BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > BİR YILDIZ KAYDI

BİR YILDIZ KAYDI

Birçok filmini seyretmiştim Mine Yıldız’ın. Çok usta bir aktristi. Hele “Acıların Kadını” adında filmi vardı ki otuz yıldan fazla zaman geçtiği halde hafızamdaki tazeliğini hâlâ korumaktaydı. Sonraları, bu usta oyuncunun da Yeşilçam’daki cinsellik ihtiva eden, erotik, açık-saçık filmlerde oynaması beni sükutu hayale uğratmıştı. O namuslu Türk anası rollerinin sahibine yeni imajını yakıştıramamıştım...



Birçok filmini seyretmiştim Mine Yıldız’ın. Çok usta bir aktristi. Hele “Acıların Kadını” adında filmi vardı ki otuz yıldan fazla zaman geçtiği halde hafızamdaki tazeliğini hâlâ korumaktaydı. Sonraları, bu usta oyuncunun da Yeşilçam’daki cinsellik ihtiva eden, erotik, açık-saçık filmlerde oynaması beni sükutu hayale uğratmıştı. O namuslu Türk anası rollerinin sahibine yeni imajını yakıştıramamıştım... Sanatçılık yıllarında yanına dahi yaklaşmayı hayal edemediğim Mine Yıldız’ı dondurucu soğuk altında Beyoğlu’nun köhne sokaklarından birinde buldum. Su gibi akıp giden zamana karşı direnmeye çalışan eski ahşap bir binanın önüne ıslak taşlar üzerine oturmuş, ucuz ve kalitesiz bir şarap şişesini başına dikerek ısınmaya çalışıyordu. Biraz ilerde onun gibi pejmürde kılıklı saçı sakalı birbirine karışmış yaşlı bir adam uyukluyordu. Sağımı solumu kolaçan ederek yanına yaklaştım: -Merhaba Mine Hanım, dedim. Mine Yıldız oralı değildi. Beni işitmediğini sanmıştım. -Merhaba Mine Hanım, diye tekrarladım. Kaşlarını çatarak, kalınlaşmış bir ses tonuyla cevap verdi: -Beni rahat bırak!.. Cebimden sigara paketini çıkardım bir sigara aldım ağzıma yakmadan paketi ona uzattım. Hiç tanımadığı birisinin ilgisinden sıkılmışa benziyordu. Belli ki sigarası yoktu. Elinin tersiyle ağzını sildikten sonra çekinerek kirli ellerini pakete uzattı. Ellerinin titremesinden sigara çıkaramıyordu paketten. Yardım ettim çakmağımı ateşleyerek önce onun sonra da kendi sigaramı yaktım. Adeta utanıyor gibiydi benden. -Ben senin hayranlarından biriyim Mine Hanım deyince, boğuk bir sesle cevap vermişti: -Benim hayranım kaldı mı ki? Onu konuşturmayı başarmıştım. Hiçbir yarar sağlamasa da bu kötü duruma düşmesinin sebeplerini öğrenmek istiyordum. -Senin binlerce hayranın var... Dudaklarını büktü. -Nerede onlar hani?.. dedi. Ne cevap vereceğimi bilmesem de öylesine konuşmamı sürdürdüm. -Senin bu durumda olduğunu bilmiyorlar. -Gençlik çağlarımda hiç yanımdan ayrılmıyor, etrafımda pervane gibi dolanıyorlardı ama... Ne diyeceğimi bilemiyordum. -Sıkıntıda olduğunu bilseler gene yardımcı olurlar... -Olmazlar kardeşim olmazlar, sen bu alemi bilmiyorsun anlaşılan... Ben kalın paltomun altında üşüyordum. Hayatını yaldızlı ışıklar altında geçirmiş bu emektar sanatçının ıslak, yırtık pırtık ince ve kayış gibi yağlı pardösü içinde üşümemesi mümkün değildi. İçimden samimi olarak yardımcı olmak geliyordu. Kimin ne hallere düşeceğini ancak cenabı Hak bilirdi. -Mine Hanım şu ilerdeki kafeteryaya gidip sıcak bir şeyler içsek... Manidar bir ifadeyle süzdü beni, belki samimi olup olmadığımı anlamak istiyordu. -Hayret... dedi. Yıllardır ilk defa birisi beni davet ediyor... Gene de emin olmadığı anlaşılıyordu. Karnı çok aç olmalıydı, teklifimi kıramadı. Bir eliyle yere dayanarak güçlükle ayağa kalkmıştı. Yardımcı olmak için koluna girdim. Şu süklüm püklüm, kırışık yüzlü kadın yıllarca beyaz perdeyi kasıp kavuran, seyircinin gönlünde taht kuran Mine Yıldız mıydı?!. Yaldızlı harflerle Simge Kafeterya tabelası bulunan yere yönelmiştik ki yaşlı kadının önünden geçtiğimiz bir lokantanın vitrinindeki dönere gözlerini dikip yutkunduğunu hissetmiştim. Kolundan yavaşça tutarak lokantaya soktum. Garsonlar sokaklarda yatıp kalkan bu yaşlı kadını görünce yüzlerini buruşturmuş, kovup, kovmamakta tereddüde düşmüşlerdi. Bu kadın tek başına olsaydı kesinlikle bu lokantadan içeri giremezdi. Benim yanımda seslerini çıkaramadılar. Canım bir şey yemek istemese de ona eşlik etmek düşüncesiyle kendime de bir kase çorba ısmarladım. Çorbamı yavaş hareketlerle yudumlarken göz ucuyla yaşlı kadını süzüyordum. Belli ki çok acıkmıştı. Kim bilir kaç gündür kursağına sıcak bir lokma girmemişti... Yeni yetmeler Mine Yıldız’ı tanımazdı, bizim devreler ise onun zirvedeki son yıllarına şahit olmuştu, o beyaz perdenin starlarındandı... O zamanlar bu büyük starın beş parasız sokaklara düşeceğini söyleseler kimse inanmazdı, ama bu bir hakikatti, bir zamanların parlak yıldızı Mine Yıldız’ı yanında ben olmasaydım garsonlar lokantaya sokmayacaktı... Bir yandan iştahsız bir şekilde çorbamı yudumlarken, göz ucuyla yaşlı kadını süzüyordum. “Aman Allah’ım erkeklerin kalbini hoplatan, Türkiye’nin en parlak sinema yıldızı unvanını taşıyan şu karşımda oturan, kırışık yüzlü, bir yamalığını çeksen bin yamalığı dökülen elbiseler içinde, ahırda yatıp kalkanlardan daha fazla kötü kokan acuze kadın mıydı?” diye düşünmekten kendimi alamıyordum... > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 87143
    % -3.46
  • 5.7875
    % -2.96
  • 6.5899
    % -2.46
  • 7.3507
    % -2.54
  • 219.169
    % -2.33
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT