BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > BİR YILDIZ KAYDI

BİR YILDIZ KAYDI

Dedesi piyesin ne demek olduğunu bilmiyor, onu da asli ders sanıyordu. Torununa faydalı olabilmek için, -Kızım sen mektebine git, bundan sonra fazla müşteri gelmez, ben idare ederim... dedi. Emine önce tereddüt etmişti, babası gelip de Emine’yi göremezse küplere binerdi. -Babam kızar... diye fısıldadı.



Dedesi piyesin ne demek olduğunu bilmiyor, onu da asli ders sanıyordu. Torununa faydalı olabilmek için, -Kızım sen mektebine git, bundan sonra fazla müşteri gelmez, ben idare ederim... dedi. Emine önce tereddüt etmişti, babası gelip de Emine’yi göremezse küplere binerdi. -Babam kızar... diye fısıldadı. -Kızamaz, ben söylerim ona, ben gönderdim derim... Emine’nin yüzünde güller açmıştı birden, bu saatten sonra okula gidemezdi, doğruca Esengül’ü bulup öğle matinesinde sinemanın yolunu tutmayı düşünüyordu. Henüz fırından dışarı adımını atmıştı ki okul arkadaşı İdris ile karşılaştı. İdris nefes nefese kalmıştı. İncecik sesiyle, -Emine neredesin? Sabahtan beri seni arıyorum, öğretmenimiz sana çok kızdı, sen gelmeyince provaya başlayamadık... Bir an önce okula gelmesi gerektiğini söylemişti... “Karşı Köyün Gelini” isimli piyes Emine’yi tüm Yenipınar kasabası halkının tanımasına vesile olmuştu. Öğrenci velileri birbiri arasında, “Yahu Fırıncı Ömer’in kızı ne kadar güzel rol yaptı...” diye konuşuyorlardı. Emine’nin ne annesi, ne de babası piyese gelmemişti, ama annesi Hayriye komşu kadınlardan kızı Emine’nin çok güzel rol yaptığını işitmişti...  İlkokul beşinci sınıftan sonra Emine’nin sıkıntılı yılları başlamıştı... Fırıncı Ömer kızını kahvehanede pişpirik oynarken belediye tahsildarı Lütfü’ye söz kesmişti. Lütfü, otuz yaşın üzerindeydi, karısı Latife ikinci çocuğunu doğururken vefat etmişti. Doğumdan iki gün sonra da bebek hayata gözlerini yummuştu. Lütfü sekiz aşındaki oğlu Murat’la yalnız kalmıştı. Topal Mahmut’un kahvehanesinde kumar arkadaşlarının ısrarına dayanamayan Fırıncı Ömer, kumar arkadaşı Lütfü’ye “verdim gitti...” diyerek işi bitirmişti. Fırıncı Ömer’in bu davranışı, bazı arkadaşları tarafından yadırgandı. Zira “Emine henüz on iki yaşını doldurmamıştı” ama Fırıncı Ömer için bu önemli değildi. Evden bir “kaşık düşmanı” daha eksilecek hem de kumar arkadaşı Lütfü’nün gönlünü hoş etmiş olacaktı. Emine’nin, babası tarafından Lütfü’ye söz verilmesi evde kızılca kıyametlerin kopmasına sebep olmuştu. Anne Hayriye: “Olmaz, olamaz böyle bir şey! Ben gonca gülümü çocuklu dul bir adama veremem...” diyor başka bir şey demiyordu. Uzun müddet kocasıyla tartışan Hayriye, kocasından yediği silleye, tokada yenik düşüp sesini kesmiş, kayınpederi Kambur Salih’e imdat nazarlarıyla bakmaya başlamıştı. Kambur Salih gelini ile oğlu arasında olağanüstü bir tartışma yaşandığını fark etse de karı koca arasına girmeyi uygun görmezdi. Fakat konu, çok sevdiği küçük torunu Emine’nin belediyeci Lütfü’ye verilmesi olunca, dayanamayıp oğluna yüklenmeye başladı: -Sen ne yapduğunun farhında mısın Ömer? Güccücük çocuk goca adama verilü mü?... -Sen bu işe garışma baba! Ben söz verdim bu iş olacak... -Oğlum gumar masasında söz mü verilür? Sen ne biçim adamsığ? Eski köye yeği âdet mi getiriyoğ? -Lütfü’den eyisini mi bulacuğuk baba? Mayışı var, sigortası var, köyde tarlası, bostanı da var... -Olmaz oğlum, böyle şey olmaz! Gızı dengine vermek gerek. Emine zaten gendüsü çocuk, Lütfü’nün çocuğuna nasıl bahsın?... Fırıncı Ömer “dediğim dedik” bir adamdı. “Benim arkadaşlarımın yanında bi kere ağzımdan söz çıhtı, Fırıncı Ömer verdiği sözden caydı dedürtmem gendüme...” diyordu. Kambur Salih de oğluna söz geçiremeyeceğini anlamıştı. Göz göre göre körpe yavrucak ziyan olacaktı! Ne yapsaydı da torununu kurtarsa bilmiyordu. Aklına yeni bir şey gelmiş gibi oğluna döndü: -Bah oğlum! Eğer beni baba bilüseğ ben bu işe garşuyum. Gereküse mahkemeye verüp, bu işi engellerim... Fırıncı Ömer bu ihtimali hiç düşünmemişti... Kızının yaşı küçük olduğu için, resmî olarak evlendiremezdi. Bu işten caymak daha kolay bir yol gibi görünüyordu. Lütfü’ye “babam bu işe karşı çıktı, mahkemeye verecek” derse, Lütfü de anlayışla karşılayabilirdi. Sıkıntıyla önüne konan bir tas çorbayı içip kahvehanenin yolunu tuttu...  Emine kendi bilgisi dışında olup bitenlerden habersiz çocukluğunun tadını çıkarmakla meşguldü. Yeni gelişmekte olan şahsiyetinde seyrettiği flimlerin etkisi görülüyordu. Romantik Türk filmlerinde mutlaka güzel bir kız yakışıklı bir erkeğe aşık olurdu. Emine yaşadığı bu küçük kasabada aşık olabileceği yakışıklı genci arıyordu. Önce okul arkadaşları arasından seveceği birini düşündü... Sınıf arkadaşı Cengiz’i kendine uygun görüyordu... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT