BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > BİR YILDIZ KAYDI

BİR YILDIZ KAYDI

Emine, kendinden emin bir eda ile konuştu: -Beni hiç kimse kötü emellerine alet edemez hocam... -Nasıl edemez Emine! Neye güveniyorsun, yapayalnız ve onlarla uğraşacak bir kültürden de uzak genç bir kızsın. Bu piyasa “insan eti” ticareti yapan kalpazanlarla dolu...



“Aman kızım dikkatli ol!” Emine, kendinden emin bir eda ile konuştu: -Beni hiç kimse kötü emellerine alet edemez hocam... -Nasıl edemez Emine! Neye güveniyorsun, yapayalnız ve onlarla uğraşacak bir kültürden de uzak genç bir kızsın. Bu piyasa “insan eti” ticareti yapan kalpazanlarla dolu... Onlarla baş edemezsin. Benim sana bir öğretmenin olarak tavsiyem öncelikle öz kültürümüzü öğrenmen, sosyal bilimlerle donatılman ve bir diploma sahibi olmandır... Şöhreti hak ettiğin zaman hazmetmen daha sağlıklı olur. Bir iki oyunla gelen şöhrete aldanma, saman alevi gibi gelip geçicidir o tip şöhretler. Sonra hayatın kararır, daima ayakların yere bassın, şöhretin yalancı cazibesiyle havalanma, yere düştüğünde artık her şey çok geç olabilir... Kemal beyin gayet samimi tavsiyeleri de Emine’yi fazla etkilemiş görünmüyordu. O akşam yapacakları provada göstereceği performansı, yönetmenden alacağı “bravo” ve “aferin”i düşünüyordu. Kemal bey Emine’nin haleti ruhiyesini iyi tahlil edebiliyordu. Aşırı derecede kendini kaptırmış, tiyatrodan başka bir şeye adapte olamıyordu. Bu toy kıza acıyordu aslında. Tek başına çok zor bir işe soyunmuştu. Belli ki kasabadaki öğretmenleri onu yanlış yönlendirmişti. Onu bu kadar havaya sokmaları doğru değildi... Kemal bey bu düşüncelerle Emine’nin kasabadaki öğretmenlerini yargılarken küçük yaştaki kızı tahsildar Lütfü’ye vermelerini önlemek için bu yola başvurduklarından haberi yoktu. Sınıf öğretmeni olarak, velisiyle görüşemediği tek öğrencisi Emine kalmıştı. Kızcağızın bu şartlanmışında ailesinin rolü var mı acaba diye düşündü! -Emine, senin tiyatrocu olmanı ailen mi istedi? diye sorarak zihnindeki bu suale cevap aradı. -Hayır hocam ailem bu işlerden anlamaz, ben kendim istedim... -Niye tiyatrocu olmayı bu kadar istiyorsun? -Hocam ben küçük yaştan beri sinemaya giderim. Oyuncu olmayı çok arzu ediyorum... -Türkiye’de sinemanın tarihçesini biliyor musun kızım, hiç araştırma yaptın mı? -Hayır hocam... -Bak Emine! Savaş meydanlarında Türk milletini dize getiremeyeceğini anlayan Batılılar, Türk milletini bütün mukaddesatlarından ayırmaktan, aile düzenini bozmaktan başka çıkar bir yolun olmadığını gördüler. Bütün çalışmalarını bu yöne teksif ederek milletimizi kültür bombardımanına tuttular. Son yüzyılda bu bombardımanın en büyük aracı sinema oldu. Şu anda gazete ve dergilerde gençleri oyuncu olmaya sevk eden aşırı propagandalar mevcut. Bu propagandalara inanarak fuhuş tacirlerinin eline düşen binlerce genç kızın hayatı kararmış, yedi sülalesinin silemeyeceği kara bir leke almışlardır. Aman kızım çok dikkatli ol!.. Kemal hoca Emine’nin, nasihatinden hoşlanmadığını görüyordu. Bu tecrübesiz kızı girdiği yoldan döndürmenin mümkün olmadığı aşikardı... En iyisi onun ailesiyle görüşmek, en azından derslerine ilgisini çekmeye çalışmak lazımdı...  Fırıncı Ömer, kahvehanede kumar oynarken postacı Yusuf, Emine’nin okulundan gelen mektubu vermişti. Kasap Nuri, kumar arkadaşına takıldı: -Ooo! Ömer, senin artis gızın mekdebinden mi geliyo mekdüp? Hadi bahalım yahında köşe olacaağ herhal! Gomşuda bişer, bize de düşer demişler... Sana şu paralar gelürse bizi de görüsüğ değül mü? -Tabii görürüm Nuri, lafı mı olur? Şu zamana gader, bizde olanı vermedük mü? -Sen cömert adamsığ verirsün, canım, ne yazıyo mekdüpde? Fırıncı Ömer, kıt okumasıyla heceleyerek okudu. “Emine’nin dersleriyle ilgili görüşmek üzere okula gelmeniz gerekmektedir” yazıyordu. Kemal Hocanın imzasıyla gönderilmişti. -Allah Allah! Beni mekdebe çağırıyolar... -Belki para verüler hemen get sen... -Ne parası versinler hemen... -Niye senin gız oyuncu değül mü? -Yahu hemen oyuncu olunur mu daha güccük çocuh o... -Ne güccüğü yahu, sen gızı oyuncu olmasa Lütfü’ye vermiyo muydun? -Veriyordum vermesine de... -Hem müdür Muharrem demedi mi milyona para demen deyi... -Dedi.. -Ee, o zaman seni para vermiye çağırıyolar demekdür... -Acep öyle mi dersin? Haggaten para verseler çoh eyi olur yahu... Bir sürü gumar borcum var, uçan guşa borçlandım... -Bak Ömer, bağa olan borcuğu unutmuyoğ değül mü? -Unudur muyum heç... -O zaman sen heç durma Uzun Remzi’nin minibüsü hareket etmek üzeredür, yetiş hemen get!.. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT