BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hariçten gazel okumak...

Hariçten gazel okumak...

Türkiye, Irak meselesi hakkında nihai bir karara varmak için bütün kurumlarıyla gece gündüz çalışıyor. Zira bu karar Türkiye’nin stratejik menfaat ve güvenliği açısından son derece önemli olduğu gibi, çok yönlülük mahiyeti itibariyle de o derece kompleks ve çetrefil...



Türkiye, Irak meselesi hakkında nihai bir karara varmak için bütün kurumlarıyla gece gündüz çalışıyor. Zira bu karar Türkiye’nin stratejik menfaat ve güvenliği açısından son derece önemli olduğu gibi, çok yönlülük mahiyeti itibariyle de o derece kompleks ve çetrefil... Daha başkanlık koltuğuna oturur oturmaz, Babasının yarım bıraktığı işi bitireceğine, yani Saddam’ın defterini düreceğine dair niyetini açığa vuran Oğul Bush’un; iktidarının bütün stratejisini, Irak, daha doğrusu ortadoğu ve petrol üzerine yapmış olduğu artık şüphe götürmüyor. Çünkü, kontrollü bir savaşla tekrar dinamizm kazandırılmadığı takdirde, Amerikan ekonomisinin büyük bir sarsıntı geçireceği ve bu takdirde de Bush’un politik geleceğinin şimdiden kararmış olacağı şüphe götürmemektedir! Babası gibi “Petrolcu” olan W. Bush, yine tamamen petrolculardan müteşekkil ekibiyle, daha başından beri kararını vermiş ve uzun zamandır da, hazırlığını sürdürüyor... Bunun için Kuveyt ve Katar’ın önemli bir kısmını neredeyse tamamen askeri üs haline getirdi. Artık kendileri de defaatle açıkladıklarına göre, BM kararının şu ya da bu şekilde tezahür etmesi sonucu değiştirmeyecek. Yapılan devasa hazırlıkların milyarlarca dolarlık bedeli birkaç katı ile çıkarımadan ve geleceğe dönük büyük kazanımlar elde etmeden bu defteri kapatmaları mümkün değil. Yani süresi ve boyutları ne olursa olsun, ABD Irak’ı vuracak. Dünya konjonktürü, maalesef Amerika’yı durduracak mekanizmalara sahip değil. Ne Çin, ne Rusya, ne de Fransa, karşı olmalarına rağmen engelleyemediler. Türkiye de, tek başına veya bunlarla birlikte durduracak durumda değil. O halde bütün varsayımları Türkiye’nin de mecburen içinde yer alacağı müdahale ihtimaline göre yürütmek gerekiyor. En yakınından başlarsak, varılacak karar, ABD ile “Stratejik Müttefik”liğimizi nasıl etkileyecek? Süper Güç’e nereye kadar evet, nereye kadar hayır denilecek? Yüksek sayıda asker konuşlandırılması ne gibi sıkıntılara yol açacak? Savaş,Türkiye’nin ekonomisini nasıl etkileyecek? Amerika, bunun ne kadarını, nasıl telafi edecek? Bunun güvencesi nasıl sağlanacak? Irak sınırında, göç dalgasıyla birlikte güvenlik nasıl sağlanacak? En önmelisi, Kuzey Irak’ta bir Kürt devletinin oluşumu nasıl önlenebilecek? Irak’ın toprak bütünlüğü korunabilecek mi? Musul-Kerkük bölgesi ve Türkmenlerin akıbeti ne olacak? İslam Dünyası ve Araplarla münasebetlerimiz ne gibi bir hal alacak? Müdahale sadece Irakla mı sınırlı kalacak? (Hiç de öyle görünmüyor!...) ABD askerleri konuşlandıkları yerlerden mesela İran ve Suriye’ye de müdahale etmeye kalkışırsa nasıl olacak? Vs. Vs... Bu konuda devletin ilgili birim ve kurumları kafa yorarken, hariçten de epeyce gazel okunuyor. Her gün yeni senaryolarla savaş tamtamları çalınıyor. Bu da tabii ki, zaten sıkıntılı olan piyasaları, daha da tedirgin ediyor. Onun için AK Parti Lideri Erdoğan’ın medya ile ilgili yakınması haklıdır. Diplomatik veya askeri cenahtan muhayyel kaynaklara dayanarak daha çok kendi dağarcığındaki bilgilerle yol göstermeye çalışmak isabetli bir şey değildir. Yani herkes kendi işine baksa daha doğru olur. Yeterli ve gerçek bilgilere sahip olmadan (devletin resmi bilgileri) yorum yapmak ne kadar sağlıklı olabilir ki? Bari savaş konusunda sansasyon yapılmasın...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT