BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eko Life

Eko Life

Kıbrıs nasıl çözülür? İki hafta önce yazmıştım, bu sefer bütün ümidimi kaybederekten ve radikal bir formülle tekrar yazıyorum. KKTC’de son yapılan AB mitingini yine yüreğim ‘cız’ ederek izledim. Çoğunluğu, 1974 Barış Harekâtı’nı hiç görmemiş gencecik insanlar. İçlerinde bir kaç da kır saçlı var...



Kıbrıs nasıl çözülür? İki hafta önce yazmıştım, bu sefer bütün ümidimi kaybederekten ve radikal bir formülle tekrar yazıyorum. KKTC’de son yapılan AB mitingini yine yüreğim ‘cız’ ederek izledim. Çoğunluğu, 1974 Barış Harekâtı’nı hiç görmemiş gencecik insanlar. İçlerinde bir kaç da kır saçlı var... Binlerce insan, onların dümen suyuna girmiş, bağırıyorlar: “Vatan haini Denktaş”, “Denktaş Ada’dan git”, “Rumlarla birleşmek istiyoruz”, “Kahrolsun Faşizm (Türkiye yani)” Hele biri vardı ki; kürsüye çıkıp, ağzından köpükler saçarak konuşuyordu: “Bu iş Çankaya’da çözülemez (Ama 1974’te öyle demiyordun.)” Bu görüntüleri izlerken, Allah biliyor, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ve yardımcısı Necmettin Erbakan’a kızdım. “Niye aldınız sanki şu Kıbrıs’ı?” diye düşündüm durdum... Bu yazıyı, bir kaç akrabasını Kıbrıs’ta şehit vermiş biri olarak değil bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yazıyorum... Hem Türk hükümeti hem KKTC hükümetinin meclisleri olağanüstü ve çok acil olarak toplanmalıdır. Ada’da, Rumlarla olan sınır kapıları açılmalıdır. Rumlarla birleşmek ve AB’ye girmek isteyen sevdalılara şu söylenmelidir: “Buyurun kardeşim! Rum tarafına rahatlıkla geçebilirsiniz. Ama bundan sonra Ada’nın Türk tarafına sakın ayak basmayın. Hatta o çok utandığınız Türk kimliğinden de kurtulun, sildirin kaydınızı, Rum vatandaşlığına geçin, AB üyesi olun. Ama o çok sevdalı olduğunuz Rumlar, size, yarın ikinci sınıf vatandaş muamelesi yaptığında sakın arkanıza dönüp bakmayın... ‘Yetiş Türkiye, aman Mehmetçik’ diye bağırıp durmayın. Ne haliniz varsa görün.” Bu tavsiyem son derece samimi, son derece içten ve son derece gerçekçidir. Eğer uygulamak istemiyorsanız, aksini Rauf Denktaş söyledi: “KKTC’de iç çatışma çıkma tehlikesi var.” Sizi gidi Kopenhag rantçıları Bu günlerde, ibretle, Kopenhag rantçılarını izliyorum. Yedikleri tokat yetmedi, şimdi de ‘Kıbrıs’ı verin kurtulalım’ diyorlar. Sonra bakıyorum, aynı kişiler, ‘Irak’a saldıralım, Musul-Kerkük’ü alalım’ diyorlar. Ölecek olan çoluk-çocuk Iraklıları kimsenin düşündüğü yok. Diyelim ki, Musul-Kerkük’ü aldık... İleride Kıbrıs örneğini gösterip size aynı soruyu sormazlar mı... “Kıbrıs’ı verdiniz bunu da verin. Ne işiniz var orada?” diye. O zaman da, Kıbrıs gibi Musul-Kerkük’ü verin, kurtulalım mı, diyeceksiniz. Sıkıyı gördü mü sizin bulduğunuz formül bu mu yani? Meşhur fıkradaki gibi bitirelim: Artık yerinizde durun da, şu balığı yiyelim. Rüşvet hazır Geçen hafta yazıişleri gündem toplantısında önümüze uluslararası kredi kuruluşu Standard and Poor’s’un (S&P) bir haberi geldi. Haberde, “2003’de savaş çıksa da, Türkiye’nin kredi notu yükselebilir” deniliyordu. Yani, Türkiye’ye daha çok kredi verilebilir, yabancı sermaye gelebilir, denilmek isteniyordu. Tam savaşın eşiğinde, ‘eniştem beni niye öptü?’ dedirtecek türden ‘müjdeli’ bir haber... Şimdi siz kendinizi yabancı bir işadamının yerine koyun. Farzedin Irak savaşı çıktı ve Türkiye de bu savaşa katıldı. Savaş olan bir ülkeye kredi açar mısınız, yatırım yapar mısınız? Paranızı sokağa atar mısınız? Öyleyse S&P ne demek istiyor? S&P’nin söylediğinin Türkçe tercümesi şu: “Yabancı sermaye gelmese de size verecek bir kaç kuruşu elbette bir yerlerden buluruz. Hele sen bir, savaşa ‘he’ deyiver...” Yani... Yanisi şu... Siz savaşa gözü kapalı girin... Yeter ki, Amerikalı askerler ölmesin... BJK’yi kutluyorum BJK, önümüzdeki yıl 100. kuruluş yıldönümünü kutlayacak. Bunu şampiyonlukla pekiştirmek istiyorlar. Merak etmesinler, pekiştirecekler de... BJK bu yıl şampiyon. Onlarca örneği bir tarafa bırakın, son Denizlispor-BJK kupa maçını ele alın. Ön kameradan bile İbrahim’in ayağının yarım metre içeri girdiği görülürken, gol verilmiyor. En son TV’den izledim. Amatör bir kamera olayı tam yan profilden çekmiş, buz gibi gol. Ama gol iptal ediliyor, üstelik “Maç tekrar edilsin” diyen Denizlispor bir de para cezasına çarptırılıyor. Bir örnek daha... BJK’li yönetici Yıldırım Demirören, Bursaspor maçındaki kararları için hakem Metin Tokat’a “hırsız” diyor. “Bir daha maçlarımızda görmek istemiyoruz” diye kestirip atıyor. Tokat, Demirören’i mahkemeye veriyor. Federasyon, Tokat’ı savunacağına, FIFA kokartını iptal ediyor. Anlayacağınız hem kupa hem şampiyonluk BJK’nin... Bence, diğer takımların ikinci yarıya çıkmasına gerek yok. BJK’nin şampiyonluğunu kutluyorum. Devlet kereste üretir mi? Memurlara yüzde 5 zam yapılınca, bu kesim ayağa kalktı. Çok üzülmüşler... Şahsen söyleyeyim; ben bu üzüntüyü zerre kadar taşımıyorum. Devletin acilen memur sayısını yarı yarıya indirmesi gerekirken, memurluğu özendirici bu tür hareketleri tasvip etmiyorum. Ediyorum, diyen varsa, bu ülkeye kötülük yapıyor. Devlet hâlâ en büyük KİT... Memur benim vergilerimle maaş alıyor. Ve ben, verdiğim vergilerle bir işi 3-4 memurun yaptığı bir devlet yapısı istemiyorum. Soruyorum... Devlet kereste üretir mi? Sigara üretir mi? Kömür üretir mi? Tatil köyü işletir mi? Devlet; bu ve benzeri işleri yapacaksa, o zaman bu ülkede özel sektörün ne işi var? Hangi gerekçeyle yabancı yatırımcıyı ülkene davet ediyorsun? Madem o kadar para dağıtmaya meraklılar; milyonlarca insanın biriken zorunlu tasarruf hesabını ‘ötelemek’ yerine hemen versinler. İşin garibi, IMF de programa tamamen aykırı olmasına rağmen bu zamma karşı çıkmıyor. Gerçi onlara da hak veriyorum. “Bu programdan bundan sonra bir halt olmaz” havasına girmişler... Yüzde 5 zam azmış... Öpüp de başınıza koyun.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT