BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vatandaşın sağduyusu mahut temenniyi yenecek

Vatandaşın sağduyusu mahut temenniyi yenecek

SSCB hayatta iken, Moskova, Türkiye’ye ilişkin yayınlarını Almanya’dan yaptırtırdı. İsimleri de “nötr” tercih edilmişti. Mesela “Bizim Radyo” gibi.



SSCB hayatta iken, Moskova, Türkiye’ye ilişkin yayınlarını Almanya’dan yaptırtırdı. İsimleri de “nötr” tercih edilmişti. Mesela “Bizim Radyo” gibi. Özellikle de seçim zamanlarında Berlin’den yayın yapan bu ve bunun gibi marksist yayın organları Türk seçmenini etkilemek isterdi. TİP’i methederlerdi ama, CHP’ye oy isterlerdi. Sol oyların kesinlikle parçalanmasını arzu etmezlerdi. Peki TİP’e nasıl kıyak geçerlerdi? TİP’li aydınların yazdıkları eserleri göklere çıkararak. Örnek göstererek. Baskılarını yenileterek. Aradan onca zaman geçmiş, baktım bir şey değişmemiş. Almanya’daki gerek Türkçe, gerekse yabancı dildeki Türkiye’ye yönelik yayınlarda aynı taktik devam ediyor. Birkaç gündür dinliyorum. Değişen bir şey yok. Almanya’nın Sesi Radyosu HADEP’e de sıcak. Terör Örgütünün başı Öcalan’dan bahsederken “PKK Lideri” diyor. Seçmen kütüğüne zamanında yazılamadığı için oy kullanamayacağını anlatıyor. Bakın bakın neler haber oluyor. % 10 barajı aşmayacağını tahmin ettikleri CHP’ye tebessümler dağıtıyor. Sadece o kadar. DSP birinci gösteriliyor. ANAP ile ortak hükümeti yeniden kurabileceği anlatılıyor. FP “aşırı dinci, İslamcı” diye gösterilirken ikincilik veya üçüncülük mücadelesi yaptığı duyuruluyor. MHP’ye “es” geçiliyor. DYP ise hırçınlığıyla dikkatlere sunuluyor, liderinin kavgacılığına işaret ediliyor! YSK niçin kamuoyu araştırmalarının yayınına “yasak” getirdi anlamadım. Bu radyolar bunları da yayınlıyor. Gerçi kartel medyası da bunu deldi. Bu radyoların haber kaynakları da kartel medyasının muhabirleri. Çoğu sesinden, geçiyor haberi. Yazılı metin değil. Sonra bakıyorum sütununda aynı şeyleri duyuruvermiş kamuoyuna. Ah bu temenniler.. ah bu varsayımlar.. Babam anlatırdı rahmetli.. bu tür yerli ve yabancı yayınların DP zamanında da gerçekleştiğini, hele hele 1957 seçiminde hepsinin ağız birliği etmişçesine yaptığı bu şartlandırmanın tam tersi netice verdiğini güler söylerdi. Buna rağmen Menderes merhum silme iktidara taşıdı partisini. 27 Mayıs askeri müdahalesi sonrasında şimdi sol’un kullandığı sloganlar, söylemler 1960’lı yıllarda ayyuka çıkmıştı. Anayasa da onlardan yanaydı. Önemli baskı odakları ve medya da destek veriyordu. İlk seçimde sol, yani CHP yine; ne birinci gelebildi, ne iktidar olabildi. Sadece koalisyona ortak olmakla kurtardı. 1965 seçiminde ise AP sildi süpürdü oyları, 256 milletvekiliyle milli kalkınmanın en hızlı bir dönemini açtı. 1969’da da bu hız kesilmedi. Demirel milliyetçi ve muhafazakâr akımları görmezlikten geldi. Bazı şeyleri kendinden yahut partisinden menkul zannetti. 41’ler hareketiyle milliyetçileri dışladı. Necmettin Erbakan’ın adaylığına “veto” getirdi. Bundan sonra da keten helva yanmaya başladı, dikiş tutmadı siyaset. Buna rağmen “sol” ve “CHP”ye millet iltifat etmedi. Ta ki Rahmetli Özal’a kadar. Turgut Bey’in ne tarikatçılığı kaldı söylenmedik, ne ikinci evliliği; medya ve bazı güç odakları yine birleşti. Hatta Sayın Evren ekranlardan kalkıp “MDP’ye oy” istedi, “Özal’a hayır” kampanyası başlattı. Rakibi, Necdet Calp müteveffa “köprüyü sattırmam” dedi masalara vurarak. Özal uhuletle ve suhuletle “satarım” dedi. İktidarı göğüsledi. Ülkenin ve insanımızın önünü açtı, ufuk ve hedef gösterdi. Çağ atladı Türkiye. Barış geldi; hırs geldi çalışmaya, gayrete, ileriye. Medya ve bazı baskı odakları Bedrettin Dalan’ı % 74 oyla İstanbul’a başkan ilan etti! İtibarına bakın bu yayının. Nurettin Sözen sözkonusu koltuğa gelip oturdu! Bir seçim sonra da öyle oldu. “Madem halk sol’a oy vermiyor”, bir başka sağ aday değerli dostum İlhan Kesici ile Zülfü Livaneli birbirine rakip gösterildi yapay biçimde. Recep Tayyip Erdoğan bileğinin hakkıyla geldi (şehremin) olarak tasarruflara başladı. Kulakları çınlasın. Lafı uzatmayayım..1995 seçimlerinde RP kamuoyu araştırmalarında nerede gösteriliyordu, mahut medyanın temennisi ne idi, netice ne oldu? Hatırlatmaya bile gerek yok. Böyle bir kine, vatandaş sandıkta oyuyla cevap verdi. Geldik 1999’a.. taktikler hiç mi hiç değişmemiş.. söylemler ve tasarruflar 2000’li yıllara yakışmıyor. Üstelik de bunlar hep kendilerini akıllı sanıyorlar, karşısındakilere böyle bir ihtimali vermiyorlar. İşte gönüllerinden geçen DSP birinci parti. (Ah Afyon birinci sıra adayı Sayın Gaffar Yakın ve aynı çizgideki öteki 6 aday olmasaydı daha güzel olacaktı bunlara göre). Ardından ANAP geliyor. İkisi yeni dönem hükümeti kurabilirse balından yenmeyecek. Buna lütfen MHP’yi de ekliyorlar içlerine sinmeye sinmeye. DYP, CHP’nin önünde ama yine sonlara doğru. Bugüne kadar son 15 günde 21 tane kamuoyu araştırması geldi tarafıma. Özellikle VERSO’nun çalışmasına teşekkürler, yorumuna da katılıyorum. Kartel medyasının yaptırdığı öne sürülen bir araştırmaya da baktım, bu çalışma ile gazetelerinde ihsas ettirdikleri husus da birbirinin tersi. Mahut medyaya da bu yakışır doğrusu. FP belki bir önceki dönem kadar milletvekili çıkaramayacak ama farkla birinci gibi. Aleyhine yazılan her husus oy olarak dönüyor sanki. CHP’nin “sağın yeni lideri” dediği Ecevit’in partisi DSP, FP’yi yakalamaya çalışıyor. Aydın Doğan ile Tansu Çiller çatışması DYP’ye yaradı. Çıkış trendi hız aldı. Bir başka yükselen parti de MHP. Meslek edinme yaşını yükselten, orta mektepleri kapatan ANAP, MHP’ye sürekli tabanını kaydırıyor. CHP ise barajı zorluyor, aşacak gibi. HADEP’te düşüş gözleniyor, ÖDP’de artış. LDP ise sürpriz bir konumda hazır bekliyor. Sanırım başarılı yönetimlerde belediye başkanları aynen devam edecek. Pazar günü mutlaka sandığa. Sağduyu, baskı güçlerini ve mahut medyayı yenecek.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT