BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hayatı ertelemeyin...

Hayatı ertelemeyin...

Trabzonspor formasıyla top koştururken tanıdı onu futbolseverler... Futbolculuk hayatını noktalayıp hocalığa adım attığı günlerde ise amansız bir hastalık davetsizce girdi hayatına... Şimdi eşiyle birlikte mücadele eden İsmail Gökçek’i en çok üzen şey ise bir türlü gerçekleşmeyen ve maçtan bir gün önce iptal edilen jübilesi....



Ataköy’de son derece mütevazı döşenmiş bir ev... Kapıda güler yüzle Adalet hanım karşılıyor bizi. Yanında da eşi duruyor. Onaltı yıllık profesyonel futbol hayatında Vefa Simtel, Bakırköy, Trabzonspor, İstanbulspor, Sarıyer ve Güngörenspor kulüplerinde çalışmış İsmail Gökçek... Kollarını, ellerini hareket ettiremiyor ama elimizi sıkmak istediği belli. Elini tuttuğumda hissiz olduğuna inanamıyorum yüzünde öyle bir ifade var ki... Salonun bir köşesinde futbol oynadığı günlerden fotoğraflar konmuş onların önündeki koltuğa oturuyor ve hayatlarının bir anda değişmesine sebep olan hastalığın ilk ortaya çıktığı günleri konuşarak giriyoruz söze. Çok zorlanarak konuşan, canının yandığı her haliyle belli olan İsmail Gökçek başlıyor anlatmaya.. “-Futbolculuk günlerimin sonuna gelmiştim. Artık çok istediğim hocalık günleri başlıyordu ama çok kısa sürdü. Sakaryaspor kulübünde yardımcı hocalık yapmaya başlamıştım. O günlerde belirtiler de başladı. Kolumda seğirmeler, sol elimde zorlanma ama önemsemedim. Tam da o dönemde deprem meydana geldi. Herşey altüst oldu. ALS teşhisi kondu o günlerde. Yani hocalık hayatım başlamadan bitti...” O ilk günleri hastalıkla tanışmalarını ve yaşadıklarını anlatmaya eşi Adalet devam ediyor; A.G: “-Hastalığın ilk dönemlerinde çok ağladım kabullenmem iki yılımı aldı. Bu çözüm değil bir gerçek var ve bununla yaşamak zorundayız. Belki tıpta çaresi yok ama hasta yakınları olarak yapabileceğimiz çok şey var. Moral çok önemli bu hastalıkta. Bazı bünyelerde çok çabuk seyrediyor hastalık. Altı ayda yatağa bağlanan hastalar da var, 5-6 yıldır ayakta olanlar da. Bu hastalığı hiç bilmiyorduk. Başımıza geldikten sonra bir doktor kadar olmasa da tüm detaylarını öğrendik...” İ.G: “-Sedat’ın hastalığını biliyorduk ama içeriği konusunda bilgi sahibi değildik. Zaten öyle az bilinen bir hastalık ki. Biz yaptığımız iş itibariyle belli yerlere ulaşma şansı, sonuç alma şansına sahip olan insanlarız ama bunu yapamayanlar çok. Onlara da yardımcı olmak bilgilendirmek için bir dernek kurduk...” İsmail Gökçek’in kurucu üyesi ve başkanı olduğu ALS-MNH Derneği 2001 yılında kurulmuş ama öncesinde bürokrasi ve yer bulmak için harcanan bir buçuk yıllık bir emek var. Bakırköy Belediyesi’nin verdiği yerin (Bir konteyner) tahsis belgesini almak 1.5 yıl sürmüş mesela. Derneğin şimdi çoğunluğu hasta ve yakınlarından oluşan 200’e yakın üyesi var. Sedat Balkanlı’nın eşi de kurucu üyelerden. Derneğin kurucularından olan Adalet hanım hastalığın kendilerine bir misyon yüklediğine inanıyor. A.G: “-Bazen şöyle düşünüyorum. Allah bize böyle bir hastalık verdi bir misyon yüklendik. Dernek sayesinde hiç bilinmeyen bir hastalık konusunda insanlara destek oluyoruz. Hastalığımız son derece ciddi ve pahalı bir hastalık. Sosyal güvenceniz olsa da özellikle hastalığın son aşamasında kullanılan cihazlar çok pahalı. Mesela Sedat’ın olduğu aşama. Şükran sadece nefes almak ve beslenme için kullanılan aletlerin aylık giderinin1.5-2 milyar olduğunu söylemişti. Kullanılan ilaçlar çok pahalı. 28 günlük bir ilaç kullanıyoruz 416 milyon lira. Bunun yanında vitaminler de var...” İ.G. “-Onun da ötesinde bilgiye ihtiyaç var. Belki de, uzun süre yaşayabilecekken hastalık bilinmediğinden kısa sürede hayatını kaybediyor insanlar. Doğru bilgi hayat uzatıyor bu hastalıkta. Hastalığa yakalanınca ömür süresi 4-5 yıl diyorlar. Ama iyi bir bakımla 15-20 sene yaşama şansı var. Hastanın beslenmesini ve solunumunu sağladığın zaman uzun süre yaşama şansı var. Belki başkalarına bağımlısın ve bu bazılarına zor geliyor. Ben onlara şunu söylüyorum. Kendimize zaman kazandırmamız lazım. Çaresiz bir hastalık ama zaman içinde çözümü mutlak bulunacak. Kök hücre konusunda her gün umut verici haberler geliyor. Sabırla beklemek lazım...” Futbol oynadığı günlerde herkesin ilgisiyle karşılaşan İsmail Gökçek’i bugün kimler arayıp soruyor acaba?... Eşi cevaplıyor soruyu: A.G. “-’Halkımız çok duyarlı. Duyduklarında gelip ‘geçmiş olsun’ diyen çok insan var. Futbol camiasından da... Denizlispor’dan Hakan, Kocaelispor’dan Mahir var. Ünal Karaman var. Şenol hoca mesela ziyarete gelmedi ama her zaman telefonla aradı...” ...Ve İsmail ekliyor; “Fenerbahçeli Abdullah da var. Gelemeyenlerin de mutlaka kendince bir sebepleri vardır. Neden gelmediler demiyorum...” 15 ve 12 yaşlarında iki oğulları var. Evlendiklerinde Adalet hanım 20, İsmail bey 24 yaşındaymış. Bütün ayrıntılarıyla eşini ilk görüşünü, sonrasını evlenmelerini anlatıyor; “Önce futbol sonra evlilik diye düşünüyordum. Ama 24 yaşında evlendim...” Adalet hanımın babası o zaman karşı çıkmış “Fotbolcuya kız vermem” diye. “Ama sonra iyi ki vermişim dedi babam” diye ekliyor Adalet hanım. En zor yaşlarında iki çocuk ve eşinin rahatsızlığıyla pek çok sorumluluğu üstlenen genç bir anne. Acaba Adalet Gökçek kendisi ya da çocukları için profesyonel bir yardım almış mı?... A.G. “-Ben destek almadım. O dönemde ailem çok destek oldu ve atlattım. Ama eskiden çok yumuşak huylu bir insanken şimdi çok gerginim. Çok çabuk parlıyorum çocukları gereksiz yere hırpalıyorum. Çocuklar için de destek almadım. Büyük oğlum Emre’ye İsmail hastalığıyla ilgili İngitere’ye gittiğinde söylemiştim. Küçüğe söylemedim. Hastalığı gördükçe sorular sorsun ve öyle anlatayım dedim. O biraz daha duygusal bir çocuktur. İsmail’de hastalık ilerledikçe yemek yerken elleri gücünü kaybetmeye başlayınca ‘Aaa baba güçsüzmüsün, yaşlandın mı, meyve suyumu açarmısın’ gibi sorular soruyordu. Anlattım tabii. Antalya’ya annemin yanına gitmişti. TV’de Sedat’la İsmail’in haberini izlemiş. Mert babasının Sedat gibi olacağını düşünmüyordu. Çok ağlamış...” İ.G. “-Ben ona hep bir destek almasını söyledim ama almadı. Bir şeyle başedemiyorsanız muhakkak yardım almalısınız diye. Ben Adalet’e göre daha rahat kabulleniyorum. Daha farklı, daha iyi yönlerinden bakabiliyorum. Hastalığın başlangıcında yapabiliyorken ‘hadi gezelim, çıkalım, bugünümüzü yaşayalım’ diyordum. Potansiyel olarak benim önümdeki günler belli. Bugünü yaşamalıyım hatta çok iyi yaşamalıyım. Yarın böyle olacağım diye düşünmüyorum. O zaten olacak. Önemli olan benim bugünden alacağım keyif. Bugün yapabiliyorum ama onun bunu kabullenmesi çok zor. Elimizi kullanamamamız ona muhtaç olmamız çok zor. Çok basit yaptığımız şeylerde ona bakar olduk. Biz hastalıktan sonra şunu öğrendik. Hiçbir şeyi ertelememek lazım. Şimdi herkese şunu söylüyoruz, lütfen bir şey ertelemeyin, ne yapacaksanız hemen yapın. Sonra yaparız diyoruz ama sonra olmuyor. Adalet hanımı olumlu düşünmeye çağırırken ‘İşiniz gücünüz hayatı zorlaştırmak’ diyor. Olumsuza bakıp mutsuz olmaktansa olumluya bakıp mutlu ol. En kötüsünü düşünüyorsunuz...” A.G: “-Yatıp kalkıp dua ediyorum. Hastalık çok ilerlemeden çaresinin bulunacağına inanıyorum. Bir an önce sağlığına kavuşması için. Biz babamızı hasta olarak kabul etmiyoruz. Hayatımız belli bir düzene oturdu...” İ.G: “-Adalet ‘ben hastalansam bakar mıydın’ diye sordu. Ben bakarım dedim ama ne derece bakabilirdim bilemem. Çalışmak zorundasın, para kazanmak zorundasın...” Jübile yılan hikâyesi Bir futbolcu için jübile yapmak çok önemli. Ama İsmail bunu gerçekleştirememiş. Onun bu konuda yaşadıkları insanı hem düşündürüyor hem de kızdırıyor. 2000 yılında jübilesi maçtan bir gün önce iptal edilmiş. Hastalığında en önemli şey moral olan İsmail Gökçek bu olaydan çok etkilenmiş. Eşi kimseyi suçlamadan anlatmaya çalışıyor ama küskünlüğü sesinden belli. “-Federasyon Başkanı Haluk Ulusoy, İsmail adına organize etti jübile maçını Trabzonspor-Galatasaray oynayacaktı. ‘Tamam’ dendi, davetiyeler basıldı. İsmail onların bir kısmını sattı. Bir gün kala o zaman ikinci başkan olan Mehmet Cansun Galatasaray’ın o zamanki teknik direktörü Lucescu’nun futbolcuların sakatlanabileceğini söyleyerek maçı istemediğini bildiri ve maç iptal oldu. İsmail’in psikolojisi bundan çok etkilendi. İnsanların paralarını aldığını, onları kandırdığını düşündü, çok üzüldü. Ben diyorum ki; İsmail boşver artık jübileyi Allah bize jübileyi nasip etmesin, sağlığını nasip etsin...” İ.G. “-Oynanacak... Jübilem oynanacak, o maçı oynayacağım muhakkak. İkinci lig takımları da olsa. Hiçbir şey kazanmasam da o maç olacak. Çünkü o insanlara borcum var. Herkes yaparız diyor organizasyona gelince sen yap sonrası tamam diyorlar. Benim zaten jübileyi organize edecek durumum olsa jübile yapmam. Herşeyi bu halimle benden bekliyorlar...” “Peki ya Trabzonspor kulübü, onlar üstlenmedi mi bu iş” diye soruyorum yine bütün gücünü toplayarak konuşuyor İsmail; “-Trabzonspor da yaparız ederiz diyor ama ön plana çıkıp organizasyon üstlenmediler. Sen ayarla biz varız diyorlar...” Herhalde kulüpler kendine yakışanı yapıp İsmail’in “Mutlaka oynayacağım” dediği jübilesini bir an önce gerçekleştirirler. Bizim de dileğimiz Adalet hanımın dualarının kabul olması, İsmail Gökçek’in bir an önce sağlığına kavuşması... ...Ve “İyileşince mutlaka hocalık yapacağım, başımı yastığa koyunca hep bir takımı çalıştırdığımı hayal ediyorum, hep bunun hayalini kuruyorum” diyen İsmail’i istediği gibi Trabzonspor’un başında görmek... Omuz omuza... O’nun adı “Şükran”dı... Sanki gösterdiği çaba ve destek çok önceden sezilmiş de ismi konmuş gibi... Bugünkü konuğun adı da “Adalet”... Yaşadığı zorluklara, üzüntülere rağmen kendine, hayata ve eşine karşı âdil olmaya çabalamasından almış sanki adını... İki genç kadın Şükran ve Adalet... İki ünlü futbolcunun eşleri onlar... Ama onları birleştiren tek ortak payda bu değil. İkisi de büyük bir zorluğu omuzlayacak cesarete ve özveriye sahip. Bilmem hatırlayanınız var mı; bundan bir yıl önce sayfamıza konuk olmuştu Şükran Balkanlı... Eşi eski ünlü futbolcu Sedat Balkanlı’nın amansız hastalığını, yaşadıklarını anlatmıştı. Bugün de Adalet Gökçek konuğumuz. Bir zamanlar Trabzonspor’da top koşturan başarılı futbolcu İsmail Gökçek’in eşi. O da eşinin rahatsızlığına rağmen dimdik ayakta durup ailesine sahip çıkıyor. Dahası İsmail’le birlikte kurdukları dernekle aynı hastalığa yakalanan insanlara yardımcı olmaya çalışıyor. İsmail Gökçek’e ALS teşhisi 1999’da konmuş. Kollarındaki seğirmelerle kendini gösteren hastalık, bugün elini kolunu kullanamaz hale getirmiş İsmail’i ve konuşmasını da etkilemiş. Çok zorlanarak boğuk ve yavaş seslerle konuşuyor. Ama bu o onu yıldırmıyor, yorulsa da bir şeyler anlatmaya çabalıyor. Hayata bağlılığını yüzünden eksik etmediği gülümsemesiyle hiç bırakmıyor. ...Ve “Herkese çağrım hiçbir şeyi ertelemesinler, onlar için ‘sonra’ olmayabilir” diyor üstüne basa basa... İşte yeminine sadık bir eşin ve hastalığa karşı mücadeleyi kazanacağına inanan İsmail Gökçek’in bizimle paylaştıkları...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT