BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > BİR YILDIZ KAYDI

BİR YILDIZ KAYDI

Fırıncı Ömer, elindeki kağıt destesini bıraktı, sandalyenin arkasına astığı yakası paslı ceketini giydi, -Eyi o zaman ben hemen gediyim bari, diyerek dışarı çıktı... Kasap Nuri peşinden bağırıyordu. -Ülen Ömer! Sakın para getürmeden gelme ha!..



Kızının başarıları, göğsünü kabartıyordu Fırıncı Ömer, elindeki kağıt destesini bıraktı, sandalyenin arkasına astığı yakası paslı ceketini giydi, -Eyi o zaman ben hemen gediyim bari, diyerek dışarı çıktı... Kasap Nuri peşinden bağırıyordu. -Ülen Ömer! Sakın para getürmeden gelme ha!.. Minibüs hareket etmek üzereyken yetişti. Bütün koltuklar doluydu. Muavin Nevzat “Ömer emmi boş goltuh yoh...” dese de aldırmadı Ömer “Ayahda gederim oğlum...” diyerek bindi...  Kasabanın zümrüt yeşillikleri arasında kıvrılarak giden minibüste, kainatın bu güzelliklerini görmeden yaşayan, hiçbir şeyden ibret almayan, parmak kadar kızını gurbete gönderirken duygulanmayan Ömer, baba olmanın mesuliyetinden uzak kızından kazanacağı paranın hülyasıyla yol alıyordu... Her gün aldığı alkolün tesiriyle beyni dumûra uğramıştı. Onun için parmak kadar kız çocuğu gurbet elde ne yapar, başına bir şey gelir mi? Hiç önemli değildi. Yeter ki para getirsin, hele hele okul müdürü Muharrem beyin dediği gibi milyonlar getirsin de ne olursa olsundu... İki saatlik yol bitmiş, vilayete ulaşmışlardı. Bunca yolu ayakta gittiği halde gıkı çıkmamıştı fırıncı Ömer’in. Minibüsten iner inmez koşar adımlarla Emine’nin okulunun yolunu tuttu. Okula davet mektubunu odacıya göstererek edebiyat öğretmeni Kemal beyin öğretmenler odasında olduğunu öğrenip, onun yanına çıktı. Kemal bey öğretmenler odasında gazete okumaktaydı. Emine’nin babasının bu kadar kısa zamanda davetine icabet edip gelebileceğine ihtimal vermiyordu. Birdenbire keş kılıklı Fırıncı Ömer’i karşısında görünce çok memnun oldu. Onun kızına karşı hassasiyetini takdir etti içinden. Ayağa kalkarak kucakladı buyur edip karşısına oturttu: -Efendim hoş geldiniz, davetimize bu kadar çabuk icabet ettiğiniz için size çok teşekkür ederim... dedi. Fırıncı Ömer konunun bir an önce paraya geleceğini düşünerek can kulağıyla dinliyordu Kemal beyi. -Sağ ol hocam... Allah seni başımızdan eksik etmesin... diye mukabele etti. -Efendim sizi buraya kadar yormamızın sebebi bildiğiniz gibi Emine... Kızınız tiyatroda oldukça başarılı... Ömer kızının tiyatroda başarılı olduğunu sıkça duyduğu için, gururlanıyor, göğsü kabarıyordu. -Efendim kızınızın tiyatrocu olmasını siz mi istediniz? Fırıncı Ömer’in beklemediği bir sualdi. Kekeleyerek cevap verdi. -He ya! Ben istedim... Hocaları çoh eyi oynuyo dediydi, çoh para gazanacağını söyledileridi... Kemal bey karşısındaki adamın bu son cümlesiyle onun ne kadar cahil ve boş olduğunun yanında toy bir kızı para için gurbet ellere gönderecek kadar duygusuz olduğunu da anlamış oluyordu. -Efendim Emine daha küçük yaşta bir kız, onun şu anda kazanacağı para düşünülür mü? Fırıncı Ömer’in kafasından kaynar sular dökülmüştü birden bire!.. Onca yolu para alacağı hevesiyle tepmişti. -Düşünülemez mi, Muharrem hoca gazanur dediydi... -Kardeşim ilerde kazanabilir belki ama o vakte kadar iyi bir eğitim alması gerekir, derslerinde başarılı olması gerekir, cahil bir sanatçı olarak vizyona çıkarsa saman alevi gibi parlar ve söner, kötü niyetli kişilerin oyuncağı haline gelir. Namusunu, şerefini kaybedebilir... Kemal bey, bu vurdumduymaz adama açık seçik konuşmakla onu ikna edeceğini sansa da paradan başka bir şey düşünmeyen Ömer’in tepkisizliği karşısında çaresiz kalıyordu. Parmak kadar kızdan para kazanmak isteyen bu adamdan hiçbir şey beklenemezdi. -Bak Ömer efendi! Emine şu anda derslerinde başarısız... Eğer böyle giderse sınıfta kalacak, kafasında tiyatrodan başka, oyuncu olmaktan başka bir düşünce yok... Öyle şartlanmış ki benim sözlerim hiç tesir etmiyor. Kızınla güzelce konuş, derslerine ilgi göstermesini söyle, okulunu bitirsin, o zaman tiyatroda daha başarılı olabilir... -Eyi ya gonuşuyum, bari nerede Emine? -Tamam ben çağırtayım... Zile dokunarak, gelen odacıya Emine’yi çağırmasını söyledi. Kısa zaman sonra Emine öğretmenler odasının kapısını vurarak içeri girdi. Küçük bir kasabadan gelmiş Emine öyle havalıydı ki, okuldaki kız öğrencilerin saçlarını dağıtmaları yasak olduğu halde Emine’nin saçları darmadağınıktı. Hiç ummadığı bir anda babasını karşısında görünce hiç sevinmemişti. Onların baba kız olduğuna bin şahit gerekirdi. İsteksizce babasının elini öptü, karşısında durdu... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT