BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 2002 böyle geçti...

2002 böyle geçti...

‚ “Tüketim Toplumu” olduğumuz bir kez daha belgelendi... Halk sandığa giderek Ecevit, Yılmaz, Çiller, Bahçeli gibi ustaların siyasi hayatını tüketti...



‚ Beşiktaş; çoook eski yıllarda bir kere daha şampiyon olduklarını, Süleyman Seba’nın ajanda notlarından tesbit ederek federasyona yıldız başvurusunda bulundu... Onlar da verdi... ‚ Her seneye bir albüm sıkıştıran Banu Alkan’ın “Best Of - 2002” isimli kasetinin dağıtımı son anda engellendi... Kaset ve CD’nin satışı kamusal alanlarda yasaklanırken, el altından alıcı buldu... ‚“Köylü milletin efendisi” sözü ilk kez 2002 yılında gerçekleşti... “Köylü Şenol Güneş” Dünya Üçüncüsü, “Köylü Beşiktaş” da lige damgasını vurdu, Avrupa Kartal’ı oldu... ‚ Sekiz kere giden Süleyman Demirel, dokuzuncu kez dönmek istedi... Mesut Yılmaz geçen sene içinde üç kez sigarayı bıraktı, dört kez başladı... Seren Serengil iki kere döndüğü kocası Ozan Kaçmaz’dan üç kez boşandı... ‚ Petek Dinçöz, tüm zamanların en genç ve en büyük assolisti seçildi... Yalnız geçen seneye sevgilisinin parmağını kapıya sıkıştırması olayı ve daha beterlerini yapabileceği tehdidi ile damgasını vurdu... ‚ Mondragon 90 dakika içinde filelerden altı kez top çıkaran ikinci kaleci oldu... Bu dalda rekor, bir idmanda 5 gol birden yiyen eski F.Bahçe kalecisi Yaşar’a aitti... ‚ Dünyanın en erken golünü atarak rekor kıran Hakan Şükür, oynamadan sakatlanan ilk futbolcu olarak da tarihe geçti... ‚ Tayyip Erdoğan, Ecevit’in 3 senede yaptığı seyahati bir günde tamamladı... İspanya’ya Nihat Kahveci, İtalya’ya Okan ve Emre, Türkiye’ye cemre düştü... Temel’in yeri Dursun, uzun uzun uğraştıktan sonra elindeki matematik problemini babası Temel’e göstermiş: -Babacığım, şu probleme bir bakar mısın?... Çözemedim de... Baba Temel, matematik problemine uzun uzun bakmış ama altından kalkacağı bir problem değil... Dönüp oğlu Dursun’a “Takma kafana be oğlum” demiş: “-Nasıl olsa AB’ye girince bütün problemlerimiz kendiliğinden çözülecek...” HHH Doğumevi bekleme salonuna hemşire koşarak girer, ilk sırada oturan Dursun’a yaklaşarak: “-Sizi tebrik ederim, ikiz çocuğunuz oldu” der. “Ne tesadüf” der adam, “İkiz Şimşekler Basketbol Takımı’nda oynuyorum...” Bir saat sonra, aynı hemşire yine koşarak gelir, “İdris” ismini anons eder. İdris yerinden heyecanla doğrulur, Hemşire: “Artık üçüz babasısınız” der. İdris şaşırır ve “Olacak şey değil, ben de Üç Kardeşler şirketinin sahibiyim” der. Hemşire bir daha göründüğünde üçüncü adama: “Eşiniz dördüz doğurdu, kutlarım” der. Adam da şaşkınlıkla “Ben de Dört Mevsim Oteli’nde çalışıyorum” der. O sırada yanında oturmakta olan Temel hafif baygınlık geçirerek oturduğu yerden aşağı doğru kayar, yetişip müdahale eden hemşire sorar: -İyi misiniz, ne oldu size?... Temel kendine gelmeğe çalışarak doğrulur: “Temiz havaya ihtiyacım var... 100 Soruda Hamsi Tava kitabının yazarıyım da...” HHH Temel üniversitede otopark görevlisi... Birkaç saat durmadan yağan kar, otoparkı kullanılmaz hale getirince Temel, hoparlörün başına geçmiş ve bir anons yapmış; “-Otoparktaki karları temizleyebilmemiz için, araba sahiplerinin araçlarını çekmelerini rica ediyoruz...” Temel, yirmi dakika sonra yine hoparlörlerin başına gelmiş ve yeni bir duyuru yapmış; “-Otoparktaki yirmi arabanın sahibi bin 200 kişi... On dakika içinde lütfen sınıflardaki yerinize dönün...”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT