BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Beyaz Zambak

Beyaz Zambak

Ağaçlığa girdiğinde Burçin’i bir ağacın altına oturmuş buldu. O ilk gecede Mete’nin tek başına oturduğu ağacın altındaydı Burçin. Bugün roller değişmişti sanki. Ay ışığı Burçin’in yüzüne, saçlarına vurmuştu. Heyecanlı hali hissediliyordu, gözleri gökyüzündeydi...



“Burçin seni bekliyor Mete” Herkes, Mete’nin bıraktığı gibiydi. Sevgi hanım torunu Süheyla’yı okşuyordu. Mete şöyle bir baktığında Fatma, Abdülkadir ve Burçin’in görünmediğini farketti. Şermin dedesine bir şeyler soruyordu. Mete bambaşka duygular içindeydi. Uykudan uyanmış gibi gözlerini kırpıştırarak bakıyordu etrafına. Yüzünün solgunluğu henüz gitmemişti. Şimdi yepyeni bir heyecanla kalbi daha hızlı atıyordu. Banu: -Burçin ağaçların altında seni bekliyor, dedi. Mete yalvarırcasına baktı ablasına. -Bu benim için çok zor olacak Banu. -Zor, mor gidecek ve ona sevdiğini söyleyeceksin. Onu artık bırakmamalısın, lâzım gelirse zora tutmalısın. Mazideki vak’alar ne olursa olsun artık unutmanız ve kavuşmanız lâzım. Yoksa ikiniz de bu acılara daha fazla dayanamayıp, eriyeceksiniz. Sizin için yeni bir hayat başlıyor Mete. Ve bu senin elinde!.. Mete’nin dudakları titriyor, gözkapakları sık sık açılıp kapanıyordu. Bu kadar ümit, bu kadar heyecan ve bugün çektiği ıstırap ona biraz fazla gelmişti. Gökyüzünde yıldızlar pırıl pırıl parlıyor, ay etrafındaki hâlesiyle dünyayı aydınlatıyordu. Banu, Mete’nin ellerini cesaret vermek için sıktıktan sonra ayrıldı. Raşit’i yanına çağırarak, koluna girdi. Çok sevinçliydi Banu. -Ne kadar mutluyum bilemezsin Raşit, dedi. Nihayet hedefimize ulaşabildik. Mete, Burçin’le konuşmaya gidiyor. Mete, ablası ayrıldıktan sonra bir süre daha dikilip şaşkınlık içinde etrafına bakındı. Nihayet cesaretini toplayarak ağaçların olduğu yere doğru yürümeye başladı. Havuzun yanından geçerken, medet umar gibi kalabalığa baktı fakat herkes kendi âlemindeydi. Bir tek Banu, kendini izliyordu. Ağaçlığa girdiğinde Burçin’i bir ağacın altına oturmuş buldu. O ilk gecede Mete’nin tek başına oturduğu ağacın altındaydı Burçin. Bugün roller değişmişti sanki. Ay ışığı Burçin’in yüzüne, saçlarına vurmuştu. Heyecanlı hali hissediliyordu, gözleri gökyüzündeydi. Yeşilliği belli olan yaprakların arasından lâcivert atlasa ve buzlu pırıltılar saçan rengarenk yıldızlara bakıyordu. Burçin dalgın bir halde gökyüzünü seyrederken, Mete ürkek adımlarla ona yaklaşıyordu. Az sonra Burçin’in karşısına geçmişti. Bir ağaca sırtını dayayıp Burçin’e baktı. Burçin de başını kaldırıp bakınca göz göze geldiler ama ikisi de konuşamadılar. Ay ışığından Burçin’in sarı saçları bazen beyaz, bazen mavi renge dönüşüyor, yüzünün büyük bir kısmı aydınlanıyordu. Mavi gözleri her zamanki gibi çekiciydi. Mete’ye bakan Burçin gülümsedi ve Mete rahatladı. Burçin şaşılacak kadar güzel bir profile, yanaklarını gamzeleyen sıpsıcak gülücüklere sahipti. Çehresi gibi zengin, renkli, gözalıcı zekası gözlerinden okunuyordu. Mete’nin içindeki yoğun hüzün yavaş yavaş dağılıyor, yerini mutluluk rüzgârları alıyordu. İç dünyasının soğuk iklimini ısıtan bir güneş doğmuştu yüreğine. Kalbindeki golfstrimler bölgesinde esrarlı bir çözülme olmuştu. Fakat yine de sinsi bir endişe kaplıyordu içini. Ne konuşacağını bilemiyordu. Fakat aklına bir şey gelince gülümsedi. -Neler düşünüyorsunuz?.. dedi. Öyle bir dalmışsınız ki!.. Zamanında Burçin’in kendisine söylediği sözdü bu. Aralarındaki dostluğu başlatan bu söz şimdi işe yarayacak mıydı acaba? Fakat bu endişesinin yersiz olduğunu hemen anladı. Yaralı bir kuş gibi titremişti kız bu sözleri duyunca. Ne kadar sarsıldığını Mete bile hissedebiliyordu. -Sağol Mete, dedi Burçin. Bir şey düşünmüyorum sadece yıldızları seyrediyordum. Yüreğimi saran acılara ancak böyle tahammül edebiliyorum çünkü. Mete karşısındaki kıza, ilk defa görüyormuş gibi baktı. Ahenkli ve tatlı sesi başının dönmesine yetmişti yine. Burçin tatlı gamzesiyle gepegenç, bir su damlası kadar saf, bir ışık parçası kadar etkileyiciydi ve insana herşeyi unutturabilirdi. -Sözünü ettiğin yaraların en dehşetlisini ben taşıdım, dedi Mete. Hem de, tam o günden beri!.. > DEVAMI YARIN
Reklamı Geç
KAPAT