BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fitne çıkarmak büyük günahtır

Fitne çıkarmak büyük günahtır

Ananın babanın, hocanın ve devletin haram olan şeyleri emir etmeleri hâlinde, bunlara isyân edilmez. Karşı gelinmez. Bu emirleri, dinde günah olmıyacak ve devletin kanûnunda suç olmıyacak şekilde yapılır. Meselâ bir adama anası evlenme derse veya falanca kızı almıyacaksın veya âileni bırakacaksın derse veya falanca âlime gidip dînini öğrenmiyeceksin derse, bu sözleri islâmiyyetin îcâb ettirdiği bir sebeb ile değil ise, itâat îcâb etmez.



Ananın babanın, hocanın ve devletin haram olan şeyleri emir etmeleri hâlinde, bunlara isyân edilmez. Karşı gelinmez. Bu emirleri, dinde günah olmıyacak ve devletin kanûnunda suç olmıyacak şekilde yapılır. Meselâ bir adama anası evlenme derse veya falanca kızı almıyacaksın veya âileni bırakacaksın derse veya falanca âlime gidip dînini öğrenmiyeceksin derse, bu sözleri islâmiyyetin îcâb ettirdiği bir sebeb ile değil ise, itâat îcâb etmez. Fakat, yine sert söylemek, karşılık vermek câiz değildir. Bir müslüman, İslâmiyyete uymıyan emirleri karşısında müşkil vaziyete düşerse, kanûnî yollardan hakkını arar. Günah olmıyan emirlere itâat lâzımdır. Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” bir yere ufak bir askerî birlik göndermişti. Başlarına da bir kumandan tayîn etmişdi. Âmirleri, bunlara kızıp, büyük bir ateş yakdırdı ve bu ateşe giriniz, bana itâat farzdır dedi. Askerlerin bazısı girelim, dedi. Bir kısmı da biz ateşden kurtulmak için müslüman olduk, girmeyelim, dedi ve girmediler. Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” bunu haber alınca: “Eğer itâat edip girselerdi, Cehennemde ebedî kalırlardı” buyurdu. Hadîs-i şerîfde buyuruldu ki: “Üzerinize âmir tayîn edilen müslüman, her kim olursa olsun, haram ile emr etmedikçe, ona itâat ediniz! Haram olan emirlerine itâat etmeyiniz!” İtâat etmemek başkadır. İsyân etmek, karşı gelmek başkadır. Bu iki şeyi birbirine karıştırmamalıdır. Ananın, babanın, hocanın, itâat lâzım olmıyan emirleri yapılmadığı zaman özür, bahâne anlatmalı ve hafîf ve yumuşak söylemelidir. Yanî, emri yapmamak, isyân ve hakâret şeklinde olmayıp, kusûr ve kabâhat şekli verilerek fitneye sebeb olmamalıdır. Mısırlı Hasan Bennâ ve bunun yetiştirmelerinden S. Kutub gibi mezhebsiz, câhil din adamları, (Cihâd, zulm edenlere ve zâlimlere karşıdır) âyet-i kerîmesini ileri sürerek, devlete isyân ettikleri için idâm edildiler. Aldattıkları binlerce genç de, zindanlarda senelerce işkence çektikten sonra öldürüldüler. (İhvân-ı Müslimîn), ya’nî “Müslüman Kardeşler” denilen bu gençler, 1982’de Sûriye’deki zâlim Esad hükûmetine de isyân ederek, Hama şehrinin yakılıp yıkılmasına ve on binlerce müslümanın fecî şekilde öldürülmesine sebeb oldular. Hâlbuki, zâlim, hattâ kâfir devlete karşı isyân etmeyi, fitne çıkarmayı, dînimiz yasak etmektedir. Böyle fitne çıkarmak, cihâd değil, ahmaklıktır, büyük günahtır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT