BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Herkes emr-i ma’rûf yapamaz!

Herkes emr-i ma’rûf yapamaz!

İyilikleri yaymak, kötülüklere mani olmak dinimizin emridir. Hubb-u fillah, buğd-u fillah yani Allah için sevmek, Allah için sevmemek olmayınca, yapılan ibâdetlerin faydası olmaz. Emr-i ma’rûf yani, iyilikleri yaymak özürsüz terk edilirse, duâlar kabûl olmaz. Hayır ve bereket kalmaz. müşkil işlerde zafer nasîb olmaz.



İyilikleri yaymak, kötülüklere mani olmak dinimizin emridir. Hubb-u fillah, buğd-u fillah yani Allah için sevmek, Allah için sevmemek olmayınca, yapılan ibâdetlerin faydası olmaz. Emr-i ma’rûf yani, iyilikleri yaymak özürsüz terk edilirse, duâlar kabûl olmaz. Hayır ve bereket kalmaz. müşkil işlerde zafer nasîb olmaz. Gizli işlenen günah, bunu işleyene zarar verir. Açıkça işlenirse, herkese zararı dokunur. Bir kimsenin kötülemesi ile, bir insanı kötü bilmemelidir. Bir kimsenin kötülemesi gıybet olur. Bunu dinlemek de haram olur. Bir insanın fâsık olduğu, iki âdil şâhidin, bunun bir münker işlediğini gördüklerini bildirmeleri ile veya kendi tecrübesi ile anlaşılır. Günah işliyeni görüp de, gücü, kudreti olduğu hâlde, mani olmamak, “Müdâhene” olur. Müdâhene edenlerin, kabirden maymûn ve hınzır şeklinde kalkacakları, hadîs-i şerifte bildirilmiştir. Emr-i ma’rûf yapanı, arkadaşları sevmez. Müdâhene yapanı severler. Zâlimlere söz ile emr-i ma’rûf yapmak, cihâdın en kıymetlisidir. Nasîhat vermeğe gücü yetmezse, kalbi ile red etmek de cihâd olur. Devlet adamları el ile, âlimler söz ile, diğer Müslümanlar kalb ile emr-i ma’rûf yapar. Emr-i ma’rûfu yani dinimizin emir ve yasaklarını yaymağı Allah rızâsı için yapmak ve söylediğinin kitâbdan vesîkasını bilmek ve fitneye sebep olmamak lâzımdır. Sözünün faydasi olmıyacağını ve fitne çıkmasına sebep olacağını bilen kimsenin emr-i ma’rûf yapması vâcib olmaz. Hattâ, ba’zan haram olur. Böyle zamanda, fitneye sebep olmamak için, evinden çıkmamalıdır. Yani, fitnecilerin arasına karışmamalıdır. Fitne, fesâd çıkarsa, o şehirden, beldeden hicret etmek lâzım olur. Hicret mümkün olmazsa, bir kenâra çekilmeli, kimseye karışmamalıdır. Sözünün faydası olmıyacağını ve fitne çıkacağını bilirse, emr-i ma’rûf yapmak vâcib olmaz, müstehab olur. Sözünün faydalı olacağını, fakat fitneye sebep olacağını da bilirse, yine vâcib olmaz. Fitne, döğülmek gibi küçük ise, müstehab olur. Fitne büyük ve tehlikeli ise, emr-i ma’rûf yapması haram olur. Emr-i ma’rûfu yumuşak yapmak vâcibdir. Sertlik, fitneye sebep olur. Müslümana ve zimmî kâfire karşı, silâh ile işâret etmemeli, bunlara da, zulüm, işkence yapmamalıdır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT