BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > BİR YILDIZ KAYDI

BİR YILDIZ KAYDI

Kemal bey ısrarla okulu bitirmesini istiyor, yüksek okula gitmesini arzu ediyordu Emine’nin... Mutlaka kendi iyiliği için bunları istiyordu, ama okumak Emine’ye göre değildi. Kemal beyin davudi sesiyle okuduğu bir şiirin mısraları yankılandı kulaklarında...



Kemal bey ısrarla okulu bitirmesini istiyor, yüksek okula gitmesini arzu ediyordu Emine’nin... Mutlaka kendi iyiliği için bunları istiyordu, ama okumak Emine’ye göre değildi. Kemal beyin davudi sesiyle okuduğu bir şiirin mısraları yankılandı kulaklarında... Kırdaki mor menekşe, beyaz lâle, Bana seni söyler, seni anlatır. Şu deli gönlümde coşan şelale, Bana seni söyler, seni anlatır... Minibüs Yenipınar’a girdiğinde tanıdık simaların mutad hareketliliği göze çarpmıştı. Bakkal Rafet’in karısı Fahriye teyze önünde ineklerle meraya, Sütçü Cemil traktörüyle tarla sürmeye gidiyordu. Herkes bir iş peşindeydi... Dört gün sonra küçüklüğünden beri hayalini kurduğu İstanbul’a gidecekti, kısa bir zaman sonra tüm memleketin tanıdığı bir yıldız olacaktı. Bundan sonra Yenipınar’a lüks otomobiliyle gelecek, özel şoförü olacaktı... Tüm kasabalı Emine’ye saygı gösterecekti. Eve geldiğinde annesi bir çığlık koparmıştı: -Yavruum! Benim gınalı guzum gelmiş... Ana yüreği, yavrusundan ayrı kaldığı uzun müddettir kanıyordu. Kızının baba ocağından ayrılıp gitmesine bir taraftan üzülüyor, öte yandan seviniyordu. Kocası Fırıncı Ömer vicdansızca satacaktı, kınalı kuzusunu yaşı geçmiş dul bir adama... Bu sebepten gidip buralardan kurtulması sevindirmişti bağrı yanık anneyi. Öte yandan tedirginlik duyuyordu herkes “Senin kızın artist olmuş, yarın açık saçık filmlerde oynarsa hem anası olarak sen, hem babası hem de kızın için hiç de iyi olmaz...” diyorlardı. Buralarda artist kısmına pek iyi gözle bakılmıyordu. Kör olası kocası yavrusuna sahip çıksaydı böyle olmazdı. El âlem gibi o da vakti gelince helal süt emmiş biriyle evlenir, evinin kadını olur, çoluk çocuğa karışıp, şu üç günlük dünya köprüsünden geçer giderdi... -Yavrum benim, gınalı guzum hoş geldin. Seni öpmeye, gohlamaya doyamadım, gokularına hasret galdım, gözel gızım benim... Cefakar ananın gözyaşları sel olup akmakta, kızına sarıldıkça sarılmaktaydı. Annesinin ter ve tezek kokan kucağı bu zamana kadar hiç bu kadar sevimli gelmemişti Emine’ye. O da sarıldıkça sarılıyor arada bir: -Benim canım anam seni buralardan kurtaracağım... diyordu. Ana kızın hüzünlü kucaklaşmasını dedesi Kambur Salih bastonuna dayanmış gözyaşlarıyla izliyordu. Bir müddet sonra dedesini fark etti Emine. Yıldırım hızıyla kalkıp boynuna sarıldı yaşlı adamın. -Dedem benim, canım dedeciğim... -Yavrum, gurbet guşum benim... Kavuşma sahnesi oldukça uzun sürmüştü. Hele Emine’nin dört gün sonra İstanbul’a gideceğini söylemesi derinden yaralamıştı anne ve dedesini. Annesinin yüreğine bir ok saplanmış gibiydi: -Yavrum getme Isdanbullara... Vazgeç bu artislikden. Yusuf emminin oğlu İsmail öğretmen çıktı, seni isdiyo. “Eğer Emine beniminen evlenüse dünyalar benim olur” diyomuş. Evlen İsmayilinen, çoh eyi çocuh İsmayıl... -Anne ben kararımı verdim şu ana kadar şansım yaver gitti. Sanatımı herkes takdir ediyor, bu şansımı çok iyi kullanıp sizi de yanıma alacağım İstanbul’a... -Gızım biz nasıl gelek? Hem sen artis olursan kimsenin yüzüne bahamak ki... Kambur Salih gelini ile torununun konuşmalarını işitmese de aynı derdi paylaştıklarından emindi. -Gız Emine... -Buyur dedeciğim... -Sağa artiz oluyomuş diyolar öyle mi? -Evet dede, sanatçı olacağım... -Olma gız! Sakın artiz martiz olma!.. Çoh kötüyümüş artizlik... -Sen inanma duyduklarına dede! Dürüst insan her yerde dürüsttür... -Gızım cenabı Hak rızıkları gönderir... Getme şehere, İsamayil istiyomuş seni, muallim çıkmış. Herkesin sevdiği eyi çocukdur İsmail... -Yok dede! Israr etme, sağ ol ben şu anda evlilik düşünmüyorum... Emine çantasını açarak bir miktar para çıkarıp annesine uzattı. -Yoh gızım almam, ne parasıymış o? -Tiyatrodan verdiler anne. Günlerce çalıştık ful gişe oynadık... -Yoh gızım ben o parayı alamam... -Çalmadım, çırpmadım anne... -Yoh gızım, böyle gazanılan paralar dert olur bize... Ah gınalı guzum bırah o işi gel şu İsmayilinen evlen... -Anne sen ne diyorsun ya! Beni şehir tiyatrosuna sen göndermedin mi? -Baban olacak o adamın şerrinden gurtarmak için yolladım gızım... Seni satıyodu Emme... Şincik durum değişdi, gısmetin çıkdı, bu gısmeti depme, civan gibi boylu, boslu, yakışıklı bir genç İsmayil... Hem seni de çok isdiyo... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT