BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > BİR YILDIZ KAYDI

BİR YILDIZ KAYDI

Ana-kız tartışırken kapı açıldı, Fırıncı Ömer girdi. Kızının geldiğini duymuş soluk soluğa gelmişti. -Vay benim artiz gızım gelmiş, hoş geldin gızım... Emine bir yabancı gibi kalkıp babasının elini öptü. Ne hikmetse babasına karşı bir soğukluk vardı içinde... Isınamıyordu ona karşı.



Ana-kız tartışırken kapı açıldı, Fırıncı Ömer girdi. Kızının geldiğini duymuş soluk soluğa gelmişti. -Vay benim artiz gızım gelmiş, hoş geldin gızım... Emine bir yabancı gibi kalkıp babasının elini öptü. Ne hikmetse babasına karşı bir soğukluk vardı içinde... Isınamıyordu ona karşı. -Çoh para gazandın mı gız? Emine annesinin almadığı paraya bir miktar ilave ederek babasına uzattı. Fırıncı Ömer bir tomar parayı alınca narayı patlattı. -Aslan gızım benim be! Herkes görsün Fırıncı Ömer’in artis gızı bah nasıl para kesiyo... Fırıncı Ömer parayı kaptığı gibi çekip gitti. Anne ve dedesi boyunlarını büküp hayıflanıyordu. -Ne biçim bir adam bu be! Her şeyi para, para, para!..  Emine’nin geldiğini duyan komşu kızları eve akın etmişti. Hayriye hanım kızını İsmail ile evlenmeye razı edemeyeceğini anlayınca son çareyi İsmail’i eve çağırmakta görmüştü. Belki İsmail’i görünce bu fikrinden vazgeçebilirdi. Bir müddet sonra İsmail geldi. Elinde bir buket kırmızı gül vardı. Hayriye hanımın elini öptükten sonra gülleri Emine’ye uzatarak, -Hoş geldin Emine... dedi. Emine, İsmail’i uzun zamandır görmemişti. Şimdi Yeşilçamın jönlerine taş çıkartacak derecede yakışıklı bir genç olarak çıkmıştı karşısına. Orta boylu, kumral, düz saçları, ince, düzgün bıyıklarıyla çok hoş bir gençti İsmail... Ayrıca çok kibar ve nazikti de... Emine, gülleri alırken, İsmail’in gözlerinin içindeki muhabbeti iliklerine kadar hissetmişti. -Teşekkür ederim, çok naziksiniz İsmail abi... diye mukabele etti. İsmail, Emine’nin karşısındaki sedire otururken Emine’ye hoş geldine gelen genç kızlar odayı boşalttı. Hepsi de İsmail öğretmenin Emine’yi istediğini biliyordu. İsmail, Emine ile konuşurken renkten renge giriyordu. -Emine tiyatrodaki başarılarını duyuyorum, şehir tiyatrosuna seni izlemeye gelemedim ama çok methini işittim... -Teşekkür ederim İsmail abi... - Yalnız şunu söylemek yerinde olur kanaatindeyim ki, ülkemizde bu sanat kolu henüz istenilen noktaya ulaşamadı. Birçok sanatçı istismar ediliyor. Özellikle bayanlar bu konuda çok istismar ediliyor. Bu işin simsarları bu saf insanların üstünden para kazanıyor, sanatçı olmak için yollara düşen çok sayıda genç kız heba olup, beyaz kadın tacirlerinin eline düşüyor... Emine, daha önce de sıkça işittiği bu sözlere cevap verme gereği duymuyordu. İsmail, Emine’nin tepkisini ölçtükten sonra sözlerine devam etti. -Emine! Sen saf, temiz ve güzel bir gülsün... Bilmediğin insanlar seni soldurur, heba ederler diye endişe ediyorum. Seninle evlenmek istiyorum eğer kabul edersen... -Yani benim heba olmamam için mi benimle evlenmek istiyorsun?... -Yok hayır, anlatamadım, seni istiyorum... -Beni niçin istiyorsun?... -Yani çocukluğundan beri seni beğeniyorum Emine... Emine, eğer hayalindeki dünyaya seyir halinde olmasaydı bu baş döndürücü derecede yakışıklı gençle hiç tereddüt etmeden evlenirdi... -İsmail abi senin teklifine evet demeyi çok isterdim, ama benim büyük hedeflerim var... Yakında İstanbul’a gidiyorum bir filim çalışmasına başlıyoruz... -Film çalışması mı? -Evet... İsmail boynunu bükmüştü... Emine’yi şimdi “Kaf dağı”nın ardında ulaşılması mümkün olmayan bir elmas gibi görmeye başlamıştı. Emine genç adamın hayallerinin yıkılışına dayanamadı. -Ama her şey kısmet! Senin gibi dürüst ve aydın birisiyle ben de evlenmek isterim. Ancak önce hedefime ulaşmam gerek ... Emine’nin bu sözleri İsmail’in içinde bir umut ışığı yanmasına sebep olmuştu. Genç kız kendisini reddetmiyor, fakat zaman istiyordu. Bir şarkının sözleri canlandı hafızasında; “Bekleyenim olsa da razıyım kavuşmasam...” İsmail, Emine’nin yaktığı umut ışığıyla biraz aydınlanmıştı ama öte tarafta korkunç karanlıklar vardı... Körpe bir kız İstanbul’a bir meçhule gidiyordu... O meçhulde canavarlar vardı. O canavarlar bu zavallıyı paramparça etmezler miydi? İçi burkuldu, çocukluğundan beri sempatiyle baktığı Emine’nin karşılaşmasını tahmin ettiği ihtimaller canını sıkıyordu. Onu himayeye muhtaç bir kanarya gibi görüyordu. Onun, ilkokul son sınıfta iken oynadığı “Karşı Köyün Gelini” adlı oyununu izlemiş çok duygulanmıştı... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT