BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > TRT’ye yüzde 3.5’luk haraç

TRT’ye yüzde 3.5’luk haraç

Ayıp ayıpla örtülür mü ? İşin içinde TRT olunca evet örtülür... Ayıptan yüzü kızarmadıktan, ders almadıktan sonra, yeni ayıpların yapılmasını sakın çok görmeyin... TRT, elindeki imkanları, bonkör birer ağa edasıyla har vurup, harman savurmaya devam ediyor... Milletin gözünün içine baka baka...



Ayıp ayıpla örtülür mü ? İşin içinde TRT olunca evet örtülür... Ayıptan yüzü kızarmadıktan, ders almadıktan sonra, yeni ayıpların yapılmasını sakın çok görmeyin... TRT, elindeki imkanları, bonkör birer ağa edasıyla har vurup, harman savurmaya devam ediyor... Milletin gözünün içine baka baka... Yüzü kızarmadan, içine sindire sindire...  Tarih 28 Kasım 2002. Yer Beşiktaş İnönü Stadı... Karakartal’ın, Dinamo Kiev’i bozguna uğrattığı gece... Bu maç, TRT tarafından yayınlanma bahtiyarsızlığına eriyor... Unutulmaz maçta, unutulmaz bir enstantane var... Beşiktaş’ın renkli ismi Pascal Nouma, karşılaşmanın sonlarına doğru, harika bir gol atıyor.... Avcıların keklik avlaması gibi bir gol... Nouma, sevincini paylaşmak için gol attığı kaleden, yaklaşık 80 metre uzaktaki kulübede bulunan hocası Lucescu’ya koşuyor... Yaklaşık bir dakikalık bu koşu sonucu, gidiyor Lucescu’nun elini, bizim bir büyüğümüzün elini öpmemiz gibi, dudaklarından alnına götürüyor... Bu görüntü müthiş gecenin en anlamlı anı... Üstelik ertesi gün, tüm gazetelerin ana fotoğrafı... Ama bu enstantane, ne yazık ki, yayıncı kuruluş TRT’nin ekranında olmayan bir ayıp... Yönetmeni uyuyor, kameramanı uyuyor, TRT uyuyor...  Tarih 18 Aralık 2002. Yer Denizli Atatürk Stadı... Denizlispor ile Beşiktaş’ın Türkiye Kupası 3.kademe maçı sahneleniyor... Yayıncı kuruluş yine TRT... Karşılaşmanın 90+1. dakikasındaki “Top çizgiyi geçti mi, geçmedi mi” tartışması ne yazık ki yine TRT ekranlarında yok... Çünkü işi ciddiye almayan bu kuruluş, maça yeteri sayıda kamera göndermeyince, olacaklara katlanmak zorunda kalıyor... Sadece kendisi olsa iyi... Bütün Türkiye, spor arşivleri de onunla beraber bu talihsizliğe katlanmak zorunda kalıyor... Hele yorumcuların ve spikerin aval aval dünyadan bihaber konuşmaları, işin tuzu biberi oluyor... Maç bitimini bile kararlaştıramayan ikili, yönetmen, etkili, yetkili, neredeyse maçı bir yarım saat daha oynatacak tavır sergiliyor... Ayıp üstüne ayıp, gaf üstüne gaf... Bütün bunlar, ne yazık ki; 12 bin kişinin çalıştığı bir çiftlik görünüşündeki TRT’de oluyor ... Spor arşivleri bir defa daha öksüz kalıyor... Yıllarca konuşulacak, saklanacak bir enstantane, TRT tarafından, bir defa daha “Tarihi ayıp” olarak arşivlerde yer buluyor böylece...  Bu iki örnek en tazelerinden sadece ikisi... Yılların spor adamı Vedat Okyar’ı tanımayıp, onun yerine yüzme federasyonundan bir başka Vedat’ı G.Saray-Beşiktaş maçı öncesinde telefon bağlantısı ile ekrana taşıyanlar da bu televizyonda kol geziyor... TSYD (Türkiye Spor Yazarları Derneği) üyesi olmayan ama kendilerine göre tanıdık şahısları ekrana çıkartıp, altlarına “Spor yazarı” diye yazanlar da, bu TRT’nin elemanları... Gerçek spor yazarı ile sanal spor yorumcularını ayıramayan bu kurum, ne yazık ki ciddiyetini ve saygınlığını kaybetmiştir... Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan her vatandaş, ödediği elektrik faturalarından yüzde 3.5’un bu kuruma kesildiğini herhalde biliyordur... Vatandaştan zorla alınan bu payla, TRT 12 bin kişiyi beslemektedir... Bu sayının inanın en az 6 bini fazladır... Çünkü birileri, bu kurumu çifliğe çevirmiştir... Gerçek çalışanların yanında, bir de, “Bankamatik” ordusu meydana getirilmiştir...  Bakınız, üç büyükler dediğimiz, futboldan başka diğer branşları düşünmeyen zihniyetteki G.Saray, Beşiktaş ve F.Bahçe bile bu kurumdan haraç gibi yardım aldılar... Basketbol şubelerini kapatmak tehdidiyle, zamanın spor bakanının da baskısıyla, bu tehditkâr büyüklere, TRT “Yayın hakkı” ayağında, yüklü meblâğlar ödedi... Daha doğrusu, saf Türk vatandaşı, elektrik parası öderken, F.Bahçe, G.Saray ve Beşiktaş’a da haraç vermek zorunda bırakıldı... Sonra da, birileri çıkıp “Türk basketbolu TRT sayesinde yaşıyor” diyle ahkâm kesiyor... İyi güzel de, Ortega’ya 22 milyon dolar, Washington’a 10 milyon dolar, Felipe’ye, Christian’a, Almaguer’e, Zago’ya, Cordoba’ya da milyon dolarlar verenlerin, neden basketbola bakış açıları eleştirilmez de, TRT’nin el kesesinden ağalığı alkışlanır? TRT mi ‘Türk sporu’nun sponsoru, yoksa, zorla elektrik faturalarından yüzde 3.5 kesilen vatandaş mı?  Üç kuruşluk menfaat için, TRT’nin yanlışlıklarını ve ayıplarını alkışlayanları, görmemezliğe gelmeyelim... Maaşını “İsyan bayrağı” çekerek ikiye katlattıran, sabah kuşağının sunucusu gibi, nice fırsatçılar, bu müesseseden kendilerine göre küçük, ama bizlere göre çok büyük maaşları ceplerine indirmeye devam ediyor... İşte “Yüzde 3.5” elektrik faturaları kesintisini, aslanlar gibi savunan kesim de, bunlar zaten... Kaz gelen yerden, destek esirgenir mi? TRT her zaman “Objektifim” diye geçiniyor ama onun menfaatçileri, saçma sapan gerekçelerle ortalık bulandırıp, timsah gözyaşı döküyor... Eyy TRT... Seni kullananlar, altını oyuyor bilmiş ol...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT