BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Gitti Hong Kong geldi Dubai

Gitti Hong Kong geldi Dubai

Şehrin gençlerinden biri fuarda sergilenen BMW’ye takmış. Stand görevlileri “ama beyfendi” demişler, “henüz fiyatı bile belli değil, satamayız.” Yiğidimiz “Canım bir milyon euro da olacak değil ya” diye parlamış, altı sıfırlı çeki imzalayıp önlerine bırakmış. Araba mı? Çok olsun da 200 bin euro yaparmış. Efendim Dubaili yeniyetme, ıslah olmaz bir Celtic fanatiği imiş ama bakın şu işe ki takım o günlerde can sıkıcı yenilgiler alıyormuş. Babası bakmış çocuk üzülüyor. Elini cebine atmış, İngiliz klübüne 20 milyon dolarlık teberru yapmış. Günün birinde yaşlı bir kadın Şeyh Mahdum’un önüne çıkıp “polisler oğlumu götürdü” diye yakınmış. Meğer çocuğun kredi kartı borcu varmış. Şeyh “tiz milletimin kart borçları ödene” diye haykırmış ve gün batana kadar memlekette borçlu kalmamış. Güya emir, sırf bu iş için bir milyar küsur dolar harcamış.



Emir Şeyh Zayed rahatsızlanınca (İstasyon Mahallesindeki sağlık ocağına gidecek değil ya) Amerika’ya doğru uzanmış. Eh bahane ile akrabayı taallukatını da yanına almış. On uçağa ancak sığmışlar ve adı geçen muayyene Methodis Tıp Merkezi’ni satın alacak paralara patlamış. Bu “mış”ları çoğaltmak mümkün. İyi ama bundan 30 yıl evvel kendi halinde bir balıkçı köyü olan Dubai ne yapmış da böyle parlamış? 30 yıllık devlet Anlatalım. Yıl 1971. Yörede Arap emirlikleri (Abu Dabi, Dubai, Şarjah, Re’sül-Hayme, Ümmü’l-Kayvan, Füceyre ve Acman) birleşip BAE’yi kuruyorlar. Emir dediysek gözünüzde büyütmeyin, bunlar eskinin köy ağaları filan. Emirlik dediğin ise ilçe belediyesi gibi bir şey. Nasıl Ordu Bulvarı’nın bir yanı Eminönü, öbür tarafı Fatih ise adını unuttuğum caddenin bir yanı Şarjah öbür yanı Dubai. Şarjah Emiri daha dindar. Televizyon kanalında sürekli Kur’an-ı kerim okutuyor, çeşitli dillerde vaazlar verdiriyor. Kadınlar hanım hanımcık evlerinde oturuyor, el işi yapıp, yemek pişiriyorlar. Ama Dubai tam bir dünya kenti, zenne taifesi sabahlara kadar fıldır fırıldak dolanıyor, bela aranıyorlar. Ben bunları niye yazıyorum? Demek ki emirlikler sadece dış işlerinde birlikteler, içeride bildiklerini okuyorlar. Neyse dönelim eskiye. Abu Dabi bir petrol gölü üzerine oturduğu için işi tıkırında gidiyor. Gelgelim sabahtan akşama kadar ağ atıp, ağ çeken ve günde üç öğün balık yiyen Dubaililer birşeyler yapma ihtiyacı duyuyorlar. Gözlerini karartıp İngiliz’in dümen suyuna giriyor, para babalarını ürküten ne kadar kural varsa alayını kıvırıp çöpe atıyorlar. Evet Dubai bir anda cazibe merkezi oluyor ama o hengamede 700 bine yakın Hintli ülkeye giriyor. Hindu ve Sihler açıktan açığa örgütleniyor, bir çok sektörü ele geçiriyorlar. Ses var görüntü yok Dubai’de kişi başına düşen gelir (lâf olsun diye yazmıyorum) bizi ona katlıyor. Adamlar para ve turist akışını sürdürebilmek için yıl boyu etkinlikler düzenliyor. Fuarlar bitmeden, festivalleri başlıyor, seminerler, kongreler birbirini izliyor. Ülkenin tüccarları, İran’la, Umman’la, Arabistan’la canlı bir ticaret yapıyor. Kalyonu andıran antika teknelere (bizim mavnalarımıza benziyor) tepeleme mal çakıp Hint okyanusuna açılıyorlar. Dubaililer “bizde ucuz” havasını iyi veriyorlar. Evet ülkede gümrük ve vergi olmadığı için mal hesaplı geliyor. Lâkin çok da hesaplı gitmiyor. Esnaf isteyene istediği kadar fatura veriyor ama “fiş almasak kaça olur” deyince boş boş bakıyorlar. Bana “eczanede bile pazarlık yap, ne isterlerse yarısını ver, üçte ikiye razı ol” diyorlar. Diyorlar ama ne mümkün. Adamlar para almaktan yorulmuşlar, yüzüme bile bakmıyorlar. İş ki düzeni kurasın, sonra para nehir olup akıyor. Tezgâhtarlar müşteri ağırlamaktan yoruluyor ve bunu hissettiriyorlar. Elbette “alırsan al, almazsan ikile” demiyorlar ama öyle demeye getiriyorlar. Raflar görünür bir hızla boşalıyor, yüzlük dolarları avuçlayıp avuçlayıp çekmecelere tıkıyorlar. Eh parayı çuvalla kazanınca harcıyacak yer arıyor, helalarına bile altın musluk taktırıyorlar. Dubaililer bahşiş ve beleşi seviyor. Alış veriş merkezleri ortaya son model bir Mercedes ya da Lexus koyup çekiliş düzenliyor. Hatta bazıları ağırlığınızca altın veriyor. Piyango vuranlar yemedikleri kebablara ve içmedikleri şerbetlere yanarlar mı bilmem ama ahali delicesine kupon biriktiriyor, promasyon dalgasına hesapsız para harcıyor. Hem bir şey üretmeyeceksin, hem çılgınlar gibi tüketeceksin... Ekonomiden anlamam ama bu bana hiç sağlıklı gelmiyor. Yaşadık biliyoruz, ufacık krizler en tatlı rüyaları bitirebiliyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT