BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Çocuklar Duymasın ama...

Çocuklar Duymasın ama...

Mümkün mü? Nohut oda, bakla sofa evin içinde duymamaları mümkün mü? Çocuklar Duymasın dizisi memlekette çok seyrediliyormuş. Ben de rastladığımda seyrediyorum. Gülüyorum da. (Zaten nerede güleceğinizi bildiren, görünmez bir kahkaha korosu var malûm. Amerikan âdeti.) Yalnız gülerken düşündüğümü de itiraf etmeliyim. Benimki, "iyi mizah güldürürken düşündürür" hükmünün geçerli olduğu bir düşünme değil, ne yazık ki. Memlekette çok tutulduğunu öğrendiğimden beri iki misli bir düşünme aldı beni.



Mümkün mü? Nohut oda, bakla sofa evin içinde duymamaları mümkün mü? Çocuklar Duymasın dizisi memlekette çok seyrediliyormuş. Ben de rastladığımda seyrediyorum. Gülüyorum da. (Zaten nerede güleceğinizi bildiren, görünmez bir kahkaha korosu var malûm. Amerikan âdeti.) Yalnız gülerken düşündüğümü de itiraf etmeliyim. Benimki, "iyi mizah güldürürken düşündürür" hükmünün geçerli olduğu bir düşünme değil, ne yazık ki. Memlekette çok tutulduğunu öğrendiğimden beri iki misli bir düşünme aldı beni. Sizce, Çocuklar Duymasın dozu iyi ayarlanmış bir dizi sayılır mı? Komedi olması için elbette birtakım terslikler, sakarlıklar, yanlış anlamalar olacaktır; gülmek için birinin yere düşmesi gerekir, fakat ustalık, güldürmek uğruna bazı değerleri rencide etmeden dozu tutturmakta kendini gösterir. Bu dizide, zaman zaman iyi mesajlar verilmekle beraber, anne baba, karı koca ilişkileri biraz fazla kırıcı değil mi? Özellikle baba figürü biraz fazla hırpalanmıyor mu? Baba sert, otoriter görünmeye çalışan, "taş fırın erkeği" olduğunu zanneden ama karısı tarafından durmadan kandırılan, oyuna getirilen, görgüsüz, bilgisiz, kaba olduğu yüzüne vurulan, hem de arkadaşlarının içinde aşağılanıp duran bir adam hüviyetinde. Sudan bahanelerle herkesin önünde kavga eden, hır gür çıkarmaya her an hazır, doğruları söylerken bile ağız dalaşı yapan bir çift. Herşeyi çocuklar da duyuyor, başkaları da duyuyor. (Zaten şeffaflığımıza diyecek yok! Devlet mekanizmamızda özlenen şeffaflık sağlandı mı belli değil ama sosyal hayatımız maşallah iyice şeffaflaştı. Örtünmeye limit var amma soyunmaya yok... Kaçanlar, kaçırılanlar, itiraf edenler, tecavüze uğrayanlar deseniz çeşit çeşit... En ince ayrıntılarına kadar herşey ortada. Stüdyoda dövüşmek, kameralar önünde saç saça, baş başa girmek moda oldu. Bu da Amerikan âdeti). Çocuklar Duymasın'daki çift aslında iyi niyetli bir karı koca, ama tellerinin akordu birbirini tutmuyor. Bu akortsuzlukta aile fikrini rahatsız edici bir ton var. Normal aile tipi bu mu olmuştur? Aklıma birkaç yıl önce okuduğum bir kitap geliyor. "Yüzyılımızın çocuk sağlığı mütehassısı" kabul edilen bir ilim adamı olan, ilk baskısını 1946'da yapan "The Commonsense Book of Baby and Child Care=Bebek Ve Çocuk Sağlığında Sağduyunun Kitabı" adlı eseri bütün zamanların en çok satılan ilk on kitabından biri olan Dr. Benjamin Spock'ın yeni yayımlanmış bir kitabı idi: A Better World for Our Children: Rebuilding American Family Values. Yani "Çocuklarımız İçin Daha İyi Bir Dünya: Amerikan Aile Değerlerinin Yeniden İnşası". Yazar bu kitapta cemiyetin bozulmasını aile değerlerinin çöküşüne bağlıyor, herşeye rağmen hâlâ yürüyen ailelerin bile gerginlik ve sıkıntı ile iç içe olduklarını anlatıyordu. "Light" ve "taş fırın" tiplemelerini gördükçe oradaki bir cümleyi hatırlıyorum: "Televizyon komedilerinde baba, ekseriya, sersemce hareketler yapan bir maskara hüviyetinde canlandırılıyor." Acaba diyorum bu temayül ataerkil aile yapısına bir başkaldırı metodu mu? Çünkü tarih boyunca, hemen bütün coğrafyalarda, bütün toplumlarda erkek egemen bir hayat sürülmüştür. Yirminci yüzyılın sonuna doğru ortaya çıkan bu yeni baba, koca imajı, asırlardır devam edegelmiş baba otoritesine gizli bir isyan mıdır acaba? Şuuraltında biriken intikam duygusunun başka bir şekil ile dışa vurumu mudur? Son bir söz: Çocuklar Duymasın ailesi eve ayakkabı ile giriyor. Türkiye'de eve ayakkabı ile giren aile oranı herhalde binde bir bile değildir. Dizideki oyuncuların bile gerçek hayatlarında evlerine ayakkabı ile girdiklerini sanmam. "Havuç" okuldan, (İstanbul sokaklarından) gelip de ayağındaki spor ayakkabıları ile koltuğun üzerine atladığında memleket gerçeklerine ters düşmektedir. Metin yazarı arkadaş uygun bir senaryo ile ailenin bundan böyle ayakkabı çıkarma âdeti yerleştirmesini sağlayabilir.
Reklamı Geç
KAPAT