BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yeniden yapılanma

Yeniden yapılanma

Türkiye'nin çağın gereklerine uymayan hantal yapısı cümlenin malumudur. Başta 82 Anayasası olmak üzere; milletin önüne engel teşkil eden, onun sıçrayıp yükselmesine imkan tanımayan bütün kurum ve kuruluşlarla bunlarla ilgili mevzuat, gözden geçirilip yeniden dizayn edilmelidir. Komünizmin kahredici pençesi altında bitkisel hayat süren demirperde ülkelerinin demokrasi ile tanışmaları 10-12 sene olmasına rağmen, çağın gereklerine uygun yapısal reformları yaptılar ve bunların büyük bir kısmı AB'ye aday oldu.



Türkiye'nin çağın gereklerine uymayan hantal yapısı cümlenin malumudur. Başta 82 Anayasası olmak üzere; milletin önüne engel teşkil eden, onun sıçrayıp yükselmesine imkan tanımayan bütün kurum ve kuruluşlarla bunlarla ilgili mevzuat, gözden geçirilip yeniden dizayn edilmelidir. Komünizmin kahredici pençesi altında bitkisel hayat süren demirperde ülkelerinin demokrasi ile tanışmaları 10-12 sene olmasına rağmen, çağın gereklerine uygun yapısal reformları yaptılar ve bunların büyük bir kısmı AB'ye aday oldu. Onların 10 senede becerebildiklerini biz, 55 senedir beceremiyoruz! Merhum Özal, Türk siyasetine gelmeseydi ve Türk insanının kafasında bu zihin inkılabını yapmasaydı; böyle bir ihtiyacımızın olduğunu bile bilmeyecektik! Her ne kadar 1946 senesinden beri, demokrasi ile idare ediliyorsak da; bunun sadece kâğıt üzerinde olduğunu; millete ve millete hizmet için var olan kurum ve kuruluşlara yansımadığını biliyoruz. Yani, sahip olduğumuz demokrasimiz yalnızca şekilde idi; gerçekte ise, komünizm sisteminden pek farklı değildik! Devletin ekonomide payı ve etkinliği ile hukuk devleti olamayışımız; bu görüşümüzün tipik ispatıdır. Bu durum, bir kısım siyasetçilerimizin de işine gelmekteydi! Kendilerini, tıpkı Politbüro üyesi gibi gören bu zevat, devletin elindeki her türlü imkanı kullandı ve yandaşlarına peşkeş çekti! Devletten beslenen bu cebabir (zorba) kesimi; sistemden ve sistemin işleyişinden memnundu. Zira, bir elleri yağda bir elleri balda idi. Bir lokma ekmeğe muhtaç milyonla insan yığınları ise, dünyadan habersiz, adeta tecrit kamplarında yaşamakta idi! Öyle ya; devletin televizyonu neyi gösteriyorsa, ve yine devletin radyosu neyi söylüyorsa ona inanıyordu. Onların da neyi gösterip neleri söyledikleri malumdu! Özal'dan önce Avrupa ülkeleri, ABD ve dünyanın bizim dışımızdaki kısımları, Türk insanı için adeta başka gezegenlerde farzediliyordu! Avrupa'ya gönderdiğimiz işçilerimiz de, oralarda yer altında çalıştırıldığından, yer üstünde ne olup bittiğinin farkında değildi! Hür dünyanın dışında tutulan bütün toplumlar cendereye sıkıştırılmıştı! Kurtuluş, teknoloji ile oldu. Komünizmi yıkan, evvel emirde iletişim araçlarıdır. Sovyetler'de Gorbaçov, Türkiye'de Özal, gelişen teknolojiyi ve bunların dünyayı hangi istikamete götürdüğünü gördü ve bunları, yeni şartlara göre tedbirler aldırmaya sevketti. Özal'dan sonra Türkiye, eski alışkanlıklarını bırakmak istemedi. Geçen bu 10 sene zarfında donmak, ve geriye doğru akmak istedi! Bu durumu isteyenler malum kesimdi! Ama, onların göremedikleri ve hesap edemedikleri bir gerçek vardı ki; önünde durmaya ve ayak diretmeye imkan vermiyordu. İletişim araçlarındaki dev adımlar, dünyayı neredeyse büyükçe bir kasaba konumuna getirmişti. Artık, hiçbir şeyi kimseden saklayabilmenin imkanı kalmamıştı. Bütün bunların tabii bir neticesi olarak artık her şey insana göre şekillenecekti. İşte; sistemi ve onun kurum-kuruluş ve mevzuatlarını yeniden yapılandıralım derken kastımız; bütün bunları insanı merkeze alarak ve insan için yeniden dizayn edelim demek istiyoruz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT