BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Beyaz Zambak

Beyaz Zambak

Banu perdeyi açtı... Pencereden giren ışıklar yüzüne vurdu. Gözleri parlıyordu. O da sevinçliydi, mutluydu diğerleri gibi. Mete’nin dışında mutlu olmayan yoktu zaten bu akşam. Fakat Mete, ablasının büyük bir heyecan içinde olduğunu farketti.



Korkuyordu Mete... Hüzün ateşiyle yanıyor, ıstırap duyuyor, ölüm korkusuna benzer bir korkuya kapılıyordu. Ona kavuşamamak, onu kaybetmek korkusuydu bu. Burçin’i seviyordu... Defalarca inkâr ettiği, itiraf etmekten korktuğu bu cümleyi, şu an binlerce kez tekrarlıyordu Mete. Kanapenin üstündeki battaniyeyi üstüne örttü, başını yastığa koydu. Burçin’i seviyordu...  -Mete kalk!.. Misafirler varken yatılır mı, ne ayıp!.. Uzun baygınlıklardan uyanmış hastaların hiçbir şey anlamayan gözleriyle, karanlığın içinde etrafına bakındı. Her tarafı uyuşmuştu âdeta. Gözlerini oğuşturarak karşısında duran siluete baktı. Kendisini uyandıran ablasıydı. -Niçin yatıyorsun Mete?.. Mete bir sersemlik içindeydi. -Abla ne var, ne istiyorsun benden?.. Banu perdeyi açtı. Pencereden giren ışıklar yüzüne vurdu. Gözleri parlıyordu. O da sevinçliydi, mutluydu diğerleri gibi. Mete’nin dışında mutlu olmayan yoktu zaten bu akşam. Fakat Mete, ablasının büyük bir heyecan içinde olduğunu farketti. -Sana sevineceğin bir haber vereceğim Mete. Sakın şaşırma, fazla heyecanlanma, kendini sıkı tut. Banu bunları söylüyordu ama kendisi heyecanlanıyordu. -Seninle telefonla görüştüğümüz gün Burçin bizim eve geldi. Bu beklenmedik ziyareti beni çok şaşırtmıştı. Gözleri ağlamaktan kıpkırmızı olmuştu Burçin’in. Elinde bir beyaz zambak vardı. Ben evde yalnızdım. Burçin yukarıya çıktığında bana koşup sarıldı, “Ah ablacığım!..” dedi. Başını göğsüme koyarak sel gibi gözyaşı akıttı. Ben şaşkındım, ne yapacağımı bilemiyordum. Onu teselli edebilmek için saçlarını okşuyor, gözyaşlarını siliyordum. Bir müddet ağladıktan sonra sakinleşti. Niçin ağladığını bilmediğim için hayretle bakıyordum, çünkü onu ağlarken görmemiştim hiç. “Sana içimi dökmek istiyorum” dedi. “Ne pahasına olursa olsun, her şeyi anlatacağım sana. Son günlerde bir kül gibi yanıyorum Banu. Pişmanlık duygusu, ıstıraplar beni mahvediyor, yüreğime tel tel işliyordu. Şu son günlere kadar kendi kendime bile itiraf etmekten çekindim ama söyleyeceğim Banu. Ben kardeşini seviyorum, çok seviyorum. Bugün daha iyi anladım ki, ben onu ilk gördüğüm andan beri sevdim. Fakat bunu bir türlü anlayamamıştım. Anladığımda ise iş işten geçmişti, bunu söyleyemezdim. Onunla birlikte gezdiğimiz günlerde, onun bazı halleri beni heyecanlandırmış, beni sevdiğini ima ettiğinde için için sevinmiştim. Bir gün benim bir sözüm üzerine anî fren yapıp, başlarımız ileri gidip geldiğinde ne kadar sevinmiştim. Aslında ben onu, daha önceki halinde bile sevmiştim fakat kendimi tahlil edememiştim. Çocukluk edip, hissi davranarak, o yağmurlu ve şimşekli kâbus dolu günde, o kahrolasıca sözleri söylediğimde bile durum böyleydi. Şimşeklerin çaktığı, yağmurun şarıl şarıl yağdığı bir anda sizin evden son sürat uzaklaşırken, kendimi denize atmaya karar vermiştim. Siz bunları bilmiyorsunuz. Sahile doğru son sürat giderken, bir uzun araç önüme geçince nedense frene basmış, kamyonun beni ezip geçmesinden son anda kurtulmuştum. Bu olaydan sonra da denize kendimi atmaya cesaret edemedim. Daha o günden beri pişmanlık duygusu bütün hücrelerimi kuşatmıştı, vicdan azabıyla yanıp kavruluyordum. Mete’nin odasına kapanıp kapıyı açmadığını, devamlı ağladığını duyunca ne kadar ağladım bilemezsiniz. Bütün dünyam kararmıştı, Mete gibi bir genci kendi ellerimle öldürmüştüm. Oysa ben ona yaşama sevinci vermek istemiştim sözde. Telefon açıp özür dilemek istediğimde, Mete çıkmadı karşıma. O anda kendimi denize atmadığıma ne kadar pişman oldum bilemezsiniz. Zavallı Mete başına gelenleri unutmak için Eskişehir’e gitmişti. Mete yurt dışına gittikten sonra kâbuslar gördüm geceler boyunca. Onu hep düşünüyor, hatıraları hayalimden gitmiyor, durmadan ağlıyordum. Onu unutmayı denedim fakat unutamıyordum. Yeşilköy’de, onu karşıladığımızda, daha uçaktan inince ne kadar değiştiğini gördüm. Beni önemsemeyecek kadar değişmişti Mete. Bu benim gururumu incitti, yüreğimden yaraladı. Oysa ne hayaller kurmuştum onun için. Ayaklarına kapanacak, af dileyecek, sevdiğimi söyleyecektim. Fakat onun bu bana tepeden bakar hali, bunları yapmama engel oldu. Hem önceki halini yüzüne vurup reddeden bir kızın, şimdiki halinden sonra sevdiğine nasıl inanılır?.. Senin doğum yaptığın gün Mete’nin yanına oturmaya mecbur kaldığımda, onun istifini bozmaması, mesafeli tavrını sürdürmesi bütün ümitlerimi yok etti. > DEVAMI YARIN
Reklamı Geç
KAPAT