BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > BİR YILDIZ KAYDI

BİR YILDIZ KAYDI

Okulun öğretmen ve idarecileri arasında Emine’nin piyesteki başarılı performansı günlerce konuşuldu. Küçük kızın aile yapısını bilen okul müdürü Muharrem bey Fırıncı Ömer’in, Emine’yi ortaokula göndermeyeceğini hissediyor, onun için tedbirler almayı düşünüyordu...



Okulun öğretmen ve idarecileri arasında Emine’nin piyesteki başarılı performansı günlerce konuşuldu. Küçük kızın aile yapısını bilen okul müdürü Muharrem bey Fırıncı Ömer’in, Emine’yi ortaokula göndermeyeceğini hissediyor, onun için tedbirler almayı düşünüyordu... Kasabada Fırıncı Ömer’in Emine’yi belediye tahsildarı Lütfü’ye verdiği dedikoduları yayılmaya başlamıştı. Müdür bey, konuyu öğretmenler odasında tartışmaya açtı: -Arkadaşlar! Kaymakam bey piyesimizi çok beğenmiş, hepinizi tebrik etti. Özellikle Emine’nin rolü o kadar hoşuna gitmiş ki anlata anlata bitiremiyor. Ayrıca sayın belediye başkanımız sizlere özellikle hürmet ve tebriklerini sunuyor. Bizleri bu denli mutlu eden öğrencilerimiz okulumuzdan mezun oldular. Bildiğiniz gibi kasabamızda kız çocukları genellikle ilkokuldan sonra okula gönderilmez. Küçük yaştaki kız çocukları evlendirilir... Yavrucuklar daha çocukluklarını yaşayamadan çoluk çocuğa karışırlar. Ben okul müdürü olarak bu çocuklarımızın bundan sonraki hayatlarından da kendimi sorumlu hissediyorum. Kasabamızın ortaokul müdürü Nejat beyle konuşup, mezun olan çocuklarımızın listesini verdim. Teker teker çocukların aileleriyle konuşup, ortaokula devamlarını sağlayacak... Ama benim esas söyleyeceğim husus piyesteki rolüyle hepimizi gururlandıran Emine ile alakalı... Duydum ki babası Emine’yi otuz yaşında dul bir adam olan tahsildar Lütfü’ye vermiş, zannedersem yakında düğün yapacaklar... Türkan öğretmen öfkeyle bağırdı: -Nasıl olur müdür bey, memlekette kanun var, nizam var! On sekiz yaşını bitirmeyen bir kişi nasıl evlenir? -Türkan hanım siz müsterih olun ben bu konuyu çözeceğim. İl milli eğitim müdürlüğü nezdinde faaliyette bulunan vilayet tiyatrosuna önerdim Emine’yi, sağ olsun kaymakam beyimiz öncülük etti, vilayetteki yatılı bölge okulunda hem ortaokulu okuyacak hem de tiyatro oyunlarında oynayacak. Bu şekilde önü açılmış olacak ve Emine kısa zamanda ülkemizin en önde gelen bir tiyatro sanatçısı olacak... -Aa! Çok güzel, mükemmel! Bir harikasınız müdür bey... Muharrem bey öğretmen arkadaşlarının takdirleri karşısında göğsü kabarmış vaziyette konuşmasını sürdürüyordu: -Arkadaşlar bu kasabada daha nice Emineler var... Biz onları da keşfederek Türk tiyatro ve sinemasına kazandırmalıyız. O bakımdan okuldaki tiyatro faaliyetlerini geliştirmeliyiz. Kaymakam bey ve belediye başkanımız bu konuda ellerinden gelen desteği bizden esirgemeyecektir. Türkan hanım aklına yeni gelmiş gibi söze girdi: -Peki müdür bey! Emine’nin babası ve annesi kızlarının vilayete gitmesine karşı çıkarsa ne yapacaksınız? -Haa! Merak etmeyin onu da düşündüm ve size bir sürpriz hazırladım...Türkan hanım sürprizi merak etmişti. -Emine’nin ailesini çağırdım buraya, onun hakkında karar ve onay verecek kişiler şu anda dışarıda bekliyorlar, onları ikna etmek hepimize düşüyor... Masasının altındaki zile dokunarak odacıyı çağırdı müdür bey. Odacı Halil efendi kapıyı çalarak içeri girince: -Halil efendi, Ömer beyi ve ailesini içeri al... Halil efendi kapını arkasında hazır bekleyen Kambur Salih, Fırıncı Ömer ve hanımını içeri aldı. Hepsi heyecan ve şaşkınlık içindeydi. Fırıncı Ömer babasının kendini şikayet ettiğini zannediyor, heyecanını dışarı yansıtıyordu. Çilekeş hanımı hayatta yediği sillelerin çokluğuyla olacak, bir vurdumduymazlık içindeydi. Kambur Salih devlete bağlılık geleneğinin timsali gibi resmi bir makama tazim duygusunu taşıyordu. Muharrem bey ayağa kalkarak misafirlerini buyur etti. Hepsi de iğreti bir şekilde sandalyeye ilişiverdiler. Muharrem bey kapı aralığında müdürün talimatını bekleyen Halil efendiye çay getirmesini söyledikten sonra konuklarına dönerek teker teker hal ve hatırlarını sordu ve hemen konuya girdi: -Efendim size buraya kadar gelme zahmetini vermemizin nedeni kızınız Emine... Fırıncı Ömer, Emine ismini duyunca kızarıp, bozarmaya başlamıştı. Özellikle Türkan hanımın bakışları diken gibi batıyordu. -Emine’yi bütün öğretmenleri çok seviyor ve onun istikbalde çok başarılı olacağına inanıyoruz. Müdürün Emine hakkında övgüyle söze başlaması annesinin gözlerindeki parıltıyı artırmıştı. Kızının küçük yaşta dul bir adamla evlenmesini kabullenemeyen anne, müdür ve öğretmenlere kurtarıcı gözüyle bakıyor, can kulağıyla dinleyerek Emine hakkında alınan kararı merakla bekliyordu. -Ömer efendi seni piyeste göremedim, zannederim işin vardı, gelemedin. Emine o kadar güzel bir rol sergiledi ki kızınla gurur duymalısın... > DEVAMI YARIN
Reklamı Geç
KAPAT