BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Kıbrıs kördüğüm olmasın!..

Kıbrıs kördüğüm olmasın!..

Kıbrıs konusundaki tartışmalar, giderek alevleniyor... Hem Türkiye’de hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde farklı görüşleri savunanlar arasındaki tansiyon günbegün yükseliyor. Bir taraf, “Kıbrıs’ın satılması”ndan, yahut “Ver kurtul...” politikası güdüldüğünden bahisle, Ada’ya barışı getirecek çözüm şansını değerlendirmek isteyenleri “Teslimiyetçi” olarak itham ediyor. Buna mukabil, diğer taraf da, “Çözümsüzlüğü çözüm olarak gören” ve bunun üzerinden en hafif tabiriyle “kahramanlık rantı” kotaran kişilere veryansın ediyor...



Kıbrıs konusundaki tartışmalar, giderek alevleniyor... Hem Türkiye’de hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde farklı görüşleri savunanlar arasındaki tansiyon günbegün yükseliyor. Bir taraf, “Kıbrıs’ın satılması”ndan, yahut “Ver kurtul...” politikası güdüldüğünden bahisle, Ada’ya barışı getirecek çözüm şansını değerlendirmek isteyenleri “Teslimiyetçi” olarak itham ediyor. Buna mukabil, diğer taraf da, “Çözümsüzlüğü çözüm olarak gören” ve bunun üzerinden en hafif tabiriyle “kahramanlık rantı” kotaran kişilere veryansın ediyor... Böylece karşılıklı ithamlar, “hainlik” raddesine vardırılıyor! Peki gerçek nedir? Kıbrıs’ı kim veya kimler satıyor? Niye satmak istiyor? “Kıbrıs’ın satılması” ne demek oluyor? Polemikler, spekülasyonlar, ucuz kahramanlıklar ve bizi bir türlü gerçeklerle yüzyüze getirmek istemeyen hamaset yüzünden, hiçbir soruya mantıklı cevap alınamıyor? Hep günübirlik ve sathi atışmalarla vaziyet idare ediliyor... Şüphesiz bu traji-komik durum, daha fazla devam edemez. Çünkü, deniz bitiyor! Yani, anlaşmaya varılamadığı takdirde, 28 Şubat’tan sonra, Kıbrıs’ta şartlar tamamen ve de yüzde yüz KKTC ve Türkiye aleyhine değişmiş olacak... Yani artık kafamızı kuma gömmekten ve gerçeklerden kaçmaktan vazgeçelim. 28 Şubat’a kadar anlaşma olursa, Kıbrıs’taki Türklerle Rumlar, aynı anda ve eşit şartlarda Avrupa Birliğine girmiş olacak. Aksi halde seyreyleyin gümbürtüyü! Bir tarafta, fert başına milli gelirini 16 bin dolara çıkarmış (KKTC’nin tam sekiz katı!) AB üyesi Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, diğer tarafta dış siyasi baskılar ambargolarla boğuşan, halkı fakirlikten bunalmış ve çare olarak yasal olmayan yollardan Rum tarafına çalışmaya giden veya Rum pasaportu edinmeye yeltenen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti... İnşallah endişe ettiğimiz durum cereyan etmez. Ama ederse, oniki sene evvel Doğu ile Batı Almanya’nın arasındaki “Utanç Duvarı”nın yerini Lefkoşa’yı ikiye bölen “Yeşil Hat” almaya aday! Daha şimdiden Rumların tahrik ve teşviki ile Güney’e yönelen ve yönelmeye niyetli olan insanlar nasıl ve neyle ikna edilebilecek? Nasıl durdurulacak?! Peki bu noktaya nasıl gelindi? Kuzey ile Güney arasındaki ekonomik uçurumun sebebi sadece ambargo mu? Güldürmeyin insanı!... Gerçekçi olalım. Ve 28 Şubat’a kadar olan vakti artık iyi değerlendirelim. Çünkü bu tarihten sonra KKTC’nin Türkiye Cumhuriyeti’ne maliyeti çok daha ağır olacak. Onun için Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış’ın uyarılarını herkes iyi anlamalıdır. Diplomaside 40 yılını geçirmiş olan Yakış, elbette neyin ne zaman söylenmesi gerektiğini pek çoğumuzdan daha iyi bilir. Ucuz kahramanlığı, ucuz muhalefeti, hayalperestliği ve de vehimleri artık bir kenara koyalım. 13 Aralık günü Sayın Denktaş, Ankara’da, şaşırtıcı bir şekilde erken taburcu olduğu hastahane kapısında şunları söylüyordu: “.... Türkiye’yi oyalayıp Kıbrıs’ı almak istiyorlar. Kıbrıs’ı Türkiye’nin etrafında bir nevi Hıristiyan kalesi haline getirmek istiyorlar!..” Bunları dinlerken nedense, müteveffa Celal Bayar’ın: “Bu kış komünistler gelecek!..” sözleri aklıma geldi. Sayın Denktaş’ın veya Ecevit’in geçmişte Kıbrıs için, doğru şeyler yapmış olması her zaman haklı olabileceklerini göstermez. Bir kere dünyanın gidişatını doğru okumak gerekiyor... Kaleler ve şatolar Ortaçağ’ın ürünleriydi. O zamanlar aşılmalarıı zordu. Şimdi kale mefhumu çok ama çok değişti. Sadece şu kadarını söyleyelim; 2020 yılında Türkiye’nin nüfusu 90 (Doksan) milyon, Yunanistan’ın ise yine 11.5 (Onbir buçuk) milyon mertebelerinde olacak... Kimin kimden korkması lazım? Bizce Sayın Denktaş, ayağına gelen son fırsatı kaçırmamalı ve 28 Şubat’ta Kıbrıs’ta kurulacak yeni ortak devletin Eşbaşkanı olarak Klerides’le birlikte AB’ye giriş belgesini imzalamalıdır. Sağcısından solcusuna kadar pek çok yazar, AK Parti iktidarının gerçek sınavı olarak Kıbrıs’taki çözümü görüyor. Erdoğan ve Gül de Denktaş’ı buna cesaretlendirmeli ve ikna etmelidir. Yoksa herşey kördüğüm olacak!..
Reklamı Geç
KAPAT