BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beyaz Zambak

Beyaz Zambak

Burçin sevildiğini öğrenmişti, kulağıyla duymuştu. Şimdi sıra ikinizi kavuşturmaya gelmişti. Yıllardır birbirine bilenen iki sevdalıyı, gururlarını bir tarafa attırıp kavuşturmak çok zordu. Fakat bunu ne pahasına olursa olsun yapmaya çalışacaktık. Plân hazırladık...



Sen bir türlü söylemek istemiyordun, oysa ben Burçin’e söz vermiştim, Mete’nin ağzından duyacaksın diye. Sıkıştırdım seni ve sonunda Burçin’i sevdiğini itiraf ettin. Bunu bir daha tekrarlattığımızda Burçin’le ikimiz sevincimizden havalara uçuyorduk. Fakat Burçin sevinç gözyaşları dökmeye, hıçkırmaya başlamıştı. Onun sesini duymaman için hemen kapattım telefonu... Telefonu kapattıktan sonra birbirimizle sarıldık Burçin’le. Ne zamandır yapmak istediğim bu işi Yeliz bilmeyerek yapmıştı. Belki ben hiç cesaret edemeyebilirdim. Yeliz’e ne kadar teşekkür etsek azdır... Burçin sevildiğini öğrenmişti, kulağıyla duymuştu. Şimdi sıra ikinizi kavuşturmaya gelmişti. Yıllardır birbirine bilenen iki sevdalıyı, gururlarını bir tarafa attırıp kavuşturmak çok zordu. Fakat bunu ne pahasına olursa olsun yapmaya çalışacaktık. Plân program hazırladık bu konuda. Bugünün bütün planı Faruk’a ait, o seni çok iyi tanıdığı için herşeyi inceden inceye hesaplamıştı. Sımsıkı tembihliyordu bizi hata yapmamamız için. Bugün buraya gelirken biz arabadan indik ve bu konuyu tekrar tekrar konuşarak, yürüyerek geldik. Senin yanında daima mutlu, şen ve eski hatıraları artık unutmuş görünecekti Burçin. Hatta seninle zaman zaman konuşacaktı. Birbirinize alışınca ve rahat konuşmaya başlayınca ben sana Burçin’in de seni sevdiğini söyleyecektim. Sen de bunu öğrendikten sonra, seni ağaçlıkta bekleyen Burçin’in yanına gidecek ve onunla konuşacaktın. Fakat bugün hiç anlayamadığım biçimde alıngan ve içedönük oluşun işimizi zorlaştırıyordu. Daha ilk başta plânımız bozuluyordu neredeyse. Bahçe kapısında seni Pervin ve Sedat’la konuşuyor görünce Burçin umutsuzluğa düşmüştü. Ona cesaret verdim, sen gayet şen ol, onunla konuş dedim. Fakat sen bizi görmüyordun bile. Son derece dalgın ve düşünceliydin. Sana seslenince farkedebildin bizi. Derin bir uykudan uyanmış gibi baktın. Burçin eski arkadaşını tanıdın mı derken, sen galiba yanlış anlamlara büründürdün. Yüzün sapsarı kesildi. Bu halin yemekte de devam etti. Burçin sana bazen bakıyor, ilgini çekiyor, sonra bunu diğerlerine sezdirmemek için babamın anlattıklarına kahkahayı basıyordu. Sense onun bu şen halleri karşısında ezildikçe eziliyordun. Oysa Burçin’in o kahkahaları atarken bile gözleri gülmüyordu. Mete’nin bir şiirini okursan, Mete bunu anlayacaktır demiştim. Senin o şiiri daha önce görmüştüm. Bu odadan defteri alıp götürdüm, o şiirin olduğu sayfaların arasına parmağımı koymuştum. Burçin de benden alırken öyle almış ve açtığında o şiiri karşısında bulmuştu. Şiirin başını görünce tereddüt etmiş, heyecanlanmaya başlamıştı. Fakat sonradan açılarak okumaya başladı. O şiiri okurken ben sana dikkat ettim. Sararıp solmuştun. Buna dayanamayıp, başının ağrıdığını bahane ederek buraya geldin. Çünkü duygularını, zaaflarını bize sezdirmekten çekiniyordun. Faruk’un dedikleri bir bir çıkıyordu. Sinirleri boşanınca, tepkisini ister istemez gösterecektir, ondan sonra onu teslim almak kolaydır demişti. Evet sevgili kardeşim görüyorum ki şimdi teslime hazırsın, şu odada kimbilir ne kadar acı çektin. Artık bütün ıstıraplar sona erecek Mete. Kalk haydi, artık sevin, artık yüzün gülsün. Bütün dünyalar senin artık, mutluluk bir adım ötede seni bekliyor. Şu anda öyle bir bakıyorsun ki bana, gözlerinden derin bir aşk süzülüyor. Gözpınarlarında yaşlar var. Sen yıllardır seviyordun Burçin’i, kavuşma zamanı geldi, artık kalk. Burçin seni bekliyor, haydi Mete!.. Mete’nin bütün vücudu titriyordu. Kalkıp pencerenin önüne geldi, dışarıya, ağaçlığa baktı. Ay ışığı gözlerini kamaştırıyormuş gibi gözlerini bir an yumdu. Kirpiklerinde yaşlar titreşiyor, yanaklarına damla damla süzülüyordu. Dünyası değişmişti, kötü olan her şeyden arınıyordu, bahar çiçekleri açmıştı artık. Mete ve Banu evden bahçeye çıktıklarında, Coşkun bey oğluna seslendi: -Nasılsın Mete, iyileştin mi biraz?.. Mete’nin aydınlık yüzü gülüyordu. -Evet baba, şimdi daha iyiyim. -Buna sevindim, dedi Coşkun bey ve Canip beyle sohbetine devam etti . > DEVAMI YARIN
Kapat
KAPAT