BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > BİR YILDIZ KAYDI

BİR YILDIZ KAYDI

İsmail muhafazakar, kültür değerlerine bağlı bir gençti. Çocukluk yıllarında Emine’nin piyeste oynamasını makul görebilse de hayat arkadaşı olarak düşündüğü bir hanımın oyuncu olmasını kabul edemezdi. O bakımdan onunla görüşmeli, bu fikrinden vazgeçmesini sağlamalıydı. Bunun yolu da Emine ile kasabayı dolaşmak, kendisini ona daha yakından tanıtmaktı.



İsmail muhafazakar, kültür değerlerine bağlı bir gençti. Çocukluk yıllarında Emine’nin piyeste oynamasını makul görebilse de hayat arkadaşı olarak düşündüğü bir hanımın oyuncu olmasını kabul edemezdi. O bakımdan onunla görüşmeli, bu fikrinden vazgeçmesini sağlamalıydı. Bunun yolu da Emine ile kasabayı dolaşmak, kendisini ona daha yakından tanıtmaktı. -Emine müsait olduğun bir zaman bir kasaba turuna ne dersin? Bizim çay kıyısındaki bağa gidebilir miyiz? Hem üzüm yer, hem balık tutarız... Emine, genç adama dikkatle baktı, ondaki samimiyet ve içtenlik kendini etkilemişti. Hem kasabayı son kez doyasıya gezmiş olurdu. -Tabii, neden olmasın... -Peki anlaştık, ne zaman gelip alayım seni? Kız kardeşim Şahika da yanımızda olur... -Tamam yarın on gibi gideriz...  İsmail, ertesi gün Emine ile buluşacağı zamanı iple çekmişti. Gece boyu düşündü, o taraftan bu tarafa döndü durdu. Emine’ye hitap edeceği cümleleri defalarca hafızasından geçirdi... Ona okuyacağı şiirleri tekrarladı. Emine’nin İstanbul’a gitme fikrinde ısrarcı olması ihtimali ile sıkıntı bastı. Hele genç kızın, gazetelerde okuduğu beyaz kadın şebekelerinin eline düşme ihtimali damarlarındaki kanın beynine sıçramasına yol açtı. Sabaha yakın uyuyabilmişti. Annesinin sabah namazına ısrarla çağırmasını duymadı bile. Gözlerini açtığında ilk işi saate bakmak olmuştu. Saat dokuzu geçiyordu. Süratle yataktan fırladı. Akşamdan hazırladığı yazlık elbiselerini giydi. Alelacele kahvaltısını yaptı ve kardeşi Şahika’yı da alarak fırıncı Ömer’in evinin yolunu tuttu. Belli ki Emine’nin annesi ve dedesi de İsmail’in Emine’yi ikna etmesinden medet umuyorlardı. Yavaş adımlarla ilerlerken Yenipınar’ın kızları alımlı gözlerle bu gençleri izliyordu... İsmail, Emine’nin bir kanaldan ilgisini çekebilmek için yoklama çekiyordu. -Emine şiir sever misin? -Aa! Çok severim... Bu cevap çok hoşuna gitmişti. Çaktırmadan boğazını temizledi ve Emine’nin gözlerine bakarak bir şiir okumaya başladı. Sen ıpıssız çöllerin, Güzel gözlü ceylanı mısın? Hoyrat gecelerin karanlığında, Yalnızlığımın yegane figanı mısın?.. İsmail’in gönlünün derinliğinden gelen bu lahuti sözler Emine’yi çok etkilemişti. Bu sözleri kendine hitap ediliyor şeklinde yorumluyor, bakışlarıyla İsmail’e mukabele ediyordu. Ben ağlarken, gülümsüyor kara gözlerin, Kaybolur bu çölde senin izlerin, Seni görür, görmez bu derbederin, Yıllardır sevdiği cananı mısın?.. İsmail, genç kızın duygulandığını ve gönlünün kendine aktığını hissetmeye başlamıştı. Belli ki Emine ciddi olarak kimseyi sevmemişti. Bundan böyle onun ilk aşkı olmak istiyordu. Istırap dediğin sevgiyle başlar, Hayalimden gitmiyor, o kara kaşlar, Sel oldu, hicranla döktüğüm yaşlar, Muamma birine sevdalı mısın?.. İsmail, şiirin mısralarındaki sualleri Emine’ye sorar gibi okumuş... Onun bakışlarından cevabını almak istemişti. Emine ise çok değişik duygular içine girmişti. Hiç tatmadığı, hissetmediği duygular yaşıyordu şu anda. Bu zamana kadar sadece bir yıldız olabilmek için gece gündüz çalışmış, gözleri başka bir şey görmemişti. Aşk nedir, sevgi nedir sadece filmlerden tanıyordu. Çocukluğunda filmlerde gördüğü aşkı taklit etmek için sevebileceği, aşık olabileceği birilerini aramış eline yüzüne bulaştırmıştı. Şimdi ise İsmail kendine ilan-ı aşk ediyor, kalbinin derinliklerine nüfuz eden mısralar terennüm ettiriyordu. İsmail Emine’nin okuduğu şiir ve bakışlarından etkilendiğini hissetmeye başlamıştı. Şimdi İstanbul’a gitmekten vazgeçirmeye çalışmalıydı. Bunun çok zor olduğunu anlıyordu ama sevginin yapamayacağı şey yoktu. -Emine biliyor musun, her insan hayatında bir defa sever, hakiki sevgiyle... Yani Mecnun’un Leyla’yı, Ferhat’ın Şirin’i sevmesi gibi... Emine İsmail’in sözü getireceği noktayı merakla beklerken, sözlerine devam etti: -İşte ben de öyle bir aşkla seni sevdim. Önceleri platonik bir aşktı, yani ben sana aşıktım ama senin haberin yoktu. Yıllarca hep sana olan sevgimi dile getireceğim zamanı bekledim ama şimdi sen gidiyorsun... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT