BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir fikir işçisi

Bir fikir işçisi

Fikir dünyamızın önemli isimlerinden Cemil Meriç, vefatının 15'inci yılında Altunizade Kültür Merkezi'nde anılacak. Bugün, saat 15.30'daki buluşmada genç kuşak okuyucuları Meriç'i tartışacak.



Yerli edasını yitirmeden dünya ölçeğinde bir entellektüel olan Cemil Meriç, okumayı dört yaşında öğrenir. Kasabanın çocuklarıyla pek uyum sağlayamadığından yalnızlığını kitaplarıyla gidermeye çalışır. O küçük yaşına rağmen babasının Osmanlıca kitaplarından Nabî'nin, Fuzulî'nin, Nedim'in divanlarını okumaya başlar. Günün büyük bir kısmını Antakya'nın Çığır Kitabevi ve Genç Spor Kulübünün kütüphanesinde geçirir. Fransız idaresindeki Hatay'da Fransız eğitim sistemi uygulayan Antakya sultanisinde okur. Tercüme bürosunda çalışır, ilkokul öğretmenliği ve nahiye müdürlüğü yapar. Ne ilginçtir ki Hatay hükümetini devirmeye çalıştığı suçlamasıyla yargılanıp hapis yatar. “Karanlık” bir dünya 1940'da İstanbul Üniversitesine girip Fransız Dili ve Edebiyatı öğrenimi görür. Mükemmel düzeyde Fransızca okuyup yazan Meriç, İngilizceyi anlıyor, Arapçayı kendi ifadesiyle söküyor. Elazığ'da (1942-45) ve İstanbul'da (1952-54) Fransızca öğretmenliği yapar. 1941'den başlayarak İnsan, Yücel, Gün, Ayın Bibliyografyası dergilerinde yazmaya başlar. İ.Ü'de okutmanlık yapar, Sosyoloji bölümünde dersler verir. Bütün bu koşuşturma arasında Cemil Meriç'in gözündeki rahatsızlığı gittikçe artar ve miyop 12.5 dereceyi bulur. Artık şişe camı kadar kalın gözlükler de işe yaramamaktadır ve görme yeteneğini tamamen yitirmiştir. İşte o noktadan sonra günler hastane hastane dolaşmakla geçer, defalarca ameliyat olur ama nafile... Gözlerinden birine katarakt sonucu perde inmiştir, diğerinin ise retina tabakası çatlamıştır. Doktoru, yurt dışına gitmesini tavsiye eder. Fakat Meriç'in maddi durumu buna müsait değildir. Bunun üzerine ameliyat masraflarını üniversite üstlenir. Gider ama o da işe yaramaz. Buna rağmen çalışma ve üretme temposu düşmez. Hayatını okumaya ve yazmaya adayan bu fikir adamı zaman içinde 11 bin ciltlik kütüphane yapar kendine. Yirmi yedi yıllık öğretmenlik hayatı boyunca, çeşitli fakültelerden derslerine gelip giden yüzlerce öğrenciye, bir yandan Fransızca öğretirken, bir yandan düşünceyi tattırmaya çalışır. Bu dersler uzun hazırlıklar gerektirir, ders saatleri yetersizdir ve dayanamaz evini de açar öğrencilerine... Cemil Meriç, o sonsuz hoşgörü ve samimiyeti sayesinde sağcısı, solcusu ve Müslümanı ile herkesi çevresinde toplar. Yazıya bir ömür 20. Asır, Dönem, Yapraklar, Yeni İnsan, Kubbealtı, Türk Edebiyatı dergilerinde yazıları yayımlanır. Hisar dergisinde Fildişi Kuleden başlığıyla sürekli denemeler yazar. 1974'te emekli olduğunda yılların birikimini ardarda kitaplaştırmaya girişir. 1984'de önce beyin kanaması, ardından felç geçirir ve 13 Haziran 1987'de vefat eder. İlk telif eseri, Balzac üzerine küçük bir incelemedir. Hint Edebiyatı (1964) daha sonra "Bir Dünyanın Eşiğinde" başlığıyla iki kez daha basılır. Saint Simon, İlk Sosyolog İlk Sosyalist, 1967'de çıkar.1974'ten sonra ard arda kitaplar yayımlar; "Bu Ülke" (1974), "Umrandan Uygarlığa" (1974), "Mağaradakiler" (1978), "Kırk Ambar" (1980), "Bir Facianın Hikayesi" (1981), "Işık Doğudan Gelir" (1984), "Kültürden İrfana" (1985). Fransız edebiyatından yaptığı çevirilerin yanı sıra, Uriel Heyd'in "Ziya Gökalp, Türk Milliyetçiliğinin Temelleri" (1980), Thornton Wilder'in "Köprüden Düşenler" (1981) ve Maxime Rodinson'un "Batı'yı Büyüleyen İslam" (1983) adlı eserlerini de türkçeye kazandırır. Cemil Meriç'in "Bütün Eserleri" toplu halde basılırken, daha önce yayımlanmamış iki kitabı daha yayınlanır; Jurnal 1 (1992) ve Jurnal 2 (1993)
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT