BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > BİR YILDIZ KAYDI

BİR YILDIZ KAYDI

Cengiz’le aynı yaştaydılar. Piyeste Emine’nin kocası rolünü oynamıştı. Piyes provalarında defalarca rol gereği birbirlerine sarılmışlardı... İlk sıralarda kocası rolündeki Cengiz’e sarılırken sıkılıyordu. Onun bu sıkılganlığını fark eden sınıf öğretmeni Muzaffer bey “Olmaz çocuklar hiç karı-koca birbirinden sıkılır mı? Daha samimi sarılın! Olayları gerçekten yaşıyormuş gibi rol yapmalısınız...” demişti.



Cengiz’le aynı yaştaydılar. Piyeste Emine’nin kocası rolünü oynamıştı. Piyes provalarında defalarca rol gereği birbirlerine sarılmışlardı... İlk sıralarda kocası rolündeki Cengiz’e sarılırken sıkılıyordu. Onun bu sıkılganlığını fark eden sınıf öğretmeni Muzaffer bey “Olmaz çocuklar hiç karı-koca birbirinden sıkılır mı? Daha samimi sarılın! Olayları gerçekten yaşıyormuş gibi rol yapmalısınız...” demişti. Öğretmeninin defalarca yaptığı ikazlar sonunda Cengiz, gerçek kocasıymış gibi rolünü oynamış bunun sonunda öğretmenlerinden tebrik ve kasaba halkından alkış almıştı... Provalar tekrarlanırken Cengiz’den hoşlanmaya, daha sonraları içinde kıpırtılar canlanmaya başlamıştı... Rol gereği Cengiz’e çok samimi bir şekilde sarılırken, buna karşılık Cengiz’in sıkılganlığı belli oluyordu. Muzaffer beyin defalarca uyarmasına rağmen Cengiz sarılma sahnelerinde Emine’nin gösterdiği performansı gösterememişti. Acaba Cengiz, Emine’den hoşlanmıyor muydu? Bu düşünce Emine’nin canını sıkmaya yetmişti. O zaman kendine başka bir sevgili bulmalıydı. Ama Cengiz’i seviyordu!.. Ya o da kendini seviyor da bu duygusunu açığa vuramıyorsa! O halde Cengiz’le konuşmayı denemeliydi. Cengiz şu sırada babası Terzi Şükrü’nün dükkanında olmalıydı. Dükkanın önünden geçerek sevdiği çocukla görüşme imkanı aramaya karar verdi. Terzi Şükrü’nün dükkanı kasaba meydanını geçtikten sonra yukarı mahalle yolu üzerindeydi. Koşar adımlarla oraya doğru yürümeye başladı. “İnşallah Şükrü amca dükkanda yoktur...” diye geçirdi içinden. Dükkanın önüne gelince yavaşladı. Cengiz’le konuşabilmek için bir bahane aramaya başladı... O bir bahane düşüne dursun Terzi Şükrü’nün çırağı Ziya, Emine’yi görmüştü. Ziya on dört yaşını bitirmişti, ortaokulu bitirememiş, terk etmek zorunda kalmıştı. Kasabanın en zampara gençlerinden biriydi. Yetişme çağında bir kız gördü mü etrafında pervane gibi dolanırdı. Ustasının da dükkanda bulunmaması Ziya’nın istediği gibi hareket etmesine fırsat veriyordu. Cengiz, hiçbir şeyden habersiz kumaşların tozunu almakla meşguldü. Emine’nin dükkanın önünde kendisini izlemekte olduğunun farkında bile değildi. Ziya bir çırpıda dikiş makinasının başından fırlamış kapıya kadar gelerek Emine’ye iltifatlar yağdırmaya başlamıştı... -Ooo! Karşı köyün güzel gelini! Hoşgeldin, safalar getirdin, dükkanımıza şeref verdin... Emine, Ziya’yı tanırdı. Kasabada birçok kızla adı çıkmıştı Ziya’nın. Bir kızla flört ederken, gözleri başka kızlarda olurdu hep. Fakat şu anda çok hoş iltifatlar ediyordu kendine. -Emine sen ne kadar büyümüş güzelleşmişsin de benim haberim olmamış! Bak şu Cengiz’e de söyledim. “Fırıncı Ömer amcanın kızı Emine bu kasabanın en güzel kızı olacak...” diye. Hafifçe Cengiz’e bakarak bu sözlerini onaylattı. -Öyle demedim mi ülen... Emine buraya okul ve rol arkadaşı Cengiz’i görmeye gelmişti. Cengiz kendine hoşgeldin bile demezken Ziya neredeyse kendisine sarılacak gibiydi. Ziya’nın aşırı ilgisi bunun yanında sevdiğini zannettiği rol arkadaşı Cengiz’in lakaytlığı bir anda kendisinin, Ziya’ya ilgi duymasına neden olmuştu. Ziya, ustasının yokluğundan istifade ederek dükkanı bırakıp Emine’yle dolaşmayı kafasına koymuştu. Rafların tozunu almaya devam eden Cengiz’e seslendi: -Ülen Cengiz, baban gelirse vaziyeti idare et! Ben şöyle bir dolaşıp geleceğim... Ziya, Cengiz’e “anlarsın ya” manasında kaş göz işareti ettikten sonra kapıda beklemekte olan Emine’nin omuzuna elin koyup, -Hadi Emine, seninle çamlığa doğru gezinti yapalım... dedi ve onun bir cevabını beklemeden emri vaki ile çamlığa doğru yönlendiriverdi. Emine yapılan hareketin uygun olmadığını bu küçük kasabada hoş karşılanmayacağını hissediyordu, ama küçücük dünyasında filmlerdeki gibi eğlenecek, hayatını renklendirecek bir meşgale arıyordu. Birdenbire Ziya’ya karşı sempati ile bakmaya başlamıştı. Ziya avucunda çırpınan küçük bir serçe gibi Emine’ye sarıldıkça sarılıyor, sanki elinden kaçacakmış gibi sımsıkı tutuyordu. Emine, Ziya’nın koltuğu altında çamlık yoluna dönerken yukardan bakkal Rafet amcanın kendilerine bakarak geldiğini görmüş utancından kıpkırmızı kesilmişti. Rafet amca en samimi arkadaşı Esengül’ün babasıydı. Bakkal Rafet’in, kızının arkadaşı ve komşu çocuğu Emine’nin bu görüntüsüne canı sıkılmış gibiydi. Emine, Ziya’nın kolunu kaldırarak kurtulmuş ani bir hareketle onu iterek yukarı sokağa doğru koşmaya başlamıştı. Ziya bir bakkal Rafet’e, bir Emine’ye baktı. Emeline ulaşamamanın sıkıntısı içindeydi. Başını iki yana sallayarak dükkana geri döndü. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT