BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KIBRIS’IN HİKAYESİ

KIBRIS’IN HİKAYESİ

Kıbrıs konusunda yerli yerine oturmuş (oturtulmuş) bazı noktalar var. Nedir bunlar? * Dr. Fazıl Küçük’ün milli lider olduğu. * Kıbrıs’a yaptığımız çıkarmanın çok isabetli bir kahramanlık olduğu. * Çıkarmadan sonra ortaya konulan statünün Türkler için en emin, en iyi zemini oluşturduğu... v.s. Yıllarca işlenen bu konulardan sonra, çıkıp aksini söylemek zihinleri bulandırmak olur mu, dersiniz?



Kıbrıs konusunda yerli yerine oturmuş (oturtulmuş) bazı noktalar var. Nedir bunlar? * Dr. Fazıl Küçük’ün milli lider olduğu. * Kıbrıs’a yaptığımız çıkarmanın çok isabetli bir kahramanlık olduğu. * Çıkarmadan sonra ortaya konulan statünün Türkler için en emin, en iyi zemini oluşturduğu... v.s. Yıllarca işlenen bu konulardan sonra, çıkıp aksini söylemek zihinleri bulandırmak olur mu, dersiniz?  Makarios, Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakına karşıydı. İngilizlere karşı ilk bağımsızlık hareketini başlatan adamdı. İngilizler, Makarios’la anlaşmazlığa düşünce iki yolda, çıkış yollarını kapatmak istediler. * Adadaki Türkleri Rumlara karşı kışkırttılar. * Türkiye’ye ve Yunanistan’a Kıbrıs’a müdahale etmesi için telkinlerde bulundular.  O dönemde İngiltere’nin dünyaya bakışı farklıydı. Aslolan sömürgeleri ellerinde tutmalarıydı. Bunu yaparken de kendileri açısından “yük” sayılabilecek hiçbir problemin çıkmasını istemiyorlardı. Onun içindir ki, Yunanistan’ın ve Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki iştihalarını arttırmak uğruna ellerinden geleni yapmışlardır. Bir taraftan Türkiye ve Yunanistan’ı tahrik ederken, diğer taraftan Adadaki Rumlarla Türkleri birbirleriyle mücadele etmeleri için türlü oyunlar tertip etmişlerdir. 940’lı yıllarda Kıbrıs’ı İngiliz valisi idare ediyordu. Vali, Türklerin lideri durumunda olan şahsı çağırıp; “Rumlara baskı yapalım da anlaşın, burada ikili bir devlet kurulsun” dediği zaman, Türk liderinin cevabı çok sert olmuştu: -Bizim Kıbrıs Rumlarıyla hiçbir alıp veremediğimiz yoktur. Bizim meselemiz sizinle! Ertesi gün bu cevabı verenin cesedi bulunmuştu. Ve ardından tezgahlar. Türkler Rumlara, Rumlar da Türklere öldürtülüyor. Her katliamdan sonra Türkiye ve Yunanistan kamuoyu tahrik ediliyor.  Başsız kalan Türklerin darmadağınık olduğu bir zamanda İngiltere Fazıl Küçük’ü gönderiyor adaya.. Propaganda yoluyla lider ilan ediyor.. Türkler yeni liderlerinin etrafında kenetleniyor. Ardından Türk-Rum mücadelesi başlatılıyor. (Tezgahlanıyor.) Türkiye kamuoyu basın yoluyla o kadar tahrik ediliyor ki, 55’li-58’li yıllarda “Ya taksim, ya ölüm mitingleri” tertip ediliyor. Aynı mitingler Yunanistan’da da yaptırılıyor. Bu mitinglerle gerek Yunanistan, gerekse Türkiye birkaç sefer müdahalenin eşiğinden dönmüştür.  Demokrat parti iktidarı bir taraftan hızlı bir kalkınma hareketi başlatırken diğer taraftan Kıbrıs’ın ayak bağı olmaması için hep örtbas etme gayreti içinde olmuştur. Oyuna gelmemiştir. Dış ilişkilerimizin bozulmaması için büyük itina göstermiştir.  Aynı senelerde Menderes ve ekibinin gayretleriyle Londra ve Zürih anlaşmaları imzalandı. Anlaşmaya göre, Kıbrıs bölünmeyecek, İngilizlere ait iki üs muhafaza edilecek, Kıbrıs’a Cumhurbaşkanlığı ihdas edilecek, başkan Rumlardan yardımcısı Türklerden olacak.. Müşterek (Rumlardan ve Türklerden) hükümet kurulacak. Şartların bozulması halinde ise, üç devlete (Türkiye, İngiltere, Yunanistan) müdahale hakkı doğacak. Anlaşmadan sonra ortalık durulur gibi oldu... Ama tahrikler bitmedi.  Tezgahlanan 6-7 Eylül 958 olayları ile ne kadar Rum-Ermeni varsa hepsinin işyeri tahrip edildi. Bu iş nasıl başarıldı? Basın yoluyla kamuoyu oluşturularak.. Hedefleri neydi? Mücadeleyi hızlandırmak... Türkiye’deki azınlıkların yurt dışına çıkmasını sağlamak.. Azınlıkların tedirginliği, yurt dışına kaçışı, Türkiye’nin görüntüsünü bozdu. Her giden önemli miktarda sermaye götürdü. Ticari ilişkiler bozuldu.. Asırlarca, Rumuyla, Ermenisiyle problemsiz, gürültüsüz, patırtısız yaşayan Türkiye, dünya kamuoyuna geçimsiz ve müsamahasız bir ülke gibi gösterildi. DP, bu oyuna da gelmedi.. Herkesin zararını kuruşuna kadar tazmin etti.  Derken Demirel iktidarına geldik. Demirel’in Kıbrıs konusunda takip ettiği siyaset Menderes’in paralelinde olmuştur. Tahriklerin önüne geçmek için büyük gayretler sarfetmiştir.  Bütün bu işler olup biterken, Yunanistan’da darbe oldu. Darbe ile iş başına geçen idare, Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakına karşı gelen Makarios’un devrilmesi için plan hazırladı. Ve Samson darbesiyle Makarios devrildi. Makarios’un devrilmesinden sonra tezgahlar yeniden çalıştırılmaya, Türkler Rumlara, Rumlar da Türklere öldürtülmeye başlandı. Türkiye ise soydaşlarının hakkını hukukunu korumak için adaya çıktı. İstenen de buydu.  Çıkarma öncesinde Ecevit’in parti liderleriyle bir toplantısı olmuştu. O toplantıda Demirel’in söyledikleri ihanet gibi yorumlanmıştı. Demirel şöyle diyordu: “-Biz Kıbrıs’a niçin çıkarma yapacağız? Biz cihan devleti değiliz ki, Makarios’u devirdiniz, yerine geçirin yoksa size gösteririz diyelim.. Bu işi iyice düşünelim..”  Kıbrıs’a çıktık da ne oldu? * Türkiye’nin uluslararası münasebetleri durgunluk dönemine girdi. * ABD ambargo koydu. * Yabancı ülkelerden kredi alamaz olduk. * Hazine 70 sente muhtaç hale geldi. * Türkiye yalnızlığa itildi. * 77-78 yıllarında kıtlığın, açlığın, petrol sıkıntısının, enflasyonun sebebi Kıbrıs’tır. * Çıkarma öncesi oluşturulan gerginlik, Türkiye’nin savunma masraflarını artırdı, yatırımları sekteye uğrattı.  Netice olarak İngiltere, başımıza ördüğü Kıbrıs çorabıyla, Türkiye’nin dış ilişkilerini, kalkınmasını ve gelişmesini sekteye uğratmış oldu. 30 yıl sonra bugün, geriye doğru bakınca şunu görüyoruz: Kıbrıs konusunda bir arpa boyu yol gitmişiz. Sloganlar da, kafalar da aynı.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT