda annesinin erken yaşta ölümünün de etkisi vardı. Ömrü hep, ülke dışında ya da içinde otel, kahve ve meyhanede geçmişti. Gerçekten o yalnızlığı sevmeyen bir yalnızdı. Köklü bir aileden gelmiş olmasına rağmen bir ailesi yoktu. Üstelik hiç evlenmemiş olması onun aile ya da çocuk kavramı hakkındaki bilincinin gelişmesini engellemişti. Açık Deniz şiirinde bu yalnızlığını dile getiriyor şair. Geçmişin şanlı günlerini anıp düşleyerek yalnızlığını unutmak ister: Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum/ Her lahzâ bir alev gibi hasretti duyduğum/ Mağlupken ordu, yaslı dururken bütün vatan/ Rüyama girdi her gece bir fatihâne zan/ Hicretlerin bakıyyesi, hicrânlı duygular;/ Mahzun hudutların ötesinde akan sular/ Gönlünde hep o zanla beraber çağıldadı.." Şiir ve aşk Yahya Kemal için şir herşeyden önce duygulardan kaynaklanır. Varşova'daki elçiliği sırasında Faruk Nafız Çamlıbel'e yazdığı bir mektupta, "Şiir kalpten geçen bir hadisenin lisan halinde tecelli edişidir" der, "Tecelli etmek" ve "birden bire" gibi ifadelere bakılacak olursa şiirin temelini oluşturan duygunun ya da "kalpten geçen hadise"nin neredeyse metafizik ve mistik bir boyutu vardır. Şair bir yazısında da şiirin temel öğesini "aşk" olarak adlandırır. "Aşk" sözcüğünü "lirizm" anlamında kullandığını söylemesine rağmen sözünü ettiği güçlü bir duyguyla kendinden geçip bir tür sonsuzluğa ulaşmanın tasavvufi anlamda "aşk"tan büsbütün uzak olmadığı açıktır. Gerçek şiir Yahya Kemal'in deyimiyle "ilimden âzâde"dir. Zaten çoğu kez sanıldığının aksine Yahya Kemal bir "kültür adamı" değildi. Genel olarak kültürle ilgisi yoktur, yalnızca kendine gerekli olanları bilir ve kendine neyin gerekli olduğunu sezme gücü neredeyse dehaya varan boyutlardadır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98180
    % -0.46
  • 5.7623
    % -0.42
  • 6.6928
    % -0.15
  • 7.633
    % 0.29
  • 228.018
    % -0.12
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT