BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkiye'nin AB macerası

Türkiye'nin AB macerası

Türkiye'nin AB macerası tam 43 yıldır devam etmektedir. Ancak bunca zaman bir arpa boyu yol alınmamıştır. Bazı yazar ve politikacılara göre 2010 ya da 2013'te tam üyeyiz. Ancak ben aynı görüşte değilim. 15 ülkeden ibaret olan AB, katılacak 12 üye ile 27 ülke olacaktır. Yaşlı kıt'anın 27 ülke ile sıkıntıları son derece artacaktır. Belki de 2004'ten sonra genişlemeyi belirli bir süre dondurma yani durdurma kararı alırlar.



Türkiye'nin AB macerası tam 43 yıldır devam etmektedir. Ancak bunca zaman bir arpa boyu yol alınmamıştır. Bazı yazar ve politikacılara göre 2010 ya da 2013'te tam üyeyiz. Ancak ben aynı görüşte değilim. 15 ülkeden ibaret olan AB, katılacak 12 üye ile 27 ülke olacaktır. Yaşlı kıt'anın 27 ülke ile sıkıntıları son derece artacaktır. Belki de 2004'ten sonra genişlemeyi belirli bir süre dondurma yani durdurma kararı alırlar. Kronolojik olarak AB'ye girme faaliyetlerimiz şöyledir: 1- 31 Temmuz 1959 AET'ye ortaklık için başvuru 2- 12 Eylül 1963 Ankara Antlaşmasıyla; Türkiye'nin Gümrük Birliği ve tam üyelik sağlayacak olan Ortaklık Antlaşması 3- 1 Aralık 1963 Ankara Antlaşması yürürlüğe girdi. 4- 1970 yılında AET'ye Yunanistan ile birlikte girme imkanı varken; Türkiye'nin hazır değilim mazeretiyle girilmedi. (Yanlış anlaşılmasın hiçbir zaman AB'den yana olmadım) 5- 30 Haziran 1980 tarihinde 80-1 sayılı kararla 1987 yılına kadar ortaklık konseyi tarım ürünlerinin tamamına yakınının gümrük vergilerinin sıfıra indirilmesi 6- 25 Mart 1981 Milli Güvenlik Konseyi AT'ye tam üyelik başvurusu yapmak üzere hazırlıkların başlatılması kararı aldı. 7- 22 Ocak 1982'de Avrupa Topluluğu (AT) Türkiye ile ilişkileri dondurma kararı aldı 8- 16 Eylül 1986 Türkiye-AET Ortaklık Konseyi toplandı. Böylece 12 Eylül 1980 tarihinden itibaren dondurulmuş bulunan Türkiye-AET ilişkilerinin yeniden başlaması kararı alındı. 9- 18 Aralık 1989 AT komisyonu 1992'den önce üye kabul edemeyeceği kararı aldı. 10- 31 Aralık 1995'te Geçiş Dönemi tamamlandı. 11- 1 Ocak 1996'da Gümrük Birliğine girildi. (7 yıl içinde kaybımız 70 milyar dolardır) 12-(11-12 Aralık 1999) Helsinki Zirvesinde Türkiye'ye adaylık statüsü tanındı. 13- (24-25 Ekim 2002) Brüksel'de Türkiye ile ilgili ilerleme raporu incelendi. 14- (13 Aralık 2002) Kopenhag Zirvesinde Aralık 2004 için randevu verildi. Batı'nın Türkiye aleyhine tepkileri Fransa basını: "Türkiye, Amerika için önemli bir müttefik olabilir. Ama ben Amerika'nın hatırına Türkiye'yi niçin ödüllendireyim? Bir Erzurumlu Türk'e Paris'te çalışma hakkını niçin vereyim? Amerika yeşil kart versin ona!" Almanya eski Başbakanı Helmut Schmidt: "Avrupa'nın geleceğinde ne olursa olsun Türkiye'nin yeri yoktur. 70 milyonluk Türk vatandaşını Avrupa içinde dolaştıramayız. Avrupa'nın İran, Irak, Suriye gibi ülkelerle sınır komşusu olmasını kabullenemeyiz." Avrupa Konvansiyonu Başkanı, Fransa eski Cumhurbaşkanı D'Estaing: "Türkiye'nin AB'ye girmesi birliğin sonu olur. Türkiye'nin AB'ye kabul edilmesi durumunda Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri de üyelik talebinde bulunacaktır. Türkiye'nin AB adaylığını destekleyenler AB düşmanıdır. Türkiye'nin başkenti ve nüfusunun yüzde 95'i Avrupa'da değildir. Dolayısıyla Türkiye bir Avrupa ülkesi değildir. Türkiye'nin farklı bir kültürü, farklı bir yaklaşımı, farklı bir hayat tarzı vardır." Alman tarihçi Hans-Ulrich Wehler: "Türkiye coğrafi konumu, tarihi geçmişi, dini, kültürü ve mantalitesinden dolayı Avrupa değildir. 65 milyon Müslüman Anadolu insanına neden Avrupa'da serbest dolaşım hakkı tanınsın ve AB fonlarından istifade etmelerine izin verilsin? AB'nin bir Hıristiyan ülkeler topluluğu olduğunu ve Müslüman Türkiye'nin burada yeri olmadığını açıkça dile getiriyoruz ama çok kültürlü toplumu destekleyen insanlar bunu radikal Hıristiyanlık olarak nitelendiriyorlar." Alman Dışişleri Bakanı Klaus Kinkel: "Türkiye bizim Cezayir'imizdir." Avusturya Özgürlük Partisi Temsilcisi Karl Schweitzer: "Türkiye'ye adaylık statüsü tanınmakla büyük hata yapılmıştı. Genişleme sürecine Türkiye dahil edilerek aynı hata tekrarlanmamalı." Fransa Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı François Loncle: "Tarihi ve özellikleri dikkate alınınca Türkiye AB'ye hiçbir zaman giremez." Avrupa Birliği Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Tom Spencer: "Türklere, ileride bir gün Avrupa'nın parçası olacakları yolunda 30 yıldır söz vererek hiç dürüst bir davranışta bulunmadığımızı düşünüyorum. Çünkü gerçek, AB'nin Türkiye'yi üye olarak kabul etme yolunda hiçbir niyeti olmadığıdır."
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT