BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tütüncü zeytine döndü

Tütüncü zeytine döndü

İyi bir haber yapmanın iyi bir kuralı var: İyi bir adam bulmak. Eğer yanınızda yöreyi bilen biri varsa tamam. Hatırlar mısınız bilmem yazın Saffet hocayla iki gün Manisa'yı dolandık, pamukçudan üzümcüye, domatesçiden tütüncüye ulaşmadık adam bırakmadık, 8 tam sayfalık haber yaptık. Kaldı zeytin, ama mevsimi değildi, onu da sonraya bıraktık.



İyi bir haber yapmanın iyi bir kuralı var: İyi bir adam bulmak. Eğer yanınızda yöreyi bilen biri varsa tamam. Hatırlar mısınız bilmem yazın Saffet hocayla iki gün Manisa'yı dolandık, pamukçudan üzümcüye, domatesçiden tütüncüye ulaşmadık adam bırakmadık, 8 tam sayfalık haber yaptık. Kaldı zeytin, ama mevsimi değildi, onu da sonraya bıraktık. Geçen bir telefon baktım Saffet Hoca. "İrfan'ım zeytinler toplanmaya başladı haberin olsun" demez mi. Hemen o gece çıktım yola. Birlikte Akhisar'ı, Zeytinliova'yı, Süleymanlı'yı ve Bakır'ı (ille de Bakır'ı) dolandık. Dinledik, yazdık, dinledik, yazdık, durmadan deklanşöre bastık. Bu havalide yağmur yağmış, yağmamış hiç farketmiyor. Sabahın alacasında zemin sırılsıklam kesiliyor. Ayakkabılarınız ikişer okka toprak kaldırıyor, dizleriniz bükülmez oluyor. Çamurdan kurtulmanın tek yolu var, merdivenlere çıkmak. Onlar da öyle yapıyor, elde tırmık habire zeytin sıyırıyorlar. Ama Ege güneşi fazla gecikmiyor, önce ışıtıyor, sonra ısıtıyor. Öğlene doğru sisler puslar dağılıyor, serinlik gölgelerde, ıslaklık kuytularda kalıyor. Halbuki Marmara zeytincisinin işi daha zor, hasat ocak ayına kadar sarkıyor, düşen taneleri toplamak için tırnaklarıyla buz kazıyorlar. Aile boyu mesai Köylüler akşama kadar zeytin sıyırıyor, sabaha kadar eleyip tüccara satıyorlar. Eleküstü 1.5 milyondan, elekaltı 800 binden gidiyor. Büyükler seleye, salamuraya yatırılıyor, küçükler sıkılmak üzere yağhanelere gönderiliyor. Saffet Hoca " Bakma " diyor, "aslında yağ işinin kârı filan yok. Bir litre yağ çok olsun da üç milyon lira. Eğer bunun 4 kilo zeytinden çıktığını hesap edersen (ki bazen 8 kilodan zor çıkar) 800 bin liradan zeytin alıp sıktırmak akıl işi değil. Kaldı ki yağhane % 12 yağ hakkı alıyor. N'apsınlar, onlar da adam çalıştırıyor, algısıyla, vergisiyle boğuşuyorlar. "Ortalık vıcık vıcık " diyorum "yağmur zeytine yarar mı?" - Hem yarar, hem yaramaz. Taneler irileşir ama yağı azalır. - Peki bir ağaç ne kadar ürün verir? - Zeytinin bir var yılı, bir yok yılı vardır. Şimdi aralamayı derin yapıp ağacı şaşırtıyor, her yıl ürün alıyorlar. Şöyle iyi bir ağaç, yüz kilo kadar ürün verir ki bu 25-30 litre yağ demektir. Hoş Evliya Çelebi bu yüzden "Ege'nin dağlarından yağ, ovalarından bal (üzüm) akar" der ya. Yağa meraklı olanlar elceğizi ile "üst dallardan" tane toplar, 20 gün kadar dinlendirip yumuşatırlar. Sonra yıkar, paklar, hazneye atarlar. Burada iri taşlarla ezer, kıl çuvallara koyup sızdırırlar. Bak şimdi kokusu burnuma geldi. Çocukluğumuzda mahalle fırınından sıcak pide alır içine halis zeytinyağı dökerdik. Bir parça da tulum peyniri uydurdun mu keyfe bak. Evde yemek mi yok, yağın olsun tamam. Yerine göre azıcık biber, azıcık salça... Tuz, limon, kekik ne olursa... Ovanın zeytini, bayırın yağı - Her ağacın yağı sabit midir? - Öyle bir şey diyemem ama ürün çok olursa yağ oranı düşer. Taban topraklarda nah böyle şişe gibi taneler olur ama yağ çıkmaz. Halbuki bayır zeytini küçük, şekilsiz ama yağlı olur. Hani nasıl kır yerin kavunu tatlı olursa. Biliyor musun aslında zeytinin yağı etinde değil, çekirdeğindedir. - Tünücünün pamukçunun sıkıntılarını biliyoruz. Peki zeytinci ne alemde? - Devir kalite devri, dersine çalışırsan, işi öğrenirsen kazanırsın. Ama işin cahili çok. Bazıları ne aksakallıların tecrübelerine kulak asıyor ne de teknolojinin imkanlarından yararlanıyor. İki arada bir derede kalan zaman kaybediyor. - Gördüğüm o ki yeni nesil de zeytini güzel işliyor, ne bileyim salamurasını, çiziğini, biberlisini yapıyor ve fevkalade ambalajlıyor, peki siz hâlâ eski lezzetleri arıyor musunuz? - Bilmem belki de ağzımızın tadı değişti. Bak İrfan'ım eskiler lezzete çok önem verirlerdi. Mesela Kasım 20 demeden kendi bahçene bile giremezdin. Ne zaman ki zeytinler tatlandı, yağlandı deştimanlar (kır bekçileri) halkı koyverirlerdi. Eskiden zeytini taşla patlatırdık, sonra dooğru tuzlu suya. Diyeceksin "ne kadar tuzlu?" Bir tenekeye bir kilo filan. Suyu her gün değiştir, bir haftada tamam. - Zeytini tuz pişiriyor öyle mi? - Allahın hikmeti işte. Sen şu buğulu tanelerin nasıl acı olduğunu bilemezsin. İnan zakkum yanında yaya kalır. Kalır ama bir başka acı ile (tuzla) birleşince lokum oluyor, tadına doyulmuyor. Küçük ağaç büyük zeytin - Bazı taneler ceviz gibi, ceviz gibi... Gören imreniyor. Peki niye hepsi böyle değil - Genç ağaçlar iri tane verirler. Yaşlı ağaçlar büyük tane yapmaz. Gerçi eskiler büyük taneden hoşlanmazlardı. Bir zamanlar bu havalide Rumlardan kalma "kalamata zeytinler" vardı. Millet bunlara "eşek zeytini" der ağzına almazdı. Alayını kırıp yaktılar. Şimdi Avrupalılar özellikle İngilizler ekşili kalamataya bayılıyor ama nerdeee? Ara ki bulasın. - Kalamatayı bilmem ama zeytinyağı kullanmakta bütün Akdeniz ülkeleri hemfikir öyle değil mi? - Bak biz aklına gelen her yemeği (makarnayı pilavı bile) zeytinyağıyla yaparız. Kasım ayında teneke teneke yağ tedarikleyip bir köşeye atarız. Eskiden her evin avlusunda içine adam sığan birer yağ gübü (küpü) bulunurdu. - Yörede onun için mi kalp damar hastalıklarına az rastlanıyor? - Elbette. Sonra zeytinyağ safra kesesini, karaciğeri temizler, şişkinlikleri gideririr. Kan çıbanı ve ekzemaya iyi gelir. Hem ödem giderici, hem ağrı kesicidir. Cildi besler, mesela saçları dökülenler iki parmak yağın içine azıcık menekşe yağı katıp başlarına sürsünler, faydasını görecekler. Büyüklerimiz zeytinyağını pişiklerde, mîde-barsak hastalıklarında, kabızlıkta, el ve yüz çatlaklarında çok kullanırlardı. Bence eczaneler terlik papuçla uğraşacaklarına zeytinyağının hasını satmalılar. Ne yazık ki insanımız bu mübareğin kıymetini bilmiyor. Yunanlılar kişi başına 23 litre tüketiyorlar biz sadece 800 gram. Halbuki zeytinyağı hücreleri yeniler, insanı güzelliştirir. Egeli anneler banyodan evvel çocuklarının omuzlarını, saçlarını yağla ovarlardı. Adaleleri yumuşayıverir, cildleri çiçekleri imrendirirdi. Kaldıki zeytin yaprağı kaynatılıp içilirse idrar söktürür, tansiyon düşürür. - Safi şifa desenize. - Eh, Kur'ân-ı kerîmde övüldüğüne göre öyle olsa gerek. Hem Peygamber Efendimiz hurma, su, zeytin ile iftar edilmesini tavsiye ederlerdi. Eskiden besleyici olduğu için riyâzet yapanlara, itikafa çekilenlere zeytin verilirdi. Sonra misvak bulamayanlar dişlerini zeytin dallarıyla temizlerlerdi.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT