BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu mudur müşteri memnuniyeti?

Bu mudur müşteri memnuniyeti?

THY yetkililerine; THY ile her zaman iftihar etmişimdir. Özellikle Avrupa’daki rakipleriyle mukayese edildiğinde... 2 hafta kadar önce de Cem Kozlu’yu bir TV kanalında seyrederken THY’nin nasıl zarar etmediğini, kâr ettiğini büyük bir zevkle ve keyifle dinledim. Ama geçtiğimiz Pazartesi günü bu kanaatim tamamen değişti.



THY yetkililerine; THY ile her zaman iftihar etmişimdir. Özellikle Avrupa’daki rakipleriyle mukayese edildiğinde... 2 hafta kadar önce de Cem Kozlu’yu bir TV kanalında seyrederken THY’nin nasıl zarar etmediğini, kâr ettiğini büyük bir zevkle ve keyifle dinledim. Ama geçtiğimiz Pazartesi günü bu kanaatim tamamen değişti. 9 Aralık 2002 Pazartesi akşamı 17.00 sıralarında Trabzon’a 10 Aralık 2002 Salı sabahı 07.05 uçağına bilet aldım. Aynı akşam 19.00 civarında İstanbul’da bir yakınımın annesi vefat etti. Cenazeye katılmam gerekiyordu. THY’nın telefonlarını aramaya başladım biletimi açığa aldırabilmek için; ama ne mümkün. Ulaşmak mümkün değil. Telefonda dakikalarca bekletildim. Bir defasında cepten aradığım telefonda 25 dakika beklediğim dahil. 444 08 49 önce meşgul çalıyor, ardından sizi sıraya alıyorlar, sonra da hattan düşüyorsunuz. 663 63 00’dan da ulaşamıyorsunuz. Karşınıza canlı çıkmıyor. Telesekreterlerin sözlerini ezberledim. Sonunda Dış hatlardan bir görevliye 21.30 civarında ulaşabildim. Kendimi çok şanslı hissediyordum. Görevli, uçuşa 12 saatten az kaldığını ve açığa almanın olamayacağını söyledi. Durumu anlattım. “Not olarak yazarım, ama açığa alınamayabilir” dedi. Nitekim, biletim açığa alınamadı ve cezalı duruma düştüm. Yurtdışında da uzun yıllar bulunmuş ve seyahat etmiş biri olarak Türk Hava Yolları hakkındaki bütün kanaatim değişti. Artık eskisi gibi ciddi ve güvenilir değil benim için... > K. K. Öğretmenlik mesleğini koruyun Ben üniversiteyi kazanmış, örgün Anaokulu Öğretmenliği Bölümü’nü okuyan bir öğrenciyim. Şimdi de Açık Öğretim’de Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü’nü açmışlar. Normalde üniversiteyi, örgün öğretimi kazanamayacak insanlar, bu bölümü bitirip öğretmen olacaklar. Bizler üniversiteyi kazandık, memleket dışına çıktık, binbir zorlukla okuyoruz. İnsanları kandırmayalım, önümüze gelen herkes Açık Öğretim mezunu olacak. Arkadaşlarımdan var, 3 senedir üniversiteyi kazanamamıştı, bu sayede öğretmen olacak. Bu insanın bilgi kapasitesi belli. 5-6 sene sonra belki bizim okuldan mezun olan arkadaşlar atanamayacaklar, çünkü kadrolar dolmuş olacak. Kesinlikle kabul etmiyorum, bizler zamanında çok çalıştık, bölümlerimize girdik, onlar bizimle aynı kefeye girecek. Eğitim sistemimiz belli, kaç bin okul birincisi lise öğrencimiz üniversiteyi kazanamıyor, bu iş iyice laçkalaştı. Bir zamanlar aldınız İşletme, Ziraat mühendislerini... Şimdi onların yetiştirdiği gençleri görüyoruz. Sayın Erkan Mumcu bunlara bir son versin. Öğretmenlik kutsal bir meslektir. İşi olmayan herkes “hasbelkader öğretmen olduk” demesin... > İsmi mahfuz Lütfen önümüzü tıkamayın! YÖK ve Sayın Erkan Mumcu’nun dikkatine; Ben üniversitede okuyan bir gencim. Artık diplomalı işsiz yetiştirmeyelim, herkes okumak zorunda değil. Artık ikinci öğretimleri kapatalım, çünkü önümüzü tıkıyorlar. Hâlâ çoğu öğretmenliklerde, Fen Edebiyatlarda ikinci öğretimler var ve buralardan mezun olanların çoğu atanamıyor. Mühendisliklerde de öyle, zaten iş yok. Türkiye’de bu kadar mezun vermeyin artık. Acaba Profesörler, Doçentler için ikinci öğretim bir geçim kapısı mıdır da bu kadar fazla bölüm açılıyor? Lütfen bizim önümüzü tıkamayın!.. Bu çarpıklığı düzeltin... > M. Şahan Neden kasım ayında atama yapılmadı? Ben Fen Bilgisi Öğretmenliği mezunuyum. Bizim bölüme atamada taban puan 70 idi, ben 74 aldım, ancak atanamadım. Bizim bölüme Eğitim Fakültesi’nin Fizik Kimya Biyoloji Öğretmenliklerini de atıyorlar. Fen Bilgisi Öğretmenliği’nde açık yok ki, onları da atıyorlar. Fen Bilgisi Öğretmenliği mezunları olarak kendi bölümümüze atanamıyoruz. Asıl öğretmenlik bizim hakkımız, yani Eğitim Fakültesi mezunlarının. Milli Eğitim Eski Bakanı yeni Bakan’a, ayrılırken bir dosya vermiş, bize yansıdığı kadarıyla, 2005 yılına kadar branş ögretmeni ihtiyacı 7500 ve şu an bu branşlarda son sınıfta okuyan Eğitim Fakültesi öğrenci sayısı 12000 civarındaymış. Bu rakam yanlış, bende 1999 yılı ÖYS Kılavuzu var ve son 2 yılda atanan branşlara baktığımızda en az 13 branşta şu an 22000 kişi var, bunu kanıtlayabilirim. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı son 2 yılda en az 25 branşta atama yaptı. Öğretmen atama kılavuzlarına baktığımızda bunları rahatlıkla görebiliriz. Bu branşlarda atanamayan en az 25000-30000 kişi var. Kasım ayında, Eylül’deki atamada göreve başlamayanların yerine atama yapılacaktı, hâlâ yapımadı. Neden yalımıyor? Sadece hakkımızı istiyoruz, başka birşey değil... > Mehmet Özat Lojmanlar acilen satılmalı Lojmanlar memurlar arasında çok derin ayırımlara yolaçmaktadır. Devletin lojmanlarından belli bir kesim yararlandığı için satmak istemiyorlar. Kendi evleri olduğu halde lojmanlardan çıkmıyorlar. Bu haksızlığı önlemek için, lojman ve dinlenme tesislerinin tümünün acilen satılmasını istiyorum. > Yusuf Suer
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT